Tanrı Dağı, Hıra Dağı,
Her yanına doldu yağı.
Gel Ak Han’ım geldi, çağı
Buyruğunuz baş üstünde.
Çin Seddi az yakın olsa.
Börteçine, Asena,
Yetmiş birden, seksene.
Hiç eksiksiz, on sene;
Od üstünde yürüdük.
Sorma, neden kinin?
Haber gele Oğuz’a:
“Şimdi başladı, gaza! ”
O mübarek ağıza,
Oğul balı süreyim!
Çalkalan Aras, Tuna.
Soldu, şimdi gonca güller.
Susturuldu, Oğuz diller,
Yıkık viran kadim iller;
Horasan’da tozum kaldı.
Toprağını ektim biçtim.
Üç kıtaya yürüyen atlıların
Zafere uçan nur kanatlıların
Kağanların, Tiğinlerin, Şatların
Kılıcının önü ardı kesermiş.
Bu değişmiş, zamanla perde perde.
Vallahi ben muskasızım;
Onlar gibi okunmadım.
Alnım açık; maskesizim,
Hiç sözümü sakınmadım.
Komüniste sövdüm diye,
Sünnette yoktur, farzda yok;
Hiçbir usulde, tarzda yok…
Böyle bir millet düşmanı
Bütün küre-i arzda yok.
Ömür boyu yal döktüğüm köpekler,
Şimdiler paçama sarar oldular.
Rastladıkça taşladığım şebekler
Bu günlerde beni arar oldular.
İzin alıp, karşımda konuşanlar,
Bağışla beni, gözlerini süzme.
Şu baygın bakışın öldürür beni.
Telleye telleye zülfünü düzme.
Yazmada nakışın öldürür beni.
Ceylan gibi ürkek ürkek kaçarak;
Tevhitte olmaz ki gam,
İyilikte olmuşuz, cem.
Hak indinde din İslam.
Bizde başka din olmaz.
Muhammet güneşimiz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!