Volkan Aksal Şiirleri - Şair Volkan Aksal

Volkan Aksal

sen karanlık iklimlerde büyüyen aydınlık
sevdasında çocuk gözleriyle sıcak
ve umudu özgürlüğe bitiştiren uyak..

tut bir ucundan yaşamı
''barışı suya bırak..''

Devamını Oku
Volkan Aksal

yoğun bir yağmur ve rafine edilmiş
bir kaç sözden ibarettik belkide..
buna ihiyacımız var mıydı gerçekten
bulutlardan masallar düşürmeye
martılara öyküler bindirmeye
ve yıkılan her şehrin yumağıyla

Devamını Oku
Volkan Aksal

/aşkın yazgısı da biraz,
sınırları içe açık müsvedde bir şiir olmak/

karalıyor alnımdaki çizgiyi güvensizliği dizelerin
uykusuz bir sabah aralanıyor düşmüş geceye
aylak kalmış yaz akşamından.

Devamını Oku
Volkan Aksal

şiir mi..? bir toplu taşıma aracı gibidir şiir.. duraklar, doldur boşaltlar (gerçi bu askerlik terimidir, idare lambasıyla aydınlandım bi ara, gecekondularda gündüzlere direnen inatçı bir yapılanma vardır) ve yeni yüzler arasında kaybolmaya meyilli alkol spazmları deyince aklıma gelen indi bindi tabiri gibi, tarifesi yer yer değişken ve ayakta kalmanız gerektiği yerde en baş köşeye oturtulduğunuz bir tezatlıkta ilerleyen o dönüşsüz yolculuğa denir..

*
kavgasını avuçlarının içinde taşıyan bir düşün merkezi gibidir şiir.. üzerimize yığılan yüzlerce kendimizin aynasında ışığın kırıldığı ve geç kalmışlığın o sınanmış sancısı gibi büyük ve kapsamlı bir hastalığı tedavi etmeye çalışan, bütün umutların toplandığı bir düşün merkezi.. ve hatta içinde teşhisi konulmuş bütün hastalıkların sağlığına kavuşabileceği, karanlık yürekler için seyyar bir klinik gibidir şiir...

*

Devamını Oku
Volkan Aksal

bir gece durupdururken aldılar, kelepçeler, küfürler, darp derken iki ekip bir de sivil araç geldi. ne olduğunu sordum, nezaret boş kalınca amirleri kızıyormuş.. suçum parkta oturmak, tutanak öyle demiyor ama.. hafiften süslediler, bir iki göz boyama ve bir kaç ninjitsu hareketten sonra imzala dediler ama tırı vırı.. imzayı en son bir şiire atmıştım ben, o şiir de şimdi hava gazı.. o gece orda sabahladım, iranlı bir mülteci vardı, bir kelime etmeden uzun süre kesiştik, sonra gözlerini çevirdi.. sabah hastaneye gittik, iki yanımda polis.. doktor darp var mı diye sordu yok dedim.. bayrampaşa’ya geri döndük.. g.b.t.’de geldi, baktılar temiz..

