Hadi zalim felekten çalalım bir gece,
Dökülsün nağmeler leblerden.
Nergisler saçılsın yerlere.
Doysun gönüller aşka.
Kokular mest eylesin,
Aşka hasret gönlümüzü.
Kaya idim toprak oldum,
Tarla gibi sürüldüm,
Çamur gibi ezildim.
Yaprak gibi sıra sıra dizildim.
Fırtınaydım rüzgâr oldum,
Eski radyoyu indirdim çatıdan,
Tamiri de epey zor oldu hani.
Çalsın eskileri bana,
Ne kalmışsa düğmelerinde hapsedilmiş.
Hatırlatsın bana,
Dediler ki yar hasta,
Nar mı, ayva mı ister,
Gönlün diye sorsalar,
Ne ayva nede nar ister,
Mahzun çocuk gibi,
Derin uykularda,
Hep sen mi yandın, odsuz odunsuz
Hep sen mi ağladın, mendilsiz, damla damla yaşsız
Sen yandın, alev alev ateşsiz
Ben yandım, için için sessizce bazen hıçkırıkla.
Biz yandık, feryadi figan ederek
Ağustos böcekleri, benim Mozart’larım,
Konuşsun benim yerime.
Söylenecek sözüm kalmadı
Kelebekler uçsun konsun,
Senin yılların yorgun bedenine.
Hani, çekip de gidiyorum ya.
İnan seni sevmediğimden değil,
Hep bu ayrılıklar var ya inan,
Kırmakta belimi incitmekte,
Bu nazende bedenimi.
Kimi mutlu kimi mutsuz,
Kimi gülüyor kimi ağlıyor,
Hepsinin ortak bir derdi var.
Hepsi yalnız, hepsi çaresiz.
Hep soluk alıp verseler de,
Ne oldu böyle bana,
Mevsim sonbahar ve
Yaprakların dökülmesi gibi tane tane
Bende dökülmekteyim yaprak yaprak.
Düşlerimi, umutlarımı yitirdim.
Ay geceye küsmüşken,
Cırcır böcekleri suşmuşken
Gecenin en karanlığında,
Güneş tandan sökerken,
Uyumada,özlemle bekle beni.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!