Karanlıkta kaybolurken çığlıklarla bedenim
Tanıyamıyorum kendimi aciz kaldı bu tenim
Bir mermi kadar boşa geçti günlerim
NE MUTLU TÜRK'ÜM, yaşıyorum ölmedim
Bedenimi sarar ansızın hüzün
İçime dert olur o yalan sözün
Senelerce marur bakışlı yüzün
Seni anlatamam vefasız sevgim
Aydınlık dünyanın
Karartıları içinde
Hazan bahçelerinin
Hüzün dolu adamı
Ben ve ben yalnızlık
Kurumuş gül misali
Ey hiç dinmeyen hüzün rüzgarı
Kapalı kapılar ardında yüzün,
Sardıkça sarıyorsun dünyamı
Sesim, sessizliğinde büsbütün.
Her okşayışın bir parçamı alıyor
Her düştüğünde bir dost kaybettin yüreğim,
Her acında yalnız senin canın yandı.
Daha kaç karanlık gecede sigaranın közü aydınlatacak dünyanı?
Daha kaç kere ihanete uğrayacak gözlerin?
Arayıp sorduğun kaç dostun el uzattı ömrünün çukuruna!
Pek az paraya satıldın, incindin, kırıldın…
Kurumuş gül neden üzgünsün?
Kim kopardı seni dalından?
Kim?
Hangi hüzün şarkısı?
Sonunu kim hazırladı söyle,
Üzülme...
Nasıl dir vatan ki uğruna dünya feda
Ölüme koşarcasına nice canlar feda
Tek taşına, topragına, bayragına,
Kanımın son damlası, hayatım feda
Sadece bir yalandı masum bir yalan
Kızıyor insan yinede, affedemiyor
Hüzne boğuluyor mısralar, kötü yazıyor
Kimin umurundaki ruhumdaki bu talan
Ellerini son defa tutayım
Çırpınan bir kuş gibi
Ölümü bekliyorum kafesimde
Sokaklarda usulca yanan
Garip bir lambayım
Ufakcık, ıssız köşemde
Yorgundum, vurulmuştum
Sırtımda yenilginin yükü
Gözlerimde sen
Korkulara kapılmıştım, derken
Bir kandil gibi sönüyordum.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!