içince çok içerdi masaya yıkılacak kadar
oysa gül ağırıydı
tutar birde rıhtımları yakardı gözleri çakmak taşıydı
öfkesinde kıvılcımlanırdı.
yüreği temizlemek vaktidir
kalbimde aşık olmak arzusu
yani yaşamın yarısı ustam cibran
kalbim kızgın kıpkızıl güneş solumda
susta duruyor haykırmak arzusuyla
Yürek göçü
nasıl da inceden işleyen bir sızıdır bu zulümlü gece.
oysa daha dün, simsiyah bir gül görkemiydi yüzün.
seher sabahını sırtlardı dağ başı omuzların,
bakışların süzülürdü gözlerinin buğulu şafağından.
nere gitsen bana varırsın bendeki sen isen
kollarını açmış bekleyen ayrılığa mı gideceksin kadınım etme!
ayrılık geri tepen bir tüfektir bende eskiyen gitme!
o nehir yatağını bende kuruttu yedeği de yok
bir intihara meyletme!
koynundaki kumrularınla göz göze uyumak varken
Yürekten doğmak fena...
kurumuş dere yatakları ki
gözyaşımdır...
Sustu içimin cümle suları
ateş olmayacaklar ağzımda
dudaklarım mührü kül...
Yüzleri bulandıran
And içmiş ay
kendi gibi, gecemin yüzünü bulandırdı
uykuyuda bulandırdı yüzümde
her keresinde bunu yapıyor dolunay
Yüzüne çok yakıştırmışsın dağınıklığı
Yanlış aşksa usta olsanda kullanamazsın
tükenir,yangınlaşırsın...
dağılmanı anlaşılır kılıyorum
başka karşılığı olmazdı, inan ol
Yüzün okunmuyor sesinde
seyduna bir yanıyla sırtını dağlara yaslamış, rahat rahat uyuyordu.
diğer yanı sevda kılıcından geçiriliyordu, hasretin sütlü şafağında.
her ah da ciğerine kan otururdu.
buzdu, kapkaraydı dağların kuytuluğu.
Zaman Eksikleri
dağlardan iner gibiydi gözlerim,
sana vardığımda bu daha bir elle tutulurdu...
yalnızlık bir dil edinmişti bende,
yalın kat hüzün gözlerimde güzün anlatıcısı
ZAMAN KAHIRMIŞ ZULÜMMÜŞ
Ne bilsin bekleyişi
solu yanmayan darda kalmayan
yüreğinde ateş yakmayan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!