ne giyeceğini
unutabilirsin,
ilk defa
tanıştığın birinin adını da...
hatta
dün ne yediğini de.
ne güzel de vurulmuş gönlüm
uzanmış saçlarının kokusuna
avuçlarına düşmüş dudaklarım
dökülür gözyaşlarım seherlerde
ağıtlarla sularım kurak tenini
aşık olurum zemheri gecelerde
ne güzel
gülen kadınlar var,
bir de
güzelliğinin
farkında olmayanlar...
"ne iş olsa yaparım"
tadındadır aşklarım...
biraz ondan, biraz bundan,
gündelik sevdalara giderim...
her şeyim eksiktir benim,
senden armağan yarım sevmelerim.
ne kadar da güzeldin sen...
hayat bu kadar çirkin de değildi
ve kirlenmemişti henüz,
ne gecemiz ne de gündüzümüz...
yalınayak koşardık
zemheri düşlerimize,
ne kadar zaman geçti
saymadık hiç,
herkes işine gücüne gitti...
duruyor mu hayat 'biz' değilken,
ayrı şehrin sabahlarına uyanırken?
kim neyden vazgeçti,
neleri sevmedim ki senin yerine, toprağı
sevdim, taşı bile.
saçaklardan akan çamurlu suları, çeri çöpü,
kendimi bile sevdim,
seni tutup saramayan kızdığım kendimi, sırf
seni sevdiği, düşündüğü için sevdim...
nereden bileceksin,
içindeki ilk sürgünün,
kapındaki son sürgün olduğunu...
açsan kalbini alsan içeri başka,
mühürleyip yüreğini kovsan bambaşka.
sokak aşığınım senin,
ne söz anlatabilir,
ne de göz; sevgiliye hasreti...
söndüremezsin içindeki yangınları,
o deli duyguları...
bazen gönül ister,
dil söylemez,
ne umutlar tükeniyor,
çırpınan o aşktan yaralı göğüslerde...
ne avuçlar kayıp gidiyor avuçlardan,
o soysuz ayrılıklarda...
gözler kurtuluyor gözlerden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!