Duyun ey ökçesiz sözün yolcuları,
Bugün alışkın olmayan bir dil ile,
Toprağa basan ayaktan bahsedeyim;
Sıkkınlık değil nasihat vereceğim.
Keşke süslü bir dekorum olsaydı da,
Sizleri mutsuz sefil bırakmasaydım.
Şöyle kükreyen dereler çizerdim hep,
Sağında solunda yeşil ovalarla.
Küçük bir köprü kurardım üzerine,
İpince tasarlanmış şekiller gibi.
Yıkık dökük bir duvara astığım sır,
Şiirdir deyip geçerdim belki de ben.
*
Yalın ayak koşarken bu bozuk yolda,
Ökçesiz kalmak bazen en büyük erdem.
O devirde her lokmanın tadı başka,
Sofraya konan her nimet can şiirdir;
Hormonlu sebzeler bu ritme hiç uymaz.
*
Yakınların derdine yanmak şiirdir;
Taşrada kalmış bir kadın hüznü ile,
Yükü ağır olsa bile o şiirdir.
İskeleden düşen işçi de şiirdir.
Tozlu tezgahlarda çalışan insanlar,
Emeğe yılmadan sarmak da şiirdir.
Ukala alimle cahil arasında,
Gizli bir anlaşma derin bir düğümdür.
Miras kalan hanlar büyük otoparklar,
Dünyayı soyanlar eğer konuşursa,
Zıtlıkların bütünü başka şiirdir.
Zorlukların aşılması da şiirdir.
Zaferler ümitlere dağıtılmışsa,
Konuşan o dilsiz her hece şiirdir.
Yok aslında bunlar şiir falan değil.
Kayıt Tarihi : 12.07.2026 15:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!