İkimiz de o eşikte kaldık.
Ne gidebildik bir adım öteye,
Ne geri dönebileceğimiz bir yol kaldı.
Aynı cümlenin ortasından bölündü sesimiz.
Sen sustun,
Ben içimdeki fırtınaya gömüldüm.
Birimiz yangının bir tarafında,
Birimiz diğerinde.
Aramızda duran şey mesafeler değildi;
Buz tutmuş o mağrur duvardı.
Ellerimiz uzansa dokunacaktı belki.
Ama çöktük hüznün ağırlığıyla.
Şimdi hangi aynaya baksak eksik bir çehre.
Hangi sokağa sapsak yarım bir gölge.
Zaman o eşikte durdu.
Saatler işlemez oldu artık.
Ne kopabildik bu sevdadan,
Ne yan yana kalabildik.
Biz bir sonun ortasında,
Birbirimizin gözlerine baka baka...
Yaralarımızın üstüne kapandık.
Öylece, paramparça yarım kaldık.
Göz göze geldik o son defa.
Söz bitti,
Işık çekildi sokaklardan.
İçimizdeki o koca şehir
Tek bir hamlede yıkıldı üzerimize.
Ne sen uzatabildin elini,
Ne ben tutabildim düşen düşlerimizi.
Kırık bir ayna gibi fırlatıldık
Aynı gecenin iki farklı kuytusuna.
Şimdi adın geçince bir rüzgâr eser,
Üşütür en kuytu yerimi.
Bir yanım hâlâ o eşikte bekler,
Bir yanım çoktan toprağa karışmış.
Biz tamamlanmayı beklerken,
En başında eksilmişiz meğer.
Hiç başlamamış bir masalın
En ağır sonunu yaşadık ikimiz de.
Kaldı işte…
Susuşumuz kaldı geride,
Bir de o eşikte asılı duran
Yarım kalmış nefesimiz.
Aynı göğün altında iki ayrı sürgün gibi,
Sessizce eriyoruz bu kentin kuytularında.
Ne bir haber var senden gelen,
Ne de bende sana varacak bir derman kaldı.
Sokaklar yine o eski yalnızlığına büründü,
Her köşe başında senin gölgen.
Her adımda o yarım kalmışlığın ağır izi,
Ben bu yükü sırtlayıp yürüyorum ama
İçimdeki o son ışık da sönüyor yavaş yavaş.
Biliyorum, geri dönüşü yok artık bu yolun,
Ne sen o eski sevdalı kadınımsın,
Ne de ben o mağrur duruşun sahibi.
Birbirimizin gözlerinde yok olduk ikimiz de,
Kendi karanlığımıza gömüldük en sonunda,
Kendi sessizliğimizde boğulduk tek başımıza.
Söz bitti, yol bitti, biz bittik...
Geriye sadece bu soğuk, bu kimsesiz kül kaldı.
Göz göze geldik o son defa sessizce,
Söz bitti, ışık çekildi sokaklardan.
İçimizdeki o koca şehir yıkıldı üzerimize,
Ne sen uzatabildin elini o an,
Ne ben tutabildim düşen düşlerimizi.
Kırık bir ayna gibi fırlatıldık geceye,
Aynı karanlığın iki farklı kuytusuna.
Şimdi adın geçince bir rüzgâr eser,
Üşütür içimdeki en derin yerimi.
Bir yanım hâlâ o eşikte bekler durur,
Bir yanım çoktan toprağa karışmış.
Biz tamamlanmayı beklerken en başından,
Eksilmişiz meğer kendi sessizliğimizde.
Hiç başlamamış bir masalın yüküyle
En ağır sonunu yaşadık ikimiz de.
Susuşumuz kaldı geride baki kalan,
Bir de o eşikte asılı duran nefesimiz.
Kayıt Tarihi : 19.08.2026 23:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!