Suskunluğun Müzesi Şiiri - Hatice Güzen

Hatice Güzen
84

ŞİİR


14

TAKİPÇİ

Suskunluğun Müzesi

Bir kelime vardı
yalnızca gözlerinde kalan
anlamı solmuştu artık
ama geceyi örten
duvarlar sessizce ağlardı

taşlara gömülmüş harfler
sevginin eski yankısı belki
toza karışan
unutulmuş bir alfabe

sergilenen ilk kırılma:
bir çocuk susarken
anlamadan sevdiği
adını fısıldamayan sıcaklık

ikinci salonda:
boş bir kâğıt asılı
ne yazıldıysa silinmiş
yalnızca sızı
tutunmuş kenarına

üçüncüde:
dudaklar arasında sıkışan
bir “gitme” yankılanır
duyan olmamış
giden çok

sessizliğin başka bir katında,
başka bir anıya inilir...

dördüncü odada:
yıpranmış zamanın gölgesinde
yavaşça tutulan eller
kırık zamanın önünde
birlikte bekler
içlerinden biri
“önümüzde kalan ışıktır” der gibi

eksik parçalar
düşlerin kıyısında saklanır
yeniden biçimlenmeyi beklerken
gözlerinin ucunda
kırık bir ışık
tamamlanmanın ince nefesi

belki bir gün
bir kapı usulca aralanır
yalnızlığın kalbine
orada
yitmek değil
yeniden doğmak saklıdır

diller vardı
konuşulmadan hissedilen
şimdi cam fanusta
bir iç çekiş kadar kırılgan

müzeden
herkes
bir kelimeyle eksik değil
belki ilk kez
bir kelimeyle
tamam çıkar

Hatice Güzen
Kayıt Tarihi : 12.06.2025 02:02:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Hatice Güzen
    Hatice Güzen


    Suskunluğun Müzesi


    Bir kelime vardı
    yalnızca gözlerinde kalan
    anlamı solmuştu artık
    ama geceyi örten
    duvarlar sessizce ağlardı

    taşlara gömülmüş harfler
    sevginin eski yankısı belki
    toza karışan
    unutulmuş bir alfabe

    sergilenen ilk kırılma:
    bir çocuk susarken
    anlamadan sevdiği
    adını fısıldamayan sıcaklık

    ikinci salonda:
    boş bir kâğıt asılı
    ne yazıldıysa silinmiş
    yalnızca sızı
    tutunmuş kenarına

    üçüncüde:
    dudaklar arasında sıkışan
    bir “gitme” yankılanır
    duyan olmamış
    giden çok

    sessizliğin başka bir katında,
    başka bir anıya inilir...

    dördüncü odada:
    yıpranmış zamanın gölgesinde
    yavaşça tutulan eller
    kırık zamanın önünde
    birlikte bekler
    içlerinden biri
    “önümüzde kalan ışıktır” der gibi

    eksik parçalar
    düşlerin kıyısında saklanır
    yeniden biçimlenmeyi beklerken
    gözlerinin ucunda
    kırık bir ışık
    tamamlanmanın ince nefesi

    belki bir gün
    bir kapı usulca aralanır
    yalnızlığın kalbine
    orada
    yitmek değil
    yeniden doğmak saklıdır

    diller vardı
    konuşulmadan hissedilen
    şimdi cam fanusta
    bir iç çekiş kadar kırılgan

    müzeden
    herkes
    bir kelimeyle eksik değil
    belki ilk kez
    bir kelimeyle
    tamam çıkar

    Hatice GÜZEN

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)