“Oğlum, Bu Yangın Vatan Kokar…”
Yaren Atalar
Oğlum…
Senin gittiğin sabah,
Ah Yar Yüreğim bende bedenin sende olmazsam olmazın ken olsam ne olur düşlerim benle gerçeğin senle olmazsam olmazın ken olsam ne olur bugün varız yarın yokuz dünyada kavuşacak yer Gök kuruyacak deryalarda ben Mecnun olsam sen ise Leyla olmazsam olmazınken olsam ne olur yalan bilmez şiir istemezse iltifat aşık olan şair giydirmez sevgiye falan iltifat ne üstadlik bekler ne kalemine saltanat söylesene Yar olmazsam olmaz iken olsam ne olur ilk ağlayış Bir de son nefes vardır sevgiyi bilmeyenin dünyası dardır göz koyma yükseklere zirvesi hep kardır söylesene Yar olmasam olmazinken olsam ne olur bir çare susar Yar bakar karşıda satarım gönlünü para etmez çarşıda vuslat yoksa aşkta arzı da bir arşida söylesene ya olmasam olmaz erken olsam ne olur Ben aşık sen kadere mecbur ne Adalet gel gelmez gitmez ölmüş haysiyet istemediğin yerde kalmak olmuş meziyet söylesene Yar olmasam olmasıken olsam ne olur
Ben sana ömrümü verdim…
Ne bir defterin arasına sıkıştırılmış mektup gibi,
Ne de solmuş bir hatıra...
Kendimi – ruhumla birlikte –
Çatır çatır, bile bile teslim ettim sana
Ah Yar Yasak bir aşkın yaşanmayanıydık biz
Yaren olduk, uçsuz bucaksız yollarda
Ama yar olamadık sevdanın koynunda
Anarşistler gibi her gün aklımı basıyorsun
Ne gecen belli nede gündüzün
Seçim otobüsünde adını bağıra bağıra sev diyorum
ÖYLE BİR GEL Kİ BU GECE
Ah yâr… Kirpiklerimde sana sakladığım naz, Dudaklarımda yarım kalmış heves. Gururumun ardında mahcup bir kadın, Sitemim dilimde, sevdan koynumda. Öyle bir gel ki bu gece, öyle bir sarıl ki bana üstüm başım sen koksun.
Ah Yar ,yine gün karardı ,evlerin ışıklari tek tek sensizliğe yandı ,
Mehtap yokluğunda yine her zamanki yerini aldı ,
Ay ile sigaramın dumanı, birbirine uzak ama hizada ,
Sessizce bir uzaktaki sana ,bir bana baktı,
Bu gece yine ağız dolusu şiirler kusmak geldi içimden ,
oyyyy Gülüşü yaralım oyyy Seni siyah yazab kalemden, kifayetsiz kelamdan kıskandım . Yine beyazmı kazagin , yine buğdayamı çalıyor tenin ,
Ah be yar şehrin dar , çıkmaz sokaklarında , her bir taşında bin hayat olan , huzura açılan pencerelerinde ,seni mi bastığın yerleri mi özledim, içtiğim mırrada mi fark vardı, yoksa yapan ellerde mi ? Yada ikram eden gönüllerde mi ? Seni mi bastığın yerleri mi özledim? Elimle doyurdugum ustu lekeli balıklar mi ? Yoksa efsane olmuş Ak balık mi ? Yada adım başı bir sevdanın mezar taşına denk gelmek mi ? kalbimi cezbeden ,dilimi damaga vuran , ruhumu zikre tutturan, seni mi bastığın yerleri mi özledim? elimi her uzattığımda, gözümü makamla her bulusturdugumda , yoldan geçen kedinin ,gökyüzün kanat çırpan guvercinin bile saygı duyduğu bir şehirde, seni mi bastığın yerlere mi özledim?
Ah be çocukluğum ,Akşam ezanından sonra
mahalle ağır ağır sakinleşirdi.
Balkon demirlerine asılı çamaşırlar iner,
ıslak taşlardan serin bir koku yükselirdi.
Sokağın başındaki fotoğrafçı
Bazen içini yoklarsın,
adı daralma sanılır.
Oysa bu, içinden bir şeylerin sökülüşüdür.
Sessiz bir inşa başlar yıkım kılığında.
Kalp gürültüye benzer bir sükûta girer.
Ruhum iki dağın arasında sıkışıp kalmış,
Dağlar üstüme üstüme geliyor.
Ne yana dönsem biraz daha daralıyor içim,
Göğsümde taşıyamadığım bir ağırlık




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!