Akşam güneşinde parlayan, hasat vakti gelmiş dolgun başaklar renginde saçların vardı... kokusu kaldı ellerimde.
Bulutsuz, açık bir havadaki gecede bile görmemiştim o kadar çok yıldızı, gözlerinde gördüğüm yıldızlar kadar... yılların ince çizgiler açmaya başladığı geniş bir ovanın altına saklanmış uçsuz bucaksız evrendi gözlerin ve milyonlarca yıldızı gizliyordu parıl parıl... insanın en umutsuz, en karanlık günlerini bile aydınlatırdı o yıldızlar, o parıltılar.
İki şahin gibi gerilmişti kaşların o yıldızların üstünde... sanki sonsuzlukta uçuyorlardı, gergin, mağrur... sinirlendiğin zaman bir araya geliyorlardı, kanatlarını birleştirip öyle uçuyorlardı insanın üstüne... sanki saldırmak istercesine.
Sevinirim
Gülünce
Ben de ağlarım
Seninle
Ama yanarım
Sen başkasını sevince...
Gitme diyemem ki
Sevmeni bekleyemem
Sen ellerin olmuşsun
Benim ol diyemem
Seni öldüremem ki
Seni özlüyorum bu gece
Okları saplanırken sevdanın göğsüme
Nefretle doluyum senden ayrı geçen günlere
Esir olmuşken o güzel gözlerine
Reva mıydı bu ayrılık bize, söylesene
Sen çok uzaklarda
Erişilmez bir yıldızsın
Namuzsuz gecelerde bana
İnce bir ışıksın
Seviyorum seni, bahtsız, kadersiz mecnun gibi
Bir elimde sigara
Bir elimde sensizlik
Bir duman çekiyorum
Bİr sana bakıyorum
Sigara bile bitiyor da
Sensizlik gitmiyor benden
Sigaranın beni zehirlemesine izin veriyorum
Senin de...
Her nefeste seni içime çekiyorum
Ta kalbime
Sigara beni öldürür mü bilmem ama
Sen,
aşkım...
nasıl gök gürlüyo dışarda..
nasıl yağmur yağıyo...
bir yandan 'eternal flame' çalıyo..
şöyle şirin bir dağ evinde
sıcak bir ateş şöminede
Sessiz gecede sensiz
Aşksız, cansız, nefessiz
Yüreğimde ateşin alev alev
Yakıyor içimi, susuyorum...
Sonra gidip bir bardak su içiyorum
Geçmiyor bitanem, geçmeyecek...




-
Sunay Yaprak
Tüm Yorumlarselam;
Az Kullanılmış satılık bir kalp vardı bir aralar, ne oldu müşterisimi çıktı... Ortadan kaybolmuş