Katarı bozulmuş eğri kervanın
Yolları düzgün olsa ne yazar ki
Zalimin elinde kalmış dermanın
Balları süzgün olsa ne yazar ki
Buz tutmuş sevgisiz saran kucağın
O çocuk küçüktü kaldı orada
Aklıma düşürdüm onu şimdi burada
Bakışı nasıldır bilmem ya da duruşu
Unuttuğumda olmuyor değil arada
Çığlık çığlığa hayatın ölü sesleri
Geçer kurşunların önünden destanlaşan türküler
Boş kovanların hepsi çiçek saksısı
Genç mezarların başında ılgıt ılgıt ağıtlar
Kara koyunun eti, kara olmaz.
Her bıçağın kestiği, yara olmaz.
Kimisi altından, saraylar yapar.
Kimisinde cep delik, para olmaz.
Her ağaca aldanma, özü olmaz.
Teli yok perdesi yok bağlamamın,
Ölüler kentinin ozanıyım ben.
Dudaksız okurum hep türküleri,
Ölüler kentinin ozanıyım ben.
Tarifsiz dertlerin kazanıyım ben.
Neyi topladım, neyi çıkardım.
Kalemin ucunda, bir çizgi ölüm.
Doymadım böldüm, bir de çarptım.
Kalbimin içinde, bir çizgi ölüm.
Büyük bir heyecandır yaşayana.
ÖLÜ OLMAK
Kıpırtısız suyun altı
ölüm mektupları yazıyorsa
suyun üstüne
Kıpırdamıyorsa suyun yüzü
Girdim kader dükkânına,
Ölümlerden ölüm beğendim.
Şeklini beğenmedim birkaç ölümün,
Birkaç ölümü de pahalı buldum.
Naza çektim kendimi nazlandım.
ROMA’YI HEP YAKMAK
Myra’ın kapılarına dayanmıştı gladyatörler.
Ağlamaktan morarmış gözleriyle suskundu
Roma’nın bütün dilberleri,
Askerlerden çoktular.
KALEM AĞLADI
Ellerim titredi sana yazarken.
Kalemim ağladı, ben de ağladım.
Yüreğimde yanan derdim azarken.
Kalemim ağladı, ben de ağladım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!