Masada iki kişilik çay,
Biri hiç dokunulmamış...
Zamanın durduğu o dar pay,
Bir daha hiç okunulmamış...
Demliğin buğusu cama vurduğunda,
Yarım bir cümle havada durduğunda,
İçerdeki saat her sustuğunda...
Mutfaktan gelen o kaşık sesi,
Yabancı bir elin soğuk gölgesi,
Sanki bu evin son hikayesi...
Şimdi perdeler rüzgarla sarsıldığında,
Gözlerin uzak bir yere takıldığında,
Ve o ışıklar tek tek karardığında...
Gitmek de bir eylemdir elbet,
Kalanı sessizce çürüten...
Sen benim içimdeki o kör gurbet,
Beni bu boşlukta yürüten...
Bir bardağın kenarında kuruyan iz,
Söylenmemiş ne varsa anlatır bize.
Biz artık aynı cümlede iki yabancıyız,
Gerek yok başka hiçbir söze...
Kayıt Tarihi : 3.06.2026 22:28:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
İçimde hiç yaşanmamış bir ayrılığın gölgesini taşır gibi, insanın en güvendiği anda karşılaşabileceği o ani kopuşları felsefi bir derinlikle hissettirmek istedim. Masadaki o dokunulmamış çay bardağı, hayatın ortasında aniden donup kalan zamanın ve insanoğlunun kırılgan ihtimallerinin birer sembolüdür. Şiirimde, fiziksel olarak yan yana duran iki insanın, ruhsal olarak nasıl uçurumlara bölünebileceğini ve acının insanı kendi içinde nasıl sessiz bir gurbete sürüklediğini betimlemeyi amaçladım. Gitmek eylemini mekanların ötesine taşıyarak, geride kalan bilincin uğradığı o kaçınılmaz yıkımı ve yabancılaşmayı kelimelere döktüm. Bu dizelerle, aslında hiç tatmadığım bir yokluğu, insanın varoluşsal yalnızlığına ve her an kapımızı çalabilecek o zamansız hüzne bir saygı duruşu olarak kurguladım.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!