Ah, siz beni ne bilirsiniz!
Bakmayın öyle köşemde uslu uslu durduğuma.
Tersim terstir benim, milim esnemem!
Hele bir damarıma basın da görün,
Öyle bir gazaba gelirim ki alimallah,
Kulaklarım iflas eder, ağzımdan çıkanı duymaz!
Hiç acımam, gözünün yaşına bakmam da
"Peki" deyiveririm aniden!
"Siz bilirsiniz" falan hafif kalır yanımda,
En ağırından, en okkalısından bir "eyvallah" çekerim,
Ruhunuz duymaz!
Öyle bir yumruk vururum ki masaya hiddetimden,
Sarsılır tabaklar, bardaklar, ödün kopar!
Sonra... dökülen çayını tazelemek için
Mutfağa süzülürüm bir kedi gibi sessizce.
Demliği öyle bir hışımla kavrarım ki,
Tavşan kanı süzülür bardağına;
İçine üç şeker atıp eritişimi görseniz ürperirsiniz!
Dedim ya, aldanmayın bu çıtkırıldım sükunetime.
Hiddetlendiğimde gözüm hiçbir şeyi görmez,
Dillere destandır bendeki o vahşi şiddet!
Karşımda ağlayan varmış, sızlayan varmış,
Yok kadınmış, yok çocukmuş... Hiç tınmam!
Varsın "zalim" yazsınlar mezar taşıma, ne yazar?
Şöyle hışımla havaya kaldırdım mı elimi,
İndirmemle, sindirmem...
Pardon silmem bir olur,
Tek bir hamlede o gözyaşlarını!
Yetmedi mi o vahşetim?
Saçlarını okşar, öyle bir sarılırım ki
Kemikleri sızlar şefkatten!
Kapıyı öyle bir çarpar, öyle bir terk ederim ki o odayı,
Zelzele oluyor sanırsın, duvarlar çatırdar!
Ama kapı eşiğinde durur, arkama dönerim aniden;
Sırf arkadan esen o hain rüzgarda üşümeyesin diye
Ceketimi omuzlarına bırakır, öyle kaçarım!
Varın bendeki o amansız firarı siz hesap edin!
Hele bir de haksızlık yapmaya kalkın bana,
Öyle ucuza gitmem, basit intikamlarla uğraşmam!
Öyle bir "ah" çekerim ki ta şuramdan,
Şaşkınlıktan feleğini şaşırır o haksız.
Yeryüzünün mahkemelerini aradan çıkarırım direkt;
Dilekçemi doğrudan en ulu kürsüye,
Hâkimin aynı zamanda şahit olduğu o makama postalarım!
İlahi adaleti üstünüze salarım da
Dosyanız tozlu raflarda kalakalır!
Çok belalı severim bir de, şakam yoktur!
Kanun, kural, racon dinlemem yeminle.
Gecelerce kapısında sabahlarım yârin,
En azılı haydut gibi pusuya yatarım aşkına!
Siz ne anlarsınız gaddarlıktan?
Bardaktan boşanırcasına ağlarım mesela,
Kıskançlık nöbetlerinde!
Öyle bir kıskanırım ki, dudağının değdiği bardağı
Kırıp parçalamak yerine, gözyaşımla yıkarım!
Hele bir sevmesin beni,
Hele bir "gidiyorum" desin...
Gözümü kırparsam namerdim!
Hemen oracıkta, en karanlık dehlize,
Gönlümün en dibine gömerim aşkımı.
Üstüne bir de gaddarca sevinirim;
"Oh olsun" derim içimden,
"Mutsuz olacağı bir gönülden kurtuldu nihayet!"
Ah, siz beni hiç bilmezsiniz!
Tersim terstir benim, düzüme hiç benzemez.
Öyle tek gözle yarım yamalak süzmeyin beni;
İkincisini, hatta o sakladığınız üçüncüsünü de açın!
Öyle bakın, öyle dinleyin.
Zira benim şerrim...
Dünyanın bütün hayırlarından daha fazla ısıtır adamı!
Kayıt Tarihi : 17.07.2026 13:28:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!