Kalbim küt küt
Herşeyi hesaba çekiyor
Eller diyor
'Ben dokunmadım, dokunamadım'
Dudaklar 'tattım, doyamadım...'
Beynim diyor
Teslim olur suçlular, bilir ki sonu hapishane... teslim olur askerler, vatan için sevgiyle...
Teslim olur aşıklar, sevdiği bilse de bilmese de.. bırakır kendini sevdiğinin eline. Öyle saf, öyle çıplak... öylece işte.
Bu teslimiyetin değerini bilmez kimisi... tıkar aşığı penceresi bile olmayan, köhne bir hapishaneye... ağlamaktan yosun tutar hapishane duvarları... ne bir ışık, ne bir umut... öylece kalakalır seven. Ve.. ve sonra boğulur kendi gözyaşları içinde.
Kimileri görür bu teslimiyeti, el üstünde tutar seveni... tıpkı yurdu koruyan asker gibi... en yücedir, en kutsaldır onun ellerinde seven. Sevgisinin gururunu taşır bedeninin her bir hücresinde...
Kaç kişiyi sevdim şimdiye kadar... kaç kişiye teslim oldum kendi ayaklarımla... hep vatanı koruyan asker gibi gururlu, el üstünde tutulan olmayı beklerken, adi bir suçlu gibi hapishane köşelerine sürüldüm. Kim bilir kaç kişi için içinde boğulduğum gözyaşları döktüm... bir esaretten kurtulup kim bilir kaç hapishanede çürüdüm...
İkimiz de hayatımızda ilk defa Paris’e gelmiştik. Ve havaalanında daha ilk adımımızı atar atmaz aşk şehrinin o büyülü havasına kendimizi kaptırmıştık. Nice zaman önce demiştim Paris için “bir gün gerçek aşkımı ölümsüzleştirmek istediğim yer” diye. Gelmiştik işte Hasret’imle aşkımızı ölümsüzleştirmeye.
Sarmaş dolaş çiftlerin bir mutluluk nehri gibi sokakları arasında dolaştığı bu büyülü şehirde ilk gittiğimiz yer eifell kulesiydi. Hasret’imin zaten tatlı olan öpücüğünü daha da tatlı kılan, aşkımızı ölümsüzleştiren o kulenin dibinde bir soluk gibi geçen kaç saat kaldık hatırlamıyorum... sonra o sevgi nehrinde kocaman bir damla olduk biz de.. adımladık tüm Paris sokaklarını...
Taa ki o çok meşhur müzede sarmaş dolaş gezinirken çıplak bir torsun yanında yok yere birbirimizi kırana kadar. Dilim kopsaydı da söylemeseydim dediğim o birkaç kelimeyi söyleyene kadar... “Seninle evlenmek istiyorum, hadi burada evlenelim...” oysa ben o büyüye kaptırmış kendimi, sevinç çığlıkları beklerken buz gibi oldu hava.. Hasret’im dediğim evlilik lafını duyunca tüm büyünün bozulduğunu söyledi... ve beni oracıkta, o torsun yanında tıpkı o heykel gibi elsiz kolsuz ve ruhsuz bırakıp gitti.
Sana yazmayı seviyorum
Seni yazmayı seviyorum
Seninle hayatı
Yaşamayı paylaşmayı
Nefes almayı seviyorum
Sana gelmeyi seviyorum
Sırf
Sen 'yakışmıyor' dedin diye
Sigarayı bırakmıştım
Sen
Benimle çıkmayı yakıştıramayınca
Yeniden başladım!
Sigarayı bırakıcam
Seni de...
Eğer birgün beni ararsan
Bir sigara yakıcam
Eğer sigara istersem birgün
Seni arıycam...
Genç yaşımda sevgisiz
Kaldığımı sanmıştım
Dermanı sigaradan
Bulduğumu sanmıştım
Birgün arkadaşlarla
Bugün bir yerde okudum
Şiir şeytan işiymiş
Ne yapayım?
Şiir yazdıran sevgiymiş...
Ben seni sevdiğim müddetçe
Yani sonsuza kadar
Sığındığım son liman
Artık beni kabul etmiyor
Hayatında bana yer kalmamış
Usuldan gitmek gerekiyor
Çabuk geçiyor zaman
Kelimeler uçuyor beynimde
Duygularım deliriyor kalbimde
Umutlarım soruyor umutsuzca
Olacak mısın benimle?




-
Sunay Yaprak
Tüm Yorumlarselam;
Az Kullanılmış satılık bir kalp vardı bir aralar, ne oldu müşterisimi çıktı... Ortadan kaybolmuş