Çoğu düşünmekten başlayamadım
Kalın kitaplar yüzünden
Ben eskiden
Güzel kadınları
Korkardım sevmekten.
Düşünürdüm,
Demir parmaklıkları örümcek sarmış düşünürüm
Onulmaz yaradır yaşamım, ayağımda paslı pranga
Ben hala haçlı gemilerinde forsa
Ya da küf kokan Bizans sokaklarında
Varlığım sürgündedir.
Fethin beşyüzüncü yılı, sekiz yaşımdaydım
Babam Zonguldak' dan vapura bindirdi bizi,
Gece boyu, güvertede, heyecandan uyuyamadım
Hiç böylesine sevmemiştim, Karadeniz' i
Şafağı bekliyordum, uzakta ışıklar yanıp, sönüyordu,
Bir çoban kavalısın dertlerimi dinleten
Avuç, avuç pınarsın, içimi serinleten,
Gururumu dağlarından almışım
Dik başlı, geçit vermez
Sendendir yalnızlığım
Kuş uçmaz, kervan geçmez.
Hayır gözlerini açacak birazdan
Gene bana 'içme artık şu zıkkımı (*) ' diyecek
Eski bir anısını anlatacak, kaçıncı kez
Küçük torununa gülümseyecek.
Bu onun tesbihi, boynunu bükmüş
Nasıl da severdi eşyalarını
Şiirler gömülü toprağa
Söylenmemiş şiirler
Ozanı ne bilinir.
Sevgiler gömülü toprağa
Kucak, kucak sevgiler
Nesil, nesil söylenir.
Şİmdi kaç yaşımdayım
Eski dostlarım hani?
Bu sokak eskiden böyle değildi.
Dut bahçelerinde oynardı çocuklar
Şu beton yığınlarından önce
Şimdi sokaklar dar.
Bazı şeyleri üstü kapalı geçeceğim
Bilmesen de olur aynalara güldüğümü
Yağmurlara kanıp, sulamadığım
Çiçeğimin öldüğünü.
Gene aynı sokakta oturuyorum
Yaşama sebebim olabilirdi
Bir tohumun yeşermesi
Ve Nisan sabahı gelen
Erik çiçeği kokulu rüzgar
Sen olabilirdin.
Güneş açabilirdi, yağmur sonrası
Ağaç olsaydım
Sulamazlardı beni
Gene de açardı çiçeklerim
Ümit, ümit ilkbaharda.
Dallarım olurdu saçak, saçak
yapraklarım, bahçeleri saracak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!