Hesapsız zamana akan
Doğayla dans edebilirsin
Yaşının hesabını yapmadan
Bir aşkın olsun yanıp yakacağın
Çoğaltıp çağlayacağın Aşkınla
sabırsız sancılar büyütürken
şafakları tutuşturan öpüşlerde
yağmur sağanağı sevgi seli
gün uyanışı bir dem alev tende
şarkılarda bizli sevdanın sesi
Sevda mührünü
Alnın ortasından yüreğinin gözüne
Bir mıh gibi çakılı kaldığım
Putlarını aykırı duruşlarla bir, bir yıktığım
Kırılgan düşlerden geçip
Direngen düşlerle güneşe uzandığım
Düş gezgini gece
Fanusta iki balık
Kıvrak hareketler
Zeka zembereğini zorlar
Zıplayıp,zıplayıp dururlar
Sudan çıkışları ölüm sancısında
Onlar; beş çocuk ve anne babalarıyla bu toplumsal travmaları yüksek
geri kalmış bir ülkede yaşamaya çalışan yoksul, çalışkan, onurlu ve sosyal bilincin yetersizliğinin girdaplarında bir aileydiler.
Ahu anne 16 yaşında evlendirilmiş çocuk yaşta anne olmuş bir ev kadını, Suphi baba ise adeta mevsimlik bir işçi, inşaatlarda boyacılık yapmaya çalışandı.
Her ikisi de otuzlu yaşları aşmış bu zorlu yaşam mücadelesinde var olmanın, yaşamanın direnciyle dünya güzeli tatlısı beş çocuklarıyla ailelerinin kendilerine verdiği dairelerinde, iyi ki kira ödemeden yaşamaya çalışıyorlardı..
Hiç düşünmüş müydüler? Dünyaya gelişleriyle an be an gözlerinin önünde serpilip gelişerek büyüyen sevgili çocuklarının bir zaman sonra patlayan bir yanardağın lavlarını kusarken, akışında önüne kattığı her şeyi anında yakıp yok edişinde ki gibi ciğerine yapışan illet bir hastalığa tutularak gün be gün eriyişini…
Ya o sevginin, masumiyetinin can güzelliği çocuklar, şöyle bir serzenişte bulunarak Ah anne ah, Ah baba ah diye hiç düşünmüş müydüler?
Yaşamalısın
Merhaba mavi uçukluğum
Merhaba gün ışığına hasret kardelenim
Merhaba asi nehrim
Merhaba yedi veren gülüm
(Kar yağar biz geliriz üşür gündüzümüz gecemiz
Gün doğar ellerimizde kuşanıp şafakları biz geliriz
Birer onar biner kırılır milyon milyon çoğalır biz geliriz
Her güne bir gün eklenir her söze bir söz düşer biriz)
Zirvesi alçaklığın belgesi olan
Zaman buz tutan
Donmuş bir dal ucuydu
Gidip gelinmezde
Oysa istemler ne çok
Fırat geçerdi
Saydık ki ne sayılma
Gel gör ki sayılmadık
Ne öte ne beriye
Nede üçe beşe bakmadık
Sönmüş bir ateşin külüne dönen
Kayıp giden yıldızdı zaman
(Hani zaman saçlarında savrulan
bir yangındı yaşamlarımız gibi
hani hep bir iyi olmaya ada/dık
sevgi denizinin azgın dalgalarında savrulan kum misali
nerde bir acı varsa kendimiz bildik
can can olanın var olduğunu




-
Umut Yıldırım
Tüm YorumlarIşıklar içinde uyu güzel insan. Seni unutmayacağız