Düşün..
Düşün Sakiya. Birlikte yaşlandığımızı düşün..
Seslendiğinde romatizmayı unuturdum
Sana yürüdüğüm kilimler, halılar uzardı.
Ayaklarıma koca koca patikler yapardın belki
Belki birkaç tansiyon hapı içerdim,
Role mi girdim ben? Ne oluyor anlamadım
Sanki kızmış gibiyim bu durgun hayata
Sanki öfkelenmişim sakinliğe
Bir ses olsun ne olursun, bir ses..
Neyse ki sesini duydum,
‘kahve güzel mi?’
Sualin havada kalmadan cevaplayayım,
Çünkü yanıtlarım uçmayı bilmez.
‘Harika olmuş, bu içtiğim en iyi kahvelerden..’
Tam da böyleyiz bak karşı karşıya.
Yaş altmış beş,
Her gün geçmişten bir şeyler gelir aklımıza,
O gün de sen teşrif etmişsin harabeye,
Ayakta kalmayasın, geç otur biraz.
En son düşün diyordum,
Düşün birlikte yaşlandığımızı.
Emekli maaşıyla kahve içtiğimizi.
Artık havlumuz ne kadar ıslandıysa o.
Zevkten de geçtik artık, kemâle ermişiz.
Ne kadar terlemişse alnımız,
o kadar kahve yapmışız.
Dinlendiğim bir durak, sessiz ama ıssız değil.
Ben sakinimdir seninle. Sessizleşirim bazen.
Fakat saçlarım ağarmışsa, dilim yaşlanmışsa
Evde oturduğum yerden eleştiririm her şeyi;
Dünyanın çok hızlı döndüğünü falan işte.
Günler çabucak geçiyor, mevsimler, yıllar..
Seninle geçireceğim zaman azalıyor
Zaten yaşlandığım yetmezmiş gibi
Sen de yaşlanıyorsun, buruşuyor tenin.
Gözlük takmam ben de, öyle bakarım sana.
Bulanık da olsan gençsin nihayetinde.
Kırışıklıklarını görmediğim zamanlara niyet,
Daha genç ve güleç kalıyorsun nezdimde..
Sesin çatallanıyor bazen, yaşlandın artık,
‘Üzülme ben de kaşıklanıyorum’ derim.
Espri soğuk olsa da gülüşün ısınsın biraz.
Sıcak gülüşler yakışıyor sana, ne çok ne az..
Hem torunlarımız da olurdu, boy boy,
Çocuklarımızın küçüklüğüne benzetirdik,
Anlardık sonra onların masumluğunu.
Ne güzel imrenirdik o parlak çocuklara.
Masumluğu özlerdik onlarla, çocuklaşmayı
Biri dede olacak diğeri nene, sonra toprak.
Ve onların çocukları hiç bilmeyecekler adımızı…
Unutulacağız..
Bir ziyaretti dünya, bitti ve gitti seninle rüya..
Kısası makbuldü ama sen hesapta yoktun,
Sen olunca uzadı her saat her dakika..
Boşver şimdi neyin makbul olduğunu,
Makul olmakla geçirdiğim bu yıllar söyledi
Yasa, ölmeden bir seyler yasa!
O yüzden böyle hoyrat bir bunak oldum.
Sense yıllanmış bir şarap gibi kaldın..
Ben yosun tutmuş deniz suyuyken,
Senin nefesine ortak olmak tatlandırdı beni.
Ah be yıllar..
Ne çabuk geçti.
Görünüyor artık yolun sonu.
Şu geçtiğimiz dağlara ovalara bak.
Onca eziyeti çekerken hiç gelmez ki aklına,
Bunca yolun bir çıkmazı da vardır diye.
Şimdi her anım sana armağan olsun.
Dünya işleriyle geçirdiğim yıllara inat.
Daha çok sevecek, daha çok söyleyeceğim.
Olur da söyleyemezsem bil ki benden değil,
Ne de olsa o zaman geldiğinde,
Beyaz kıvırcık saçlı, yaşlı bir bunak olurdum.
Sağım yok solum yok, alzheimer da cabası.
Seni de unutmamak için gösterdiğim çabam
Her sabah güne gözlerinle başlardım.
Gece rahat zaten, rüyalarda buluşurduk..
Asıl gün doğarken unutmamalıyım seni.
Seher vaktinde gelirsin aklıma,
Yine yeniden severim her halini.
Asıl o vakitler zor olurdu.
En güzel anında unutmasam seni…
Ah biz,
Yaşlanmış çifte kumrular.
Ah, ah..
Neyse uzatmayalım, biz daha fidanız.
Daha unutacak kadar kök salmamışken,
Unutulacak kadar serpilmemişken,
Ne bu esrar diye sorarım sana Sakiya..
Uyandır uykumdan. Bitti yaşlı rüyalar.
Daldım yine zamanın cilvesine.
Biraz da an içinde kalalım birlikte.
Hem ateşim de çıktı.
‘Üstümü örter misin?’
.
İçim ısınıyorken soğuk günleri hayal etmek..
Gençken yaşlılığa, tokken açlığa..
Ne garip şeydir bu.
Daha 40 sene var..
Şimdi gencim, diriyim ve deliyim biraz da..
65 yaş.. Oturaklı ve ağır olurdu o zamanlar,
Yalnız olmamalı insan. Bir sese muhtaç kalır..
Ah sen Sakiya.. seninle belki o zamanlara..
66‘ya merdiven dayayacak gücümüz var mi?
Hadi merdiven tamam diyelim.
Romatizmam var,
Tek başıma nasıl çıkarım basamakları?
Sen varsın yanımda neyse ki..
Ey kırk senelik destanım,
Dayanağım olur musun?
İyice eskidim püsküdüm bak..
Yaşlanınca gözlerden başka hiçbir yere şehvetle bakamıyor insan.
Bir tek gözler dışında kaldı kumsaatinin..
Diğer her eylem yaşlandı zamanla..
Ne çabuk geçmiş yıllar değil mi Sakiya..
‘Kendimi çok kaptırdım sanırım..’
‘Bu dibek kahvesi miydi?’
Kayıt Tarihi : 1.07.2026 19:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Şiir 2023 yılında şair tarafından Gaziantepte kaleme alınmıştır,




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!