ÖZGÜRLÜK dedim,
telefonun ekranı yandı,
bildirimler düştü geceye.
Herkes özgürdü güya,
herkes konuşuyordu
ama
kimse kimseyi duymuyordu.
Bir kuş gördüm çatıda,
gökyüzü onun,
uçmak onun,
kanat onun...
Ama aşağıda
beton büyüyordu
gökyüzünden hızlı.
Dedim ki:
Özgürlük bu mu ulan?
Bir tuşa basıp
dünyayı seyretmek mi,
yoksa
dünyayı değiştirmeye kalkınca
başına dert almak mı?
VİCDAN dedim sonra.
Bir terazi çıktı karşıma.
Bir kefesinde
emekçi vardı,
öteki kefesinde
rakamlar...
Bir kefede
emekli maaşı,
öbüründe
lüks arabaların anahtarı...
Bir kefede
öğrencinin boş cüzdanı,
öbüründe
makam odalarının sessizliği...
Terazi bozuk değildi kardeşim,
eli bozuktu terazinin!
Kim ağır basarsa
haklı sayılıyordu.
Kim çok konuşursa
doğru sanılıyordu.
Kim çok kazanırsa
“başarılı” deniyordu.
Kim yoksulsa
“sabret”...
Ah be kardeşim!
Sabır da
bir yere kadar...
Sonra AŞK dedim.
İşte orada
bütün ekranlar karardı.
Ne algoritma kaldı,
ne reklam,
ne seçim,
ne makam,
ne de
beğeni sayısı...
Aşk dedim:
Birinin
“üşüdün mü?” diye sormasıdır
dünyanın bütün gürültüsünün içinde.
Bir ekmeği
ikiye bölmektir.
Birinin derdini
kendi derdin bilmek...
Ve bazen
hiçbir şey söylemeden
yanında oturmaktır insanın.
Aşk öyle büyük laflar istemez.
Bir bardak çay yeter.
Bir omuz.
Bir “buradayım”
yeter de artar bile.
Ben özgürlüğü
sokakta aradım.
Pazarda aradım,
otobüs durağında,
işçi servisinde,
öğrencinin cebinde,
emeklinin pazar filesinde...
Vicdanı
bir çocuğun gözlerinde gördüm.
Aşkı
yağmurda şemsiyesini
tanımadığı biriyle paylaşan adamda...
Sonra baktım
memleketin bazı büyükleri
hâlâ aynaya bakıp
kendini memleket sanıyor.
Ne güzel memleketmiş!
Bir adam çıkıyor,
kendi gölgesine nutuk çekiyor,
gölge de alkışlıyor.
Eh be kardeşim!
Gölge bile
insandan daha sadık olmuş.
Ben yine de
üç kelimeye tutundum:
ÖZGÜRLÜK!
Sesini kısmadan
yaşayabilmek.
VİCDAN!
Yanındaki açken
tokluğundan utanabilmek.
AŞK!
Dünya bu kadar kirliyken
bir insanın elini
temiz tutabilmek.
Üç kelime...
Üçü de
insanın içinde başlar.
Ama yalnız içinde kalırsa
neye yarar?
Özgürlük
sokağa çıkacak.
Vicdan
sofraya oturacak.
Aşk
elinden tutacak
insanın.
Yoksa
üçü de sözlükte kalır kardeşim.
Ve gün gelir...
Birinin zincirini kırarken
ötekinin kalbini kırmazsan,
Kendi hakkını savunurken
başkasının hakkını çiğnemezsen,
“Ben” derken
biraz da “biz” diyebilirsen,
İşte o zaman
insan olursun.
Gerisi mi?
Gerisi
yüksek sesli nutuklar...
Parlak ekranlar...
Büyük laflar...
Küçük hesaplar...
Ve her gün
yeniden paketlenip
önümüze sürülen
eski yalanlar...
Ama biz
üç kelimeyi unutmayacağız:
ÖZGÜRLÜK!
VİCDAN!
AŞK!
Çünkü insan dediğin
bir gün mutlaka
kendi karanlığından çıkar.
Ve o gün
gökyüzü kiralık olmaz.
Terazi
el değiştirmez.
Aşk
susmaz.
İnsan, insana
yeniden insan olur.
Kayıt Tarihi : 17.08.2026 01:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!