Hırpaladılar yeşil dünyamı
Kaynana zırıltısıyla.
O duygusuz beton kafasıyla
Gri duvarların soğuk zalimi.
Söz verdi annesine, temenna çaktı peki
Cicili bicili üstünü hiç kirletmiyecekti
En güzel şarkılarını söylese de Meki
Ağzından çıkmayacaktı asla, Zeki.
Sinek kaydı traş olmuş
Sakal bıyık yolda koymuş
Masmavi zalim gözlerine
Sarı gravatı da çok uymuş.
*
Dallar uzattı bana
Bilmediğim şarkıyı
Bu ne diye sorduğum
Mayıs akasyaları
Mavi gökyüzünde
Pamuk pamuk bulutlarla
Hoş geldin Mayısım.
Boş çevirme bu garibi
Uzaktantan da olsa
Sana hısımım.
Sevmedim ben
Nasıl varacak dilim
Demeğe.
Mecnun gibi
Ne çölde
Ne çemende
Yalınayak, başıkabak
Karda kışta hep dangalak
Sandı onu birisi
Açılan avucunu geriye itti
Dediler birkaç gün sonra
“zat-ı muhterem”
Yanmadım böylesine hiçbir şeye
Sandım ki yeşiller içinde ale
Bir ben mi tutkunum söyle karadiken
Seni de şad etmedi mi lâle
*
Titrek ışığında devler
Duvarda beni bekler
Püf diyemen sana ödüm kopar
Yuvarlanırım sonra bodruma.
Daha yakın bana Şam
Ne ki Amsterdam.
Künefe yerken ben
Bakarım şapşal beyaza




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!