Yüreğim, gök mavisi, güneş yeşili, çoban sürüsü kadar kendini toprağa bağladı
Yeşilin ve mavinin bütün tonlarını güneşe işlerken ben,
Ellerim kırılacak sanki…
Toprak bu kadar dumandan, gök bu kadar karadan ibaret olamaz
Derimin rengini, gözümün karasını, ellerimin yarasını bağlarken toprağa
Şiir yalnız uyur ve en dip vakitlerde
Aslında uyumaz da hep yalnız ölür,
Kör bir kuyuda kendine gömülür
Hiç duyulmayacak bir çığlık gibi…
Ama olsun,
-Balık ölmüş!
Ya çok sevmişsin ölmüş
Ya da sevmediğinden ölmüş...
-Balık ölmüş, balık!
Ne kadar uzak görünseler de
İki kardeş arası kadar uzaktır birbirine;
Korku ile cesaret,
İnsanı tam ederler…
Birisi yalnızsa;
Ay gibisin
Yüzün öyle çeyrek,
Yarım,
Dolun,
Ve son çeyrek;
Öyle berrak…
Hadi yüreğim,
Toparlan!
Uzun yolculuklara çıkacağız bu gece,
Kimsenin duymadığı şarkılar söyleyeceğiz birlikte…
Hadi yüreğim,
Diyorsun ya;
Hadi kalk,
Kendini harcama be çocuk, yüreğin incedir!
Durup uzunca düşünüyorum…
Biliyorum canımın eşi;
Aslında gidecektim birazdan
Ya da bir çay demleyip balkona çıkacaktım
Kaç zamandır göğün yüzüne bakmıyordum üstelik
Vazgeçtim sonra,
Hiçbir şey yapmadım…
Mevsim soğuk;
Uzak, tekin bir yalnızlıktır bendeki
Ama bu oda, bu ev, bu yürek;
Ateşler içinde
Seninle dolu…
Gözlerim şahitti, doksanlardı, yabancı bir ülkeydi
Sessiz ve çaresiz gazetecilerin gözleriydi gözlerim;
Sokak ortasında,
Köprü altlarında ve ulu orta
Bir deli öldürüldü, Cizre’ydi
Gencecik, Kürt bir deli




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!