İki yüzlüdür şu insanlık
Düşünki
Sen kentli bir güvercinsin
Ben kırsalda ürkek bir üveyik
Su başındaki kümelerde beni avlayanlar
Günah çıkartmak için
Yaz çoktan çekti gitti buralardan
Göçmen kuşlarda sarmış yükü
Selamsız geçiyor hal hatır sormadan
Şehrin pazar sakinliği
Caddelerdeki tenhalığa karışıyor
Belediyenin yeni boşalttığı
hayyam bir yobazı
yerin dibine sokarken
gorki hesaba çeker
burjuvaların tanrısını
ve biz kendi adımıza pay çıkarıp
bununla övünürken
Beceriksiz rüzgarların dağıtamayacağı
Eylemci bulutlar toplanır şimdi
Bahane arayan güneş gecikir
İşine gelir uyuşuk sabahın
Her şey kılıfına uydurulur
Senin zamanın ötelenir
Gökyüzünü biz sahiplenelim
Öyle ortalıkta kalmasın
Sahip çıkalım ama
Sadece bize ait olmasın
Tüm dünyalılarla paylaşalım yine
Maviliğin tüm giderlerini üstlenelim
Kalkayım
varıp gideyim
kal dersen, kalayım
Ses etmezsen
oyalanayım
kal demeni bekleyeyim
Bir sonbahar senden kopan her yerim
Yine de hiç göçesi yok yüreğimdeki turnaların
Yoğunluğu yüksek bağlanmanın
Kayıt dışı etkisi olsa gerek
Yok olduğun baharlara gidileceğine
Var olmuş olduğun güzde bu kalışların.
Gülüşlerini
Ucu eğilmiş bir çivi gibi çakılı gülüşlerini
Söküp alırsan üstümden
Kapanır ışıklar
Iskartaya çıkar umutlar
Kelepir düşler taşımaz bizi sabaha
Sözcükler ihanet etti bana
Zar zor toparladım cümleleri
Ama ağzımdan çıkanlar
Söylemek istediklerim değildi
Farkındaydım herşeyin
Ama yine de saf ayağına yatıp
Orhan Veli ruhu bulaşmış
ömrümün bir yerlerine sanki
Her güzel hava mahveder beni
Efkaftaki memuriyetten olmasa da
İstifa ederim bir şeylerden sürekli
Bazen bedava havadan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!