Dertlerimin tam içindeyim
Gecenin saat ikisindeyim
Uykusuz kalmışım
Gözlerim perîşan mı perîşan
Beynim yorgun ve düşüncelerim
Solgun mu solgun
Hey gözünü sevdiğim İstanbul
Ucu bucağı olmayan koca şehir
Önce; taşın, toprağın altın dedik geldik sana
Sonra; taşını, toprağını çevirdik hep betona
(29 Aralık 2006/ İstanbul)
Çalınır tatlı bir ezgi
ruhumun ıssız sokaklarında
En sihirli sözcükler dalgalanır
kor gibi yanan dudaklarında
Bir bûse yer etsin
al al olmuş yanaklarında
Tâze bir bahar yeli gibi esip girdin gönlümüze
Nice güzellikler kattın dünümüze bugünümüze
Hep neşe ve mutluluk getirdin sazımıza sözümüze
Yeni bir gelin misâli süzülüp girdin yüreğimize
Sana hep gıpta ile bakar sevgi dolu gözler
S abah yıldızıdır o, yüreklere ışık saçan.
O rkide çiçeğidir yaprak yaprak, renk renk açan.
N arin bir kelebektir o, rengarenk her gün uçan.
G üllerden al renkli bir gül gönüllerde taht kuran.
Ü zgünleri o'dur hep mutlulukla buluşturan.
L aledir, sevenleri sevdiğine kavuşturan.
Alev alev yanarken şimdi söndü ocağım
Sen gidince hüzünle doldu taştı kucağım
Bilmem ben buralarda sensiz ne yapacağım
Alev alev yanarken şimdi söndü ocağım
Yıllar gelip geçse de yüreğim senle dolu
Baharın görkemi her dem, ondadır.
İncelik, onda ve sardunyadadır.
O, Sivas'tan doğarak çıkmış güneş;
Parlıyor gökte her an, altına eş.
Doluyor kalplere engin sevgisi.
Erkekleşen kadınlar
Kadınlaşan erkekler
İnsanlar çıkmış çığrından
Dünyâ dönmüş tersine
Başımıza taş yağacak taş
Bu işin sonu yaş mı yaş
Maziye gömülmüş son bir hatırasın.
Seni yalnız geçmiş günler hatırlasın.
O, yaşlı gözlerin yollarda kalmasın.
Uzaklara bakıp gamlara dalmasın.
Ödendi sonunda bu aşkın bedeli.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!