dikiz aynasından gördü
geçip giden hayatını
durdu
yansımalar içinde
kendini buldu
uçuşurken harfler
birden penceremin buharına konuyor
iki kara üzüm tanesi
delip geçiyor her şeyi
kalın kaşların altında
hayatıma vurulmuş bir damga
yaralı atlar iniyor gün batımlarında bu şehre
güneş elini eteğini çekince
keskin bir koku
hepsi birbirinden biliyor
deniz kızıla dönünce
bulutlar açıyor ellerini
hepimiz mitolojinin içindeyiz
yarısı insan oluyor sevdiklerimizin
hayallerimizden oluşuyor diğer yarısı
neresinden baksak
yarım kalmışlık
birbirimizle tam oluyoruz
bir gün daha geçti
güneş önümüzdeydi bazen
bazen hiç görünmedi
yaşamak diliyordum
temiz ve pak
alnındaki ateş kadar sıcak
her gün bir yerlerde karşılaştığımız
farkına varmadığımız çocuklardı onlar
şimdi yanımızdaki
avuçlarında saklı düşleri
yarın için ezberledikleri kelimeleri var
yüksek bir dağa tırmanmıyordun
ciğerlerin oksijenle bayram etmiyordu
yeni bir şey denemiyordun
mesela yüzmek gibi
mor gelincikler sardı etrafı şimdi
sen geçmişsin
gözünün izi kalmış üzerinde
vakit yaz
ayaz vuruyor pencereye
bu mevsimde yağmur yağmamalıydı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!