Bir gün gelir, güneş solar.
Ay kaybolur.
Sen benim güneşimsin,
Gönlüm sende yol bulur.
Ayakları olurum zamanın,
MİSAFİR
Bu Dünyada misafiriz
Bir nefeslik ömrümüz var
Aldık verdik sonra bittik
Azrail’de emrimiz var
Sessiz diyarlarda, mezarlar garip.
Dağların başında, taşlar muzdarip.
Yolların tozunda, yolcular garip.
Gözlerden dökülen, yaşlar muzdarip.
*
Yalın ayak meczup, ayaklar garip.
Yıkılırken Dünya, tuz buz olurken,
Nasıl uyurum ben, nasıl gülerim.
Her yerde yangınlar, canlar ölürken,
Nasıl uyurum ben, nasıl gülerim.
*
Yüzümdeki şu çizgilerden başka,
Ne verdiniz ki bana geçen yıllar.
Bir kerecik düşürmediniz aşka,
Ne verdiniz ki bana geçen yıllar.
*
Süründürdünüz hep, öldürmediniz.
Katarı bozulmuş eğri kervanın
Yolları düzgün olsa ne yazar ki
Zalimin elinde kalmış dermanın
Balları süzgün olsa ne yazar ki
Buz tutmuş sevgisiz saran kucağın
NEYİ SEVERSEN SEV!
Sevilme derdim yok benim
Sev de neyi seversen sev
Dünya benim değil senin
Sev de neyi seversen sev
O çocuk küçüktü kaldı orada
Aklıma düşürdüm onu şimdi burada
Bakışı nasıldır bilmem ya da duruşu
Unuttuğumda olmuyor değil arada
Çığlık çığlığa hayatın ölü sesleri
Geçer kurşunların önünden destanlaşan türküler
Boş kovanların hepsi çiçek saksısı
Genç mezarların başında ılgıt ılgıt ağıtlar
Kara koyunun eti, kara olmaz.
Her bıçağın kestiği, yara olmaz.
Kimisi altından, saraylar yapar.
Kimisinde cep delik, para olmaz.
Her ağaca aldanma, özü olmaz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!