O nasıl bir bakıştır öyle,
Güneş görse kıskanır.
Afrodit halt etmiş yanında,
Hoş tebessümünle birlikte,
Eşsiz güzelliğini senden almış.
Aşk Tanrısı Eros,
İstanbul’da eski bir semtin adıdır Vefa.
Bir de yaz kış içilen hoş bir boza markası.
Diyeceğim odur ki, vefanın adı var da,
ŞİİR: Muhip Erdener SOYDAN (babam)
Doğum tarihi: 29 Ekim 1943
Ölüm tarihi: 15 Ekim 1986
Nazlı nazlı baktın, kalbimi yaktın,
Tatlı gülüşünle, içime aktın,
Seninle anlamlı, yeryüzü bir hoş,
Gönlüm seni sevdi, sıcacık baktın.
Yerin doldurulmaz, alemde teksin,
İmkansız, asla kavuşamayız, aramızda engeller var. dedi kadın.
İmkansız diye bir şey yoktur, yeter ki kalbinin sesini dinle. dedi adam.
Kadın,anlamsız ve boş gözlerle adamın yüzüne baktı.
Gül yüzlüm, ceylan bakışlım, sana müpteladır canım,
Bir gülüşün ömre bedel, neşe doluyum cananım,
Nazar değmesin bir tanem, mutluluğumuz hep sürsün,
Canımı asla düşünmem, uğruna dökülsün kanım.
Gönlümde gonca gülümsün, bülbüller seni görmesin,
Yapılan araştırmalarda, İslamiyetten önceki dönemlerde de Türklerin giyim kuşamlarına özen gösterdiği, son bin yıldır ise, ütülü elbise, ipek mendil, eldiven ve havlu kullandıkları belirtilmiştir.Kıyafetlerini özel yöntemlerle çeşitli renklere boyayan Türkler, “Bin Yıl Önce, Bin Yıl Sonra-Kaşgarlı Mahmud ve Divanü Lugati’t-Türk” isimli kitapta yer alan bilgilere göre, Türkçede “ütü” olarak kullanılan söz, Divanü Lugati’t-Türk’te “ütüg” olarak geçmektedir.Bu alet, Kaşgarlı Mahmud tarafından, “mala biçiminde olan, ısıtıldıktan sonra giysilerin kırışıklıklarına bastırılarak sıcaklığın etkisiyle bu kırışıklıkların düzleşmesini sağlayan demir parçası” olarak tanımlanmıştır. Günümüzün ütüsünün ateşte ısıtılarak kullanılan eski biçimi olan “ütüg” için eserlerde, “ütidi” fiili de “ol tonug ütidi (o giysinin kırışıklıklarını ütüledi ve düzeltti) ” şeklinde kullanılmaktadır.Sözlük bölümünde yer alan “suvluk” sözünü Kaşgarlı Mahmud “havlu”, “eliglik” sözünü ise “eldiven” olarak tanımlamaktadır. “Su” sözcüğünün bin yıl önceki biçimi olan “suv” kelimesine getirilen yapım ekiyle türetilen “suvluk” un, el, yüz ve vücuttaki suyu kurutmak amacıyla kullanılan havlu olduğu anlaşılmaktadır.
Bin yıl önce Türklerin giyim kuşamında mendil kullandıkları, erkeklerin gerektiğinde burunlarını silmek için ceplerinde taşıdıkları ipek mendil olan “ületü”nün bir başka giyim kuşam aksesuarı olarak görüldüğü göz önüne alındığında bu verilerin, Türklerin bin yıl önce giyim ve temizliklerine dikkat ettiklerini, ütülenmiş kıyafet ve ipek mendillerle dolaştıklarırı göstermektedir.
Kuran-ı Kerimde Rabbimiz temizlik konusunda şunları emretmiştir: Ona (Kurana) temizlenenlerden başkası dokunamaz.(Sure-i Vakıa 79. Ayet.) ,
Eğer cünüp iseniz tam temizlenin.(Maide/ 6) , Allah, tevbe edenleri ve temizlenenleri sever.(Bakara/222)
ŞİİR: Muhip Erdener SOYDAN (babam)
Doğum tarihi: 20 Ekim 1943
Ölüm tarihi: 15 Ekim 1986
Bulutlar küme küme, yağmur yağdı yağacak
Kasvet sarmış dört yanı, içerim acıyacak
Esen rüzgârlarla gel, görün bana, sonra git
Yüreğim neşelensin, nasılsa kanayacak
Şimdi renkler bir başka güzel,
Kuşlar bir başka uçuyor,
Vazomdaki güller dile gelip sen oluyor,
İçtiğim bir bardak çay bahane,
Sevgin içimi ısıtıyor…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!