abır büyük fazilettir, burda bikaç sözüm olur:
Ömür boyu, sabır pek çok çözümsüze çözüm olur.
Hem bir Tanrı emri sabır, hem de ata nasihatı:
Gerçekten de, koruk bile, sabır ile ü.züm olur...
Hasret çeken, vaz geçmeyip sabrettikçe umutlanır
Gezdim bunca bahçelerde, nice çiçek koklayarak,
Bir gülistan içersinde, en güzel gül seni seçtim.
Kokusunu, bir sır gibi yüreğimde saklayarak
Henüz pembe bir goncaydın, dudağımla açtım seni...
'Kimler geldi, kimler geçti'
Bir plakta döner dururdu Ajda'nın bu parçası...
Yaşanmış sevdaların anısıydı sanki
Ve bunca yılın özeti gibiydi, dahası...
SECDE
Öyle var ki secdeye, zaman salâha dönsün,
Alnın yere değerken, kalbin İlâha dönsün.
Secde, kulun mir'acı, namazın şahikası,
Öyle var ki secdeye, yüzün Allah'a dönsün.
SEFİL BARONLAR
500 yıl önce, İspanya'da, Engizisyon zulmünden kaçan Yahudilere kucak açmıştı Koca Osmanlı...
100 yıl önce, Bolşevik isyanında, Çarlık Rusya'sından kaçanların da sığınağı, bu topraklar oldu.
Daha sonra, Hitler faşizminden kaçan çoğu Alman ve bir kısım Avusturyalı ve Polonyalı da, güvenli yaşamı yine Türkiye'de aradılar ve buldular.
Jivkov zulmünden, Bulgaristan'dan kaçan sığınmacılar, kendi soydaşlarımızdı ama, daha sonra Saddam'ın zulmündeki Irak'tan kaçıp, Türkiye'ye sığınanlar ,Peşmergeler'di.
Pek çok yollarda gezdim, çok inişli, çıkışlı;
Rızk aradığım yollar, hep yokuşlu, hep taşlı...
Bir de ağaçlı yollar, gölgeleri hoş, serin,
O yollarda dinlenip, ben âlemi seyrettim.
Gördüm dünya ne imiş, neymiş hayatın sırrı:
KÖRDÜĞÜM
Sen, gönlümü seve seve ellerine verdiğim, sen,
Sen, bir demet çiçek gibi, yüreğimde derdiğim sen...
Ve ellerin, iki yavru kumru gibi avcumdayken
Sen sevda imbiğinden süzülmüş bir içim su,
Aşkın, geriye kalan, gönle çöken tortusu...
Öylesine tutuldum o cilveli hallere,
Beynimi kemiriyor, sensiz kalmak korkusu...
Meyle teskîn olmaz derdi, âşık-ı bîçârenin,
Hangi meyde var ki rengi, o gözdeki hârenin?
Bir kez ateş düşmüş ise bir nigâh-ı sûzandan
Bûse-i vuslattır ancak, dermânı ol yârenin.
Nasıl gizli yaratır Hâk gamzedeki gülceyi,
Ne Leylâlar yaşamış, adı Leylâ olmayan,
Yüreğinden renk verip kan kırmızı güllere,
Ve ne Mecnunlar yanmışlar
Külünü silkelesen, közü hâlâ duruyor
Ve nice susmuş kâlp var,
Sessiz sessiz, durmadan aynı ismi vuruyor...




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :