takvimdeki bazı günlere fazlasıyla kırgınım,
adı geçince içimde eski bir yangın uyanır.
bazı tarihler vardır,
insanın alnına çivi gibi çakılır da aradan
kaç bahar geçerse geçsin yerinden sökülmez.
ben günleri unuttum sanıyordum.
meğer günler beni unutmamış.
bir sabah vardı mesela.
güneş doğmuştu ama içime doğmamıştı.
bir akşam vardı.
herkes evine dönmüştü de
ben kendime dönememiştim.
takvimdeki bazı günlere fazlasıyla kırgınım,
çünkü onlar gelirken benden bir şeyler götürdü.
kimi sevdiğimi aldı,
kimi inandığımı,
kimi de aynaya bakınca gördüğüm adamı.
şimdi sorarsanız,
hangi gündü diye, bilmem.
acının nüfus kağıdı olmaz.
kederin doğum tarihi tutulmaz.
insan bazen bir günü değil,
o günkü kendisini kaybeder.
bir zamanlar gençliğimi astığım duvarlar vardı.
şimdi önünden geçiyorum,
duvar yerinde,
resimler yerinde,
ama içindeki adam çoktan göçmüş.
hey gidi ömür.
sen de ne acayip meyhaneymişsin.
kimi bir kadehte unutmuş sevdasını,
kimi bir ömürde unutamamış.
ben ikinci masanın müdavimiyim.
takvimdeki bazı günlere fazlasıyla kırgınım,
ama en çok da kendime.
çünkü kapıyı çalan
her hüzne buyur etmesini bildim.
herkese yer açtım da
bir türlü kendime oturacak yer bulamadım.
bir gün sevmeyi öğrendim,
karşılığını beklememeyi de.
fakat insan ne kadar derviş kesilirse kesilsin,
gecenin bir vakti yarasının başına oturup ağlıyor.
bunu da öğrendim.
bazı tarihler var.
üzerinden yıllar geçtiği halde sesleri hala kulaklarımda.
bir vedanın suskunluğu.
bir kapının kapanışı.
bir elin yavaşça çekilişi.
ne gariptir,
insan bazen bir cümleyle yıkılmıyor da, söylenmeyen bir kelime altında kalıyor.
takvimdeki bazı günlere fazlasıyla kırgınım.
onlar yüzünden değil aslında.
onların bana öğrettikleri yüzünden.
öğrendim ki,
bazı insanlar yağmur gibidir,
gelir,
serinletir ve gider.
bazıları fırtına.
gittikten sonra bile evin çatısını eksik bırakır.
bazıları da dua gibidir.
görünmezler ama ömür boyu içinden çıkmazlar.
şimdi yaşlandım biraz.
eskiden hesap sorardım hayattan,
şimdi yalnızca bakıyorum.
bir ağacın gölgesine,
bir çocuğun gülüşüne,
bir ihtiyarın sessizliğine.
ve anlıyorum ki,
dünya dediğin şey bir nefeslik misafirhane.
bu kadar yüklenmeye değmez.
ama yine de.
takvimdeki bazı günlere fazlasıyla kırgınım.
çünkü bazı yaralar kapanmıyor.
kabuk tutuyor yalnızca.
ve insan,
en çok unuttum dediği yerde yeniden hatırlıyor.
şimdi gel otur karşıma.
çay soğusun,
gece uzasın,
saatler yorulsun.
ben sana kırgın olduğum günleri anlatayım.
belki hiçbirinin adını anmayacağım.
belki hiçbir tarihi söylemeyeceğim.
ama sen anlarsın.
çünkü insanın kalbi,
takvimin yazamadığı günleri de hatırlar.
✍️
Mustafa AlpKayıt Tarihi : 25.06.2026 11:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!