Bu kırmızı geceler mavi değildi ona
Yalpaladı sokakta sallandı iki yana
Işığı yanmasa da metruk viranesinin
Bir fatiha okudu Neyzeninin ruhuna
Bir gün başı karlı yüksek dağlara
Yoluma kurulmuş tuzak ağlara
Selam olsun benden kalan sağlara
Muzuru bulmaya gidiyorum ben.
Adil diye methettiler Onu
Cümleyi tersinden okurdu
Yoktu ki nuru olsun kandil
Her şeyi kendine yontan Nadil.
Kabayım affet beni nolur Nalân
Garip bir çocuğam, olmuşam sana hayran
Kır dediler kır dilini, her bayram
Köşelidir bu dilim başaramadım inan.
Uzak karanlık gecelerden
Kalbinin o yakan ateşinden
Gönderdin ruhuma
İnleyen naleleri.
Zirvelere doğru kaldır başını
Bulutlar dolaşmakta
Adım adım onlara yaklaştıkta
Yolun artık
Sonun başlangıcında.
Karşı tepede durmuş körbey
Ağzında geveliyor bilinmez ne der
Bükülmez taş bileği dediler
Adını koydular Zorbey.
Diş diş olmuş kayalar
Yürüsen anan ağlar
Geri dön çocuk dedi
Buraları zor dağlar
Elinde çatalı, kara suratlı
Uzun kuyruğunun yılan kıvrığı
Tango yapıyordu elele
Cehennem ateşinin prensesiyle
*
Bahçenin koyu gölgesinde
Ağızları sulandıran dopdolu sinisinde
Oturmuş bir çok zevat
Lafları hep zerzevat.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!