Zuhal Aksulu Şiirleri - Şair Zuhal Aksulu

Zuhal Aksulu

Sevsen de başkasını
Önüne geçemezsin kaderin
Artık topla kafanı
Anla ki benim senin kaderin...

Devamını Oku
Zuhal Aksulu

Koca koca bulutların gökyüzünü kararttığı kasvetli bir sonbahar günüydü.. Üşüyordum.. Yürüyordum...Bilmediğim bu yabancı sokaklarda yalnız.. Kendimi arıyordum..
Rüzgarın uğultusu yıllar önce ölmüş ve sıkıntıdan patlamış ruhların çığlıkları gibi.. beynimde yankılanıyordu. İki yanı ağaçlarla kaplı uzun ve dar bir yolda yapraklar yerde dans ediyorlardı... Bense kafamı eğmiş 'belki' diye diye ağır adımlar atıyordum... Kimdim ben.. neydim.. ne yapıyordum..? Ne işim vardı buralarda.. neredeydim? Beni yalnızlığımla baş başa bırakan, ruhumu ortadan kaldıran katilim neredeydi?
Kafamda binlerce soru işareti.. binlerce ok... hepsi de aynı şeyi soruyor... aynı yönü gösteriyor.. İnatla direnmekten başka bir şey gelmiyor elimden.. direniyorum kendime.. direniyorum ruhsuz bedenime...
Kafamın üstünden bir kuş çığlık çığlığa geçerken duydum çan sesini.. sanki halimle dalga geçer gibiydi kuş... sanki... güler gibiydi.. irkildim çan sesiyle...Yapraklarını göz yaşlarım gibi tek tek dökmüş.. sanki ruhum gibi kurumuş ağaçların ortasında olanca heybetiyle duruyordu orada... Yüzlerce yıl öncesinden kalma... Rönesans devri mimarisini gururla taşıyan bir Katolik kilisesiydi sanırım.. O bile bir ruh taşıyor gibiydi.. ben kurumuştum... Çan sesleriyle bir şeyler anlatmaya çalışıyordu.. ben susuyordum....
Hızla kiliseye doğru yöneldim.. İçimde, içinde bir şey bulacağım ümidiyle.. Onun o kocaman ahşap kapısından geçince fark ettim.. Uzun zaman olmuştu ben kapılarımı kapayalı.. çanlarımı susturalı... ne gelen vardı ne giden.. garip bir zangoç gibi kalmıştım içimde.. gidenin ardından çan kulesinden bakakalan.. Bir el dahi sallanmamıştı.. Bir ruh bırakılmamıştı.. ve içimin ayazı şu taş duvarlı koca binadan bile beterdi... Donuyordum... dondukça kaçıyordum işte...
Çok şey hatırlattı bu kilise bana işte... içimi...

Devamını Oku
Zuhal Aksulu

Gözlerimi kapattım
İçime daldım
Kimselerin daha giremediği
Issız sokaklarda dolaştım
Ne bir ses, ne bir nefes...
Bir tanrı kuluna rastlamadım.

Devamını Oku
Zuhal Aksulu

Bir kör kuyunun başında buluştuk senle
Gerçekten çok meraklıydık ikimiz de
Ben eğilip baktıkça orda ne var diye
Sen tutup çevirdin hep beni geriye
O kuyunun başında çok günler geçirdik
Kimi zaman güldük, kimi zaman seviştik

Devamını Oku
Zuhal Aksulu

Bana birgün 'belki de' dediğinde
İçimdeki kronometreye bastın
Günler artık günlerin peşinde
Süren de hızla azalıyor yandın!
'sonra ne olacak' deme boşuna
Durdurma düğmesini mi aradın?

Devamını Oku
Zuhal Aksulu

Masallar anlattılar bize hep
Kırmızı başlıklı kızı kurtaran
Bir avcı değil miydi?
Pamuk prensesi gelip götüren
Yakışıklı prensiydi
İnandım hep bu mucizelere

Devamını Oku
Zuhal Aksulu

Öyle derinden geliyor ki hüznün kara bulutları... sessizce... baharlara da yağmur yağarmış. Aşık olan da ağlarmış meğer...
Tam güneşim doğdu, içimde gömülü mutluluk tohumları çiçek açtı derken.. sen sakin bahar yağmurunu beklerken, fırtınalar kopabiliyormuş meğer.
Meğer en neşeli anında, sen baharın kumruları olup hüznün kanatlarını kırmayı umarken, bilmediğin atmacalar kalbini bir lokmada yutabiliyormuş... sevip coşması gereken, coştukça seven aşık, baharında kopan fırtınalarla ağlayabiliyormuş meğer...

14.12.2006

Devamını Oku
Zuhal Aksulu

I.
Bir ses ver be hasretim
İçinde nokta kadar yerim olduğunu bileyim
Virgül gibi eğme beni
Bırak da seni seveyim...

Devamını Oku
Zuhal Aksulu

Neden mi?
Bazen nedensiz sever insan..
Hiç düşünmeden..
Kendini bulur sevdiğinde..
Sözlerini.. gözlerini bulur..
Düşünceleri olur sevdiği..

Devamını Oku
Zuhal Aksulu

Diskoda içilmiş iki biranın üstüne onun o küçük ama sevimli odasında ev yapımı tatlı şaraplarımızı yudumluyorduk... gürültünün ve alkolün etkisiyle zaten kendinden geçmiş ruhum, şarabın tadını ilk aldığı anda daha da kendini kaybetti. Öyle güzel, öyle tatlıydı ki... dudaklarım arasına aldığım her yudumda aslında tatmak istediğimin şarap olmadığını hissediyordum her bir hücremde. Birkaç gözyaşı döktüğümü hatırlıyorum dizlerinde, geçmişe ve beni üzenlere.. gereksizdi belki, belki hiç olmamalıydı... ama o gözyaşları ile silindi gitti geçmiş gözlerimden ve zihnimden... o gözyaşları.. ve sözleri cesaretlendirdi beni derinden. “SENİ SEVİYORUM”... dökülüverdi kelimeler dudaklarım arasından birden... önce bir şaşkınlık, sonrası sessizlik. Sonra.. sonra karşılık bulmuş duygular ve hasretten yanmış dudakların kavuşması.. karanlık geceyi bölen artık sadece tatlı gülüşler, yakıcı sevişler ve birbirine karışmış nefesler... hiç bitmesin dediğimiz.

Uzun bir gecenin ardından güneş daha yeni merhaba derken bize, onun sıcak öpücüğüyle uyandım.. gözlerimi açtığımda gördüm ki kendi evimdeyim.. gördüm ki ben sadece kendimleyim.. işte o an sonsuza kadar uyumak istedim...

Devamını Oku