Bir kadın vardı…
Sessizliğiyle konuşan,
gülüşünün kenarına tane tane göz yaşı damlayan..
Kimse anlamaz ilk bakışta...
çünkü o...
acısını bağırarak değil...
susarak taşır...
O adamı çok sevmişti...
Öyle böyle değil…
Bir sabah kahvesinin buharında..
gece uykusunun en savunmasız yerinde...
ismi kalbinin içine kök salacak kadar...
Çok sevmişti...
Ama en çok sevilenler kırar ya bazen...
işte onun yarası da oradan açılmıştır...
Tane tane kırılır..
Belki bir söz eksik kaldı...
belki bir bakış geç kaldı...
belki de kadın...
“Beni anla…” demekten yoruldu...
Yoruldu ve sustu ...
Çünkü bazı kırgınlıklar
bir anda doğmaz....
damla damla..
Tane tane dolar insanın içine...
Ve bir gün...
kalp kendi sesini bile incitmemek için...
susmayı seçer...
O yüzden içine kapanıyor şimdi....
Kimseye anlatamıyor içindeki çatlağı...
Anlatsa küçülecek sanıyor acısı...
oysa bazı hüzünler...
kelimeye değince...
daha çok kanıyor...
Geceleri sessiz ağlıyor kadın....
Gözyaşları tane tane düşüyor içine...
Biriktikçe bir nehir oluyorlar...
derin...
karanlık...
Dalgalı...
ağır…
Ama taşmıyor dışarı...
Içinde boğuluyor...
Çünkü o kadın...
acı çekmeyi öğrenmiş...
kimseyi rahatsız etmeden....
Adamı hâlâ seviyor üstelik...
İnsan en çok buna kırılıyor zaten…
Gitmek isteyip gidememeye...
sarılmak isteyip susmaya...
“Kırıldım…” diyemeden..
karşısında dimdik durmaya...
Ve yalandan gülümsemeye...
Bir kadın bazen...
sevmediği için değil...
çok sevdiği için susar...
Çünkü bilir...
kalbinin en hassas yerini gösterirse...
bir kez daha kırılabilir...
Ve şimdi...
içinde sakladığı o nehirle...
sessizce yaşamaya çalışıyor...
Kimse görmüyor belki ama...
her gece biraz daha...
kendi içine akıyor göz yaşları…
Biraz biraz daha...
Tane tane ...
Kayıt Tarihi : 16.05.2026 16:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!