sonra ayakkabı bağcıklarımı, kemerimi ve sigaramı verip saldılar beni.. paketi saydım hala üç sigara var ama saçlarım biraz eksikti.. kulağımdaki fazladan morla bu açığı kapatıp yürüdüm.. yürüdüm evler binalar benimle yürüdü.. bir daha saçlarımı uzatmıycam diye söz verdim kendime ki hala kısadır.. sonra kıvrıldık gecenin köşesinden, evler binalar, çorbacıda ayrıldık.. çorbacıda sen (anıl) vardın, hasan abi yaşıyordu, toska dışardaydı.. kalbine bıçak saplanınca hemen ölüyor insan ama daha yaşıyordu, toska da dışardaydı, vuruşmamışlardı daha.. starı (bilardo salonu) açtık sonra kepenkleri içerden kapadık.. buzdolabında defterim vardı, nazım hikmet’in son şiirleri kitabı ve biralar vardı biraz da eski kaşar.. panoya ayarı verip açtım elektrikleri, masaların ısıtmalarını, tost makinasını, bir yandan da müziği.. müzik derken starda ahmet kaya çalar.. neyse bir iki atış yaptım elimin ayarı kaçmasın diye.. bakarsın bi keklik düşer akşama, tebeşirle resmini çizerim masaya ağır ağır.. ama benim oyunum karambol, öyle amerikanla falan işim olmaz.. hem ahmet kaya dinlerken amerikan oynamak abes kaçardı ama bunu anlamanızı beklemiyorum. sonra baran geldi.. kepengi araladı, girdi içeri.. baran sıkı dostumdu ölmeden önce.. taksim’de bodyguardlık yapıyordu..ama askerlik yedi onu..ezgi’nin nişanlandığını duyunca firar etti.. star’da sakladık onu, çukurda sakladık, kalbimizin köşesinde sakladık ama nereye kadar.. teslim oldu sonunda.. o, mamak cezaevindeyken benim acemilik mamak’a düştü.. (m.e.b.s. okulu çavuş talimgah taburu 3. operatör bölüğü..) ziyaretine gittim almadılar.. aradım görüşemedim.. hastalanınca düşürmüşler cezayı.. dağıtıma gittiğimde poşete işiyordu.. öldüğünde 35 kiloydu.. son görüşmemizde ben bittim dedi volkan.. ben bittim..! ! ! bu öyle kolay yutulacak bir söz değildi, sustum.. akıl vermek için çok geçti ve o günden sonra anladım ki herkesin biteceği gün, bir ince oyanın üstüne işlenen motif gibi ağır ağır yaklaşıyor ve biz boş bir kovayı dolduracak üç beş litre su kadar anlamlı olabilmek için de olsa, hayatın bu derin boşluğunu dolduracak bir şeyler yapmalıydık diye düşündüm, en azından bunu ben yapmalıydım ve devam ettim yazmaya..

yazdım, geceler ağır iniyordu.. aşkın ışık hali çok ileride bir sayfada durmuş benim gelişimi bekliyordu.. o güne dek ölümlerini saydım hayatın, plakalarla hafifletilmiş yolların uzun öykülerini kısalttım ama ne yapıp edip yine de gördüm o yol kenarı çiçeklerini.. yüzmeyi bir türlü beceremedim ama adı deniz olan her çocuğu sevdim.. sevdim çünkü deniz olmak içinde milyonlarca hayat taşımak demekti.. o hayatlar için hayatı hiçe saymak ve dalgalanmak demekti bir bayrak gibi özgür ve onurlu bir hayat için.. çünkü deniz olmak...........her baba yiğidin harcı değildi..

Devamını Oku
Volkan Aksal

ve burda ağaçlar birbirine epeyce uzak
pek nadir yakalarsın sevişen dallarını kavakların..
ama kahrından kuruyanları
her mevsim
görebilirsin..
ve kendi gözlerinle bakıp

Devamını Oku
Volkan Aksal

seni sevmek
beklenmedik bir yağmur
böyle zamansız
turfanda..

ve yaşanan her anda

Devamını Oku
Volkan Aksal

gözlerim görse
sevmez miyim karanlığı

konuşabilsem
anlatmaz mıyım büyüklüğünü susmanın

Devamını Oku
Volkan Aksal

sürekli sınanmaktan aynı çemberde
var oluşumuza sevinemiyoruz bile..
aslında hayat güzel
ama biz
iyi olsun istiyoruz..

Devamını Oku
Volkan Aksal

gitmek üzereydim..
daha karanlık çökmemişti..
dalgalar fena çarpıyordu
birazdan düşecek olan karanlığın kıyılarına..
hiç aklımda yoktu yazmak
birden öyle düşüverdim..

Devamını Oku