Üç adımlık odamda
Küçücük bir dünya
Gõkyüzüm kuyu ağzı kadar
Parmaklarımın sayısını geçmez yıldızlar
Ay arada bir uğrar geceme
Şavkı hiç vurmaz pencereme
Zaman zaman solar sevda gülleri
söner içimizde aşk ateşleri
sende unutmayasın kötü günleri
bizi eyleme mecbur kılanlarda suç
uç güvercinim uç
Dümeni kırılmış yelkeni yırtık
son geminin son yolcusuyuz artık
ardımız fırtına önümüz durgun derya
bize o mavi liman çok uzak artık
üçüncü bahar yaklaştı gülüm
Neye özendiysem en fazla beş adım yaklaştım
bir şeyler tutmama engel oldu
çizdim mutluluğun resmini toprağa
akabinde yağmurlar yağıp bütün düşlerim çamur oldu
hiç bir şey göründüğü gibi değildi
yüzler,
Bir uçurtma yaptım saldım gökyüzüne
kuyruğu saçlarından rengi buğday teninden
nazlı nazlı süzülüyor çitası elmacık kemiğinden
yapışkanı zamk ağacından ipi ipek böceğinden
bir uçurtma yaptım gülen suretinden
rüzgarı ödünç aldım kavak yellerinden
Gülüşler bir yana dursun
ağlamak bile güzeldi seninle
varsın kavuşmak imkansız olsun
sarılmak bile güzeldi hayaline
ben bir gece ansızın
çekip gideceğim kendimden
Bursanın göbeğinde göğe bakar yirmi kubbe
yörük bahadır ile hacı ivazın izi var temelinde
karşısında uludağ avlusunda soğuk akan çeşme
ortasında havuzlu şadırvan tam on sekiz köşe
emir buhari salık verdi yıldırım beyazıd emir
Güneş doğar güneş batar güneş dağın arkasından
bir hüzün manzaradır ki demir parmak arasından
anlayamazsın anlatamazsın
kayıp gider zamanın tutamazsın
duvarlara çentik atar her akşam
ve yine unutursun
Yeşil elma mayhoş olur
Ellerinden gülüm bir hoş olur
Biz yan yana can canayken
Elaleme gülüm neden dert olur
Kahvede gider aş üstüne
Dert eklemem dert üstüne
Beni anlamadığına değil
bu zaten mümkün değil
bana inanmadığına yanarım
sevgilim
kendini filozof sanma
olmadığın her sözünden bellidir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!