(Allı, parlak, pürüzlü)
Öyle de mürdüm bakılmaz ki küçüğüm!
Sana en büyük armağanı ince nakış ruh ve
Apse dolu bir mide olan,
Deniz manzaralı ömrünün duvarında teller...
(Sıska, titrek, yapışkan)
Uykusunda ilk gördüğü;
Çaresiz bırakılmış.
Şimdi ise hiddetle içine giren çakıllı yol,
Ve yolun sonunda söğütler...
(Tiz, nahoş, sıcak)
İki kaşının arasında yeniden açılmış o defter...
Dokunmuş, görmüş, geçirmiş: Yalan.
Söyle, neylesin o kardeleni?
Ovasını zakkumla doldurmuş çoktan.
(Ayıp, yasak, günah)
O vakit yürü küçüğüm!
Yeni Ay’ın rahmine gidelim.
Senli benli diyaloglar arasına,
Gövdesi aktan tapuğlar ekelim.
(Göz, kulak ve ağız)
04.04.2026
Selva AkbabaKayıt Tarihi : 27.05.2026 16:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!