Dans ederken havada ince ince
Çığlık çığlığa bağırdınız tizce
Size karakış diyen ahmaklara
Hediye gönderdiniz sessizce
Sivri hassas ve zarif kulaklı
Tüylerinde şifaların zerresi saklı
Mırmırlarında sakin dünyaları
Açtığı altın anahtarı vardı.
Ucu kopuk kulağı
Burma bıyıklarıyla
İri yeşil gözlerinin kuşkulu bakışıyla
Çırmık yemiş yüzünde
Tekmelerin izinde
Gece arar rızkını
Hazreti Kefevi
İndirdi bazilikanın haçını
Çıkardı koynundan
Ta Kırımdan getirdiği,
Çaktı tepesine
manevi alemini.
Kelebek
Rengarenk bezenmiş kırlarda
Papatyalarla süslenmiş çayırlarda
Bahar rüzgarının sarmalayan kollarında
Ne kadar da zarifti dansın,
Kapadım gözlerimi vazifemi yaptım
Sandı ki geleni geçeni itip kaktım
Kanımca Vatanın yapısına bir çivi de ben çaktım
Ama ona göre sanki ben kazığımı attım.
Zeytinler karardı
Surat astılar bana.
Bir zamanlar yağ bal olan aramız
Döndü şimdi keçiboynuzuna.
Uzun kulak kıl kuyruklu birisi
Taştan taşa atlar haylaz irisi
Bıkmaz mı kötekten dedi, veliler
Karşı dağın pos bıyıklı tilkisi.
Dibi dümdüz olsa da
İçi şeker dolsa da
Hepsi benim olsa da
Neye yarar bu dünya
*




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!