A:
Merhaba hoşgeldin neden buradasın biliyormusun?
İki seanstır konuşuyoruz en son kırılma noktan da kalmıştık,
Hatırlıyormusun en son ne zaman nerede kırıldın?
K:
Merhaba doktor biliyorsunuz ailemin isteğiyle geldim madem ki sordunuz anlatayım.
Ben onu çok sevdim
O da beni sevdi sandım
Yanılmışım.
Sorma bana artık hayatımın kırılma noktasını, ağlarım doktor ağlarım...
A:
Biraz daha anlat...
Sen sevdin, o ne yaptı?
Seni bırakıp gitti mi,
Yoksa böyle bir aşk hiç mi yoktu?
K:
Ben o zamanlar aşktan sevgiden bi' haber genç bir kızdım,
Saçlarım başakları, gözlerim denizi kıskandırırdı.
Bütün mahallenin gençleri benimle bir saniye bile konuşmak için birbiriyle kavga eder,
Ben de karşılarına geçer gülerdim,
Onlar da mahcup olur giderlerdi.
A:
Peki bu durum seni gerçekten mutlu mu ederdi?
Hoşuna gider miydi birilerinin senin için kavga etmesi?
K:
Önceleri evet, bayağı eğlenceli gelirdi; sonra sonra sıkılmaya başladım.
"Hepsi aptal bir kız için düştükleri hallere bak" diye sinirlenmeye başlardım.
Taki o güne kadar...
Kapıda kızlarla oturup mekik örüyorduk,
Birden siyah bir araba yanaştı karşı komşunun kapısına.
Ve arabadan bir kadın indi; tepeden tırnağa siyah giyinmişti, zorlukla ayakta duruyordu.
Sonra siyah deri ayakkabılı, geniş omuzlu, uzun boylu, mavi gözlü o sarışın çocuk...
O da siyah giyinmişti.
Sonra donup kaldım oracıkta.
Komşulardan biri seslendi: "Baki amcanın kızıymış, Baki amca hakkın rahmetine kavuşmuş" diye.
Elimden mekik nasıl düştü, ağlayarak nasıl eve koştum bilmiyorum...
A:
Peki o gün o çocuk seni gördü mü?
K:
Fark etmedi ama göreceğini de sanmıyorum; nihayetinde dedesi ölmüştü.
Bir hafta boyunca hep çocuğa rastlamak için uğraşıp durdum.
Tam ümidimi kaybettiğim anda bir yavru kedi yanıma geldi,
Arkasından da koşarak o sarışın çocuk, elinde yaş mama vardı, kediye verdi.
Demek ki hayvansever biriydi.
Kendimden utanmıştım; çünkü o kediyi her gün kapıda görüp kovuyordum,
O ise ona şefkatle yaklaşıyordu.
Biraz sohbet ettik, hayvanları sevdiğini, insanlardan nefret ettiğini söyledi
Ve artık burada yaşayacaklarını...
Konuşmuyor, adeta şakıyordu; ne dediğinin, neden dediğinin bir önemi yoktu,
Dalıp gittim sesinin büyüsüne.
A:
Peki o sana bir duygu hissetmiş miydi? Bir bakışını, bir gülüşünü yakaladın mı?
K:
Hayır, artık onunla çok iyi dost olmuştuk.
Aynı okula gidiyor, aynı takımı tutuyor, kedilere beraber mamalar veriyorduk.
İlk aşk, ilk heyecan...
Karnımda kelebekler uçuyordu adeta.
Yıllar yılları kovalamıştı, zamanı gelmişti;
Bir teklif bekliyordum ondan, gelmiyordu.
Üniversiteyi başarıyla bitirmiştik, o doktor olacaktı ben ise öğretmen.
Bir gün "Buluşalım" dedi, süslendim püslendim, emindim artık evlenme teklif edecekti.
Saçlarım, rujum, ayakkabılarım ve elbisem... Her detayı tek tek düşünmüştüm.
Beni kapıdan aldığında "Bir peri kızı gibi olmuşsun" dediğinde dünyalar benim olmuştu.
A:
Neden ağlıyorsun şimdi? Ne oldu o gün? Ne yaptı sana?
K:
İşte o gün hayallerimi öldürdü... O bir katildi ama benim onu ihbar edecek cesaretim yoktu.
A:
Anlat, o gün neler oldu? Dinliyorum seni.
K:
Şey... şey...
A:
Anlat, açılırsın. Hem sadece dinleyeceğim, yargılamayacağım.
Tamam, sakin ol, sil gözyaşlarını.
K:
Peki... O gün çok lüks bir bahçeye gittik.
Orada "Benimle evlenir misin?" yazıyordu balonların üzerinde,
Sandalyeler ipek şallarla kaplı, ortada kocaman bir gül demeti vardı.
Her ayrıntı ince ince düşünülmüştü. Elimi tuttu, dans ettik.
Ve cebinden bir kutu çıkardı, çok heyecanlandım.
Oysa aynada kaç kere "Evet, evet, evet" diye bağırma provası yapmıştım.
Kutuyu kendi açtı, diz çökmesini bekliyordum; yüzüğü eline alıp bana uzattı:
"Güzel mi sence, beğenir mi?" dedi.
Sanki masal bitmiş, ben de külkedisine dönüşmüştüm.
"Kim?" diye haykırdım!
Kim, kim?
A:
Derin derin nefes al yavaş yavaş , iyimisin?
K:
Evet doktor iyiyim.
Gamze dedi Gamze...
Sonra bana Gamze'yi anlatmaya başladı.
Meğer üniversitede tanışmışlar, okul bitince evlenme kararı almışlar.
Beni de en yakın dostu olarak, evlenme teklif edeceği yeri göreyim diye getirmiş!
Tabii hiç bozuntuya vermedim, boynuna sarılıp "Çok mutlu oldum, tebrik ederim" dedim.
Ama gel doktor, bir de bana sor!
İşte o gün gömdüm aşkı sevgiyi.
Şimdi sende sorup durma, işte benim yaramın ilacı sende değil doktor,
Sen git, o gelsin...
A:
Anlıyorum ama hayat devam ediyor, belki de kaderin yeniden yazılıyordur, kim bilir?
K:
Yok doktor, yok! Bizde bir kere sevilir; ya sevgi kazanır ya Azrail.
Şimdi yaz doktor,
Ama ilacımı değil, vasiyetimi:
Ölünce tabutumu o da taşısın,
Atletini yüzüme örtsün ve ellerime bir tel saçını bıraksın.
Yaz doktor, yaz...
Bir kefen ne kadar ucuz, onu yaz.
08.09.2026 00:23
Kayıt Tarihi : 8.09.2026 00:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!