Hayır!
Bu suskunluk
boyun eğmek değildir.
Bu suskunluk,
karanlığın bağrında
çeliğini döven bir ateştir.
Ben sustukça
bir meydan büyüyor içimde.
Bir meydan ki
çocukların ekmeğini çalanlara,
gökyüzünü tel örgülerle bölenlere,
umudu kelepçeleyenlere
hesap soracak kadar kalabalık.
Sanıyorlar ki
sessizlik korkudur.
Oysa bilmiyorlar;
en büyük gürültü
yıllarca susturulan insanların
bir ağızdan söylediği ilk sözdür.
Boğazımda bekleyen her hece
yarının türküsüdür.
Her yutkunuş,
yenilmemeye edilmiş bir yemindir.
Ve her yara,
bir başka insanın yarasına
omuz vermeyi öğrenmiş bir yüreğin
nişanıdır.
Ben kendim için konuşmuyorum artık.
Ben,
gün doğmadan yollara düşen emekçi için,
defterine açlığı yazan çocuk için,
elleri nasır, gözleri ışıklı kadınlar için,
yarına inanmaktan vazgeçmeyen herkes için
ses biriktiriyorum.
Çünkü biliyorum:
Hiçbir karanlık
sonsuz değildir.
Hiçbir zorba
ebedî değildir.
Ve hiçbir zincir
insanın yürüyüşünden daha güçlü değildir.
Gün gelecek,
taş konuşacak,
ırmak konuşacak,
ekmek konuşacak.
Gün gelecek,
sessizlik bile
özgürlüğün dilini öğrenecek.
İşte o zaman
bizim sesimiz
yalnız bir ses olmayacak.
Dağlardan denizlere,
fabrikalardan tarlalara,
mahallelerden meydanlara
aynı umut dolaşacak.
Ve biz
birbirimizin omzunda çoğalarak
şunu yeniden söyleyeceğiz:
İnsan yenilmez,
eğer umudunu
başkasının umuduyla birleştirebilirse.
O gün
yalnız konuşmuş olmayacağız.
O gün
yeryüzünü yeniden
insanın yüzüyle tanıştıracağız.
Kayıt Tarihi : 1.08.2026 16:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!