ISLAK BİR GECEYDİ
Islak bir geceydi,
Ay ışığının unuttuğu sokaklardan geçiyordu yüreğim.
Kırılmış saatlerin paslı akrepleri
Zamanı değil,
İçimde çoğalan sessizliği gösteriyordu.
Meğer her ayrılık
Bir kuşun göğsünde sakladığı son göç haritasıymış.
Bunu en iyi,
Kanatlarını rüzgâra emanet eden yaralar bilirdi.
Eğer bir gün adımı söküp alırlarsa dudaklarından,
Beni uzak, tanıksız iklimlere sürüklerlerse,
Ardımdan ağlama.
Alnımdan havalanan o yalnız serçe,
Sana değil,
Yarım kalmış düşlerime varacak önce.
Ben,
Gecenin omzunda uyuyan bir türkünün kırık hecesiyim şimdi.
Dokunsan dağılırım belki,
Her parçama sinmiş bir bahar kalır.
Bir çocuğun terk edilmiş salıncağında
Gıcırdayan hatıralar gibi sallanıyor ömrüm.
Gökyüzü,
Eski bir mektubun sararmış kenarı kadar kırılgan.
Umut...
Payına düşen bütün yangınları içtikten sonra
Bir damla yağmur olmak istemişti yalnızca.
Ne var ki bulutlar küsmüştü yeryüzüne,
Nehirler de kendi seslerine.
O vakit anladım,
Bazı hikâyeler mutlu bitmek için değil,
İnsanın kalbinde yankı bırakmak için yazılır.
14.04.1994
Ali Fırat DicleKayıt Tarihi : 14.07.2026 14:03:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!