Dostun dostu, satmadığı o günü,
Dünü bu günü yarını da anlat.
Garibin yollandığı o sürgünü,
Anlat da bilelim dünü bu günü.
Anlat geçmişte ki, zenginlik neydi,
Nasır tutmuş o ellerin cennet kokarken,
Bir kelebek misali, sen ansızın gittin.
Gittin yüreğimde ayrılığın yarası,
Kalbimde hasret ateşi bırakıp gittin.
Hani her ağladığımda sendin güldüren,
Özlerdim çocuk yuvası yurdunda,
Yılda bir ay, yatardım mis koynunda,
Dil Anne der el sarılı boynunda,
Yirmi sekiz yıldır, kokun burnumda.
Otobüse koşar, yere düşerdin,
Hak şerbetini içtim, aşkın bağında,
Muhammedi aradım, gülü dalında.
Bir gül ki? o gül Ahmetdir Nur dağında,
Payidar Allah dedim, aradım seni.
Aşk dediğin, cismin şerbetine banmak,
ARKADAŞ
Arkadaş İnsanın meziyeti hiç değişir mi?
Evet hemde nasıl değişir hiç tanıyamazsın.
Dünyanın tozuna inanıp taprağına kanan,
Haram harmanında elde tırmık saman sallayan.
Gariban açlık içinde nefes soluyor.
Parası olana çeşmeden su doluyor.
Her tarafı sahtekar Alimler kaplamış,
Asayı taşa vuranlar Alim oluyor.
En lüks kurşunsuz arabalara binerler,
Aşk değerli elmas taşından,
Aşkı bilmez ki kalbi taştan.
Anlamaz gözden akan yaştan,
Aşkı bilmeyene verme gönül.
Hayvanlar bile anlar aşktan,
Hakk'a kurban bi yareyim,
Hakk'a aşık divaneyim.
Divanına bi çareyim,
Aşkın beni benden etti.
Kula anlatsam hikmeti,
Ey zayıfların Güçsüzlerin yardımcısı,
Ey Fakirlerin yoksulların dar gün hazinesi.
Ey gariplerin kimsesizlerin sahibi,
Ey Kafir Münafık Müşrik Fasık olan kulları Kahhar ismiyle kahredici.
Ey kainatın nimetlerin varlıkların sahibi,
Oturmuş cafede, yudumlarken kahvemi,
Rahil eyledi yüce Hakk gönül bahçemi.
Ebabil ey Ebabil, tut ahzar lehçemi,
Yaradana ulaştır, aşk sır dilekçemi.
Yaralı Ebabil, uçtu avuçlarımdan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!