Uzaktan bir bayan gelir düşe sallanır,
Dedim yorgun musun söyledi yok yok
Gözlükler takınmış san güneşten sakınır,
Dedim düş mü serkeş olmaya, söyledi yok yok
Dedim başın nedir dedi imaj örtümdür,
Koşuyorum, babam koşuyor arkamdan
Aç kalsa biliyor kuşlar gibi rızka sağlam
Sabrın ince sırtında salınan sarı başaklar
Büyür içinde dağ gibi sağlam aşklar
Ocak başında bekler aş ekmek uman
küçükte olsa vardı bir damı
yaz boyu sırtında taşıdı adamı
yük çekti, hasta çekti dert çekti
işine emek kattı güç kattı
adama o ne güzel doru attı
Ana dilim süt dilim
Sensin irfan, öğüt, ilim
Dilimi yadeller çaldı
Acıyor yüreğim dilim
Dilimin ucuna geldin
Biliyorum durmayacak gideceksin,
Hasretimden, nerede olduğunu bilirim,
Şimdiden söyleme ne zaman geleceksin,
Anılarla konuşur onu arkadaş edinirim.
Ankara’nın mizac-ı akıldan çıkmadığını
gözlerinde tüttüğünü
söyleyen
memleket sürgünü hayvanlar önce
Sincan Kümes hayvanları Parkında
hasret giderirler
çırılcıplak sürdüm yağız atımı
beşiğim boş heybem boştu
ne zaman kimden geçti bunca yıl
elimde kalan kocaman bir bomboştu
bir acele etsem şu denizi dağı geçsem
Seller çoşar üstüm başım çiğneyecek
dağlardan kopmuş bir akın
parmak uçlarım ha değdi ha değecek
güneş öylesine yakın
Ne sellerden kurtulurum
Aramak akılla başlar
Önce kalbinde ararsın aklını
Aklını başına al derler
Bak şimdi düşüncemin ana caddesindeyim
Aynalar yalnızca siz bakın bana
Beni, başka hiç kimse görmesin
Yalnız siz ve ben yaşayalım dünya da
Sizi, benden başka kimse bilmesin
Ayna konuşma bana, bir söz söyleme




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!