Memleketimin ırmağı
Nazlı akar Kızılırmak
Yıllarca durmadan aharı
Nazlı akar Kızılırmak
Gece gündüz ağlayanım
oyunuzu bana verin
ananızı ağlatayım
koltuğu rahat görünce
kıçınızı dağlatayım
salavatla girdi safa
Adam kırkını aşmış
Saygısızlık diz boyu
Kendi aklıyla şaşmış
Korsanlık tek amacı
Taşar kendi bendini
Kış mevsimi, ağaçların hışıltılı kapı gıcırtısı, rüzgarlar düğünü, sanki dışarıda öyle şiddetli. Uğultulu davul çalıyor. Gecenin karanlığı güneşi örtmüş, yanlız gökte yıldız ve ay görünüyor. Caddeler sakin. O kadar iştihamlı değil. Ayık olmayan kafalar dört arkadaş için. Karar verirler bir banka soymaya, Ayık olmayan kafayla gecenin karanlığında… Küçük bir kasaba nahiyesi, zengin olan, çalışan işçisinde parası az olan, dört bir tarafı dağlarla kaplı, sıra sıra uzunca uzanan dorukları, kurdun kuşun yuvası, karacaların kaya keçilerinin tırmandığı dağlar burası, kışı zorlu yazı ayazlı olur.
Kasabanın dağ etekleri erir, üst doruklar erimez. Çam ağaçları burcu burcu kokar.
Kokusu dağları aşar kasabaya kadar gelir, kilometrelerce uzaktan esen yel getirir
Kasabaya kokuyu…
İkisi gözcülük eder. Biri kapıda bekler, diğeri kapıyı açmak için zorlar ve kapıyı açar. Alarmı keser zorlanmadan. Polis karakolu iki sokak ileridedir. İçeri giren biraz içerde dolanır, etrafı süzer, kasaya koşar. Miktarını bilmediği parayı çuvala doldurur ve dışarı çıkar. Koşarak arabaya doğru. Bu sırada devriye gezen nöbetçiler kaçan adamı görürler. Banka kapısına gelirler. Bankanın soyulduğunu anlarlar ve düdük çalarlar.Düdük seslerini duyan polis harekete geçer. Yollar kaygandır i süratli sürülmez karlar ince ince yağmaktadır. Polisler banka önüne gelirler, Bekçiden olayı öğrenirler.
Kalbimde bir sızı
Çevreme bakınıyorum,
bulmaya çalışıyorum
Kalbimde ki sızının nedenini
Sorguluyorum kendimi
Gözlerim arıyor birilerini
Fırtınaya karıştım
Alp dağlarından savrula, savrula
Toroslara ulaştım
Gülüşün
Göz bebeklerinden
Kızıl ırmağa akıyor
Kalemim sana diyorum
Sana emir veriyorum
Yaz ustama yaz bir yorum
Alın terimi dök kalem
Satır satır karaladım
Kaplan ile geldi güzel mutluluk
Bulunmuyor hani o eski dostluk
Varlığına ihtiyacım var şu sıralar
Aramızdan çekip gittin ansızın
Yaşamıştın dolu, dolu bizimle
Kazma sesi çınlar zorlu madende
Çalışmıştı evlat orda dedende
Şimdi yer altında çalıştın sende
Kara elmas ağıt oldu sardı yas
Önlem almaz oldu patron orada
Kara günü sorma bana
Ak günleri göreceğiz
Halk uyansın uykusundan
İktidara varacağız
Rengi solmaz çiçeklerin




-
Yusuf Ter
-
Ali Turalı
-
Ali Turalı
Tüm YorumlarKIRBAÇLAMAK DÜNYAYI
İlk bakışta Yusuf Ter’in öyküsü bildik bir serüveni anlatıyor gibi; ücralardaki “bizim köy”lerden birinde doğmuş Ter, yoksulluk ailesiyle birlikte onu yaban ellere savurmuş, hasret, baskı, yoksulluk, çileler üstüne çile O’nu Düş ülkesinin ezgilerine vurmuş, oradan da duygul ...
DOST YUSUF
“Güzel insan Yusuf Ter’e”
Yıllardır hep doğru yazdığım için
Nedendir hep beni suçlarlar Yusuf
Düzenin hilesin sezdiğim için
İdama bizlerden başlarlar Yusuf
Şöyle düşünürüm olan çok acı
Tilkiye vermişler krallık tacı
Bu düzende meyve veren ağacı
DOSTUM YUSUF TER
1970 de Kozanlı’ nın, İmranlı Köyünde Dünyaya gelen Yusuf Ter, küçük yaşta babasının işi gereği İsviçre’nin Basel kentine gider. Bu göç esnasında eğitimini de İlkokul dördüncü sınıfta bırakır bir daha okula devam etmez. Fakat, İlkokulu bile bitiremeyen Yusuf Ter, boş durmaz, ...