Hiç düşündünüz mü
neden zeytin dalıdır barış?
Neden bir papatya değil,
bir başak değil,
gökkuşağı değil gökyüzünde
yedi renkli bir umut mesela?
Neden?
Çünkü zeytin bilir
savaşın ne demek olduğunu.
Kökleri toprağın derininde
eski insanların ayak izlerine değer,
gövdesinde bin yıllık suskunluk,
dallarında çocukların elleri vardır.
Bir zeytin ağacı
öyle kolay boy atmaz göğe.
Acele etmez.
İnsan gibi büyür,
toprak gibi sabreder,
ana gibi bekler.
Ve bilir ki
meyve vermek için
önce kök salmak gerekir.
Bir güvercin düşünün…
Beyaz kanatlarıyla
tufanın üstünden geçiyor.
Dünya sular altında,
şehirler suskun,
evler yok,
insanlar korkunun içinde.
Gök kurşuni…
Ve o küçücük kuş
dönüyor gemiye.
Gagasında
bir zeytin yaprağı.
Sanki diyor ki:
“Ey insanlık!
Yeter artık.
Sular çekiliyor.
Çıkabilirsiniz karaya.
Yeniden kurabilirsiniz dünyayı.”
Ama biz
kaç bin yıl sonra
hâlâ aynı tufanın içindeyiz.
Bu kez gemiler tahtadan değil,
çelikten.
Bombalar gökten yağmur gibi yağıyor,
çocuklar gökyüzüne bakınca
bulut değil uçak görüyor.
Bir anne
çocuğunun elini tutuyor
sınır kapısında.
Bir baba
evinin anahtarını cebinde taşıyor
ama açacağı bir kapı kalmamış.
Bir madenci
yerin karanlığından çıkıp
güneşe bakıyor.
Bir işçi
ekmeğinin peşinde
sokağın ortasında coplanıyor.
Bir öğrenci
geleceğini arıyor
bir pankartın gölgesinde.
Ve dünyanın bir yerinde
bir başka çocuk
adını bilmediğimiz bir savaşta
uyuyakalıyor
oyuncaklarının yanında.
İşte o zaman
bir zeytin dalı düşüyor aklıma.
Çünkü zeytin
yangını da bilir.
Kavrulur.
Kararır.
Gövdesi çatlar.
Ama toprağın altında
bir yerlerde
inatçı bir kök kalır.
Sonra…
Bir gün
küçücük bir yeşil sürgün çıkar
yanmış gövdenin bağrından.
İşte barış da budur biraz:
Külün içinden yeşil çıkarmaktır.
“Bitti” denilen yerden
yeniden başlamaktır.
Düşmanın kapısına
taşla değil
ekmekle gitmektir.
Kinle büyütülen çocuklara
bir gün
oyuncak uzatmaktır.
Ve insanın insana
yeniden insan olduğunu
hatırlatmasıdır.
Zeytin dalı
pahalı bir şey değildir.
Bir saray kapısında
altın gibi parlamaz.
Madalyası yoktur.
Makamı yoktur.
Kürsüsü yoktur.
Ama bir köylünün avucunda
bir ülkenin geleceğinden daha ağırdır.
Çünkü zeytin
toprağın dilidir.
Açlığın karşısında
ekmektir.
Savaşın karşısında
hayattır.
Ölümün karşısında
inatla yeşermektir.
Ey dünyayı yönetenler!
Bir gün olsun
haritalara yukarıdan bakmayın.
Bir çocuğun gözünden bakın dünyaya.
Bir annenin penceresinden…
Bir madencinin karanlığından…
Bir işçinin nasırlı elinden…
Bir mültecinin sırtındaki çantadan…
Bir yaşlının
evlatlarının mezarına bakışından…
Belki o zaman anlarsınız:
Hiçbir savaş
bir çocuğun gözyaşından büyük değildir.
Hiçbir sınır
bir annenin yüreğinden uzun değildir.
Hiçbir bayrak
insan hayatından kutsal değildir.
Ve biz,
yeniden bir güvercin bekliyoruz.
Gökten değil,
insanın içinden uçacak.
Gagasındaki zeytin dalıyla
şehrin üzerine konacak.
Diyecek ki:
“Yeter!
Silahları susturun.
Fabrikaların bacaları tütsün,
topların namluları değil.
Çocuklar okula gitsin,
sığınaklara değil.
Madenciler yerin altından
ekmekle çıksın,
ölüm haberleriyle değil.
Anneler pencerelerde
evlatlarını beklesin,
tabutlarını değil.”
Çünkü barış
bir şiir değildir yalnızca.
Bir ekmektir.
Bir işçinin alın teridir.
Bir çocuğun kahkahasıdır.
Bir annenin
“geç kaldın oğlum” deyişidir.
Bir sevgilinin
kapıyı açık bırakmasıdır.
Bir köylünün
toprağa yeniden tohum atmasıdır.
Ve belki de
yanmış bir zeytin ağacının
külden yeniden yeşermesidir.
Öyleyse
alın elinize
bir zeytin dalı.
Ama yalnızca
savaş meydanlarında göstermeyin.
Meclislerde gösterin.
Fabrikalarda gösterin.
Maden ocaklarında gösterin.
Okullarda gösterin.
Sınır kapılarında gösterin.
Açlığın önünde gösterin.
Adaletsizliğin karşısında gösterin.
Çünkü barış
yalnız silahların susması değildir.
Barış,
insanın insana
zulmetmediği bir dünya kurmaktır.
Ve bir gün,
tufan yine çekilecek.
Gökyüzü açılacak.
Kuşlar yeniden uçacak.
Çocuklar
çıplak ayaklarıyla
toprağa basacak.
O gün
bir güvercin gelecek
uzaklardan.
Gagasında
bir zeytin dalı…
Ve insanlık
ilk kez gerçekten anlayacak:
Barış,
savaşın olmadığı gün değil;
insanın insana
insan olduğu gündür.
Kayıt Tarihi : 13.08.2026 22:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!