Ayak uydurmak zor hayat şartına,
Ne var ne yok vur garibin sırtına,
Ömür rüzgâr gibi zaman fırtına,
O günden bu güne geldide geçti.
Mecburu hayata mecburuz tabi,
Merhamet arama kul oğlu kulda,
İnan gözüm yoktur börekte balda,
Mecbur yaşam hayat denen bu yolda,
Geldim gördüm insanları tanıdım.
Ararım bulamam açık sözlüyü,
Ergen gençler gibi yakar yıkardım,
İsteseydim sana kuyruk takardım,
Kem dilinden dırdırından bıkardım,
Benim boynum büken geçim soyhası.
Bitmez dırırından her gün kan kustum,
Gördüm ama böyle arsız görmedim,
Adam sayıp selam bile vermedim,
Geleceğim diye sana sormadım,
Gece gece nerden çıktın karşıma.
Ömür kısa ama bu dünya fani,
Asla ak demem karaya,
Şeytanmı girdi araya,
Ortada olmayan paraya,
Garip Veysel satılırmı.
Nasıl dostluk nasıl ekip,
Aha geldim dünya senden giderim,
Sözüm yoktur başka sana ne derim,
Ben ölürsem kendi kendine yerin,
Garip yazın garip mezar taşıma.
Hiç olmadın iyilğin meleği,
Az düşündüm olmadı çok düşündüm dolmadı,
Koşarım yetişemem bende derman kalmadı,
Hep yaşarım hüsranla hayat mutlu kılmadı,
Ömür yarıya geldi garip gönlüm yılmadı.
Yalan olur bir gün güldüm desemde,
Bilen bilir bilmeyenler ne diyor,
Ölmedikçe hayat devam ediyor,
Bir gün gelen mutlak bir gün gidiyor,
Gelip gidenlerin izi kalmadı.
Hoşnut değil bu dünyaya gelenler,
Esenyalı kurt kiremit sahilde,
Ne bu Hal Kalmadı ayakta elde,
İnanmazsan eğer gelde gör gelde,
Gemilerde sineklere yem oldum.
Ne ses var ne seda yoktur tıkırtı,
Güzelin sevdası kalbime indi,
Ne fark eder ayşe fatma ve döndü,
Huyu güzel olsun sonrada kendi.
Güzel olan sırma saçtan belli olur.
Kalbimin köşküne taze gül eker,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!