Çığlık çığlığa hayatın ölü sesleri
Geçer kurşunların önünden destanlaşan türküler
Boş kovanların hepsi çiçek saksısı
Genç mezarların başında ılgıt ılgıt ağıtlar
Kara koyunun eti, kara olmaz.
Her bıçağın kestiği, yara olmaz.
Kimisi altından, saraylar yapar.
Kimisinde cep delik, para olmaz.
Her ağaca aldanma, özü olmaz.
Teli yok perdesi yok bağlamamın,
Ölüler kentinin ozanıyım ben.
Dudaksız okurum hep türküleri,
Ölüler kentinin ozanıyım ben.
Tarifsiz dertlerin kazanıyım ben.
Neyi topladım, neyi çıkardım.
Kalemin ucunda, bir çizgi ölüm.
Doymadım böldüm, bir de çarptım.
Kalbimin içinde, bir çizgi ölüm.
Büyük bir heyecandır yaşayana.
ÖLÜ OLMAK
Kıpırtısız suyun altı
ölüm mektupları yazıyorsa
suyun üstüne
Kıpırdamıyorsa suyun yüzü
Girdim kader dükkânına,
Ölümlerden ölüm beğendim.
Şeklini beğenmedim birkaç ölümün,
Birkaç ölümü de pahalı buldum.
Naza çektim kendimi nazlandım.
KALEM AĞLADI
Ellerim titredi sana yazarken.
Kalemim ağladı, ben de ağladım.
Yüreğimde yanan derdim azarken.
Kalemim ağladı, ben de ağladım.
Sular çekilir,
Balıklar gider,
Yosunlar kalır.
Çiçekler gider,
Yapraklar gider,
Ağaçlar kalır.
Güneş doğmadı bu sabah
Ya pili bitmişti Günes’in.
Ya gözlerim yoktu benim.
Her şey batmıştı sabahtan
Bir şey kalmamıştı akşama batacak
Akşam bana batmıştı
KARALANMIŞ DEFTERLER GİBİ
Karalanmış defterler gibi hayatım
Kırış kırış yastık kılıfı yüzümdeki ifade
Fırından çıkan buğulu ekmek gibi
Ucu koparılmış yavan lokması ziyade




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!