Öyle içten bir şarkısınız ki bayım,
Bırakın gözlerim yollarınızı beklesin,
Sizin sözleriniz yüreğimde dinlensin.
Ellerim hiç alışkın değil ki ellerinizi tutmaya,
En azından uzaktan görsem saçlarınızı.
Bakışlarımla sımsıkı sarılsam size,
Bir gülüşünüzle adımı unutsam.
Varlığım sizin varlığınız içinde yok olsa,
Küllerim yayılsın şehrin sokaklarına.
Ben yine de sizi beklerim,
Bir akşamüstü şehrin bütün ışıkları sönerken,
adınızı içimden geçiririm usulca.
Belki bir rüzgâr taşır sesimi size,
belki de sesim yollarda kaybolur.
Varsın kaybolsun;
ben sizi bulduğumu sanmