Toplumdan dışlanmış bir garibana,
Kendini bırakmış, düşkün birine
Sadaka sadece parayla olmaz.
İçten bir tebessüm, bir hatır soruş,
Oyy benim mor çiçekli, kekik kokan dağlarım,
Başınızı duman duman efkâr sarmış nedendir?
Bahçelerde, hiç açmadan soluvermiş goncalar,
Yaylalarda boynu bükük, mahzun kalmış yoncalar.
Ağıllarda melemiyor kuzular,
Duvarlarda ağıt olmuş eğri büğrü yazılar,
-hele, birşeyler gizlemeden tüm içtenliğinle bana geldiğin zaman,
gönlündeki sevginin gözlerine aksettiği,
dudaklarım yaşamın tüm zevklerini kızıl saçlarında tattığı
ve şu kocamış çınarın ihtiyar gövdesinde
ilkbaharın tüm çiçeklerini renk renk açtırdığın zaman,
YOL
"Seksen yıllık koca ömür..." demek kolay söz içinde,
Acı-tatlı bunca anı...dönüp baktım; toz içinde....
Gelip geçmiş fark etmeden, sevinciyle, kederiyle,
Bazen bahar, bazen kışlar yaşamışım yaz içinde...
Gülen gözlerine nasıl kanmıştım,
Sevgisi ateşti, yanmış, yanmıştım,
Onu bir kanatsız melek sanmıştım;
Yazıklar olsun...Aah, yazıklar olsun...
Vefasız...Gönlümü çalmış da gitmiş,
Hazan vurmuş gülistânı, bahçe harap, târumar,
Ne gül kalmış, ne bir gonca, ne de bülbül sesi var...
Bütün etraf, kızıl- sarı hüzün rengi yapraklar,
Solgun yüzlü, kızıl saçlı mahzun bir yar; sonbahar...
Kader, ufka nar kabuğu rengi bir güz asarsa,
Bir yaz yağmuru yağıyordu iri damlalarla,
Çocuk bir bardak alıp eline
Sevinçle koştu bahçeye
Hevesle uzattı bardağı yağmurun altına doğru,
Yağmur suyuyla doldurmayı ummuştu.
Bekledi, bekledi;
Sinsi bir yangın var içimde,
Alevsiz ve sessiz...
Belki eski bir sevdanın kırıntısı yanar,
Bunca yıldan yâdigâr...
Zirve; ayakta kalmanın, dengeli durmanın zor olduğu
Çok sivri bir tepedir.
Herşeyden vazgeçercesine, hep en yükseği istemek
Tehlikeli bir hedeftir.
Çünki zirve,
Tüm yükselişlerin bitip,
HÜZÜNLER DERGÂHI
Bir yaprak kopar dalından, hep aklıma sen düşünce
Beynimde hora teperler, bin türlü zalim düşünce.
Hasret, kıskançlık ve hüzün... Bir sevdanın yıkıntısı,




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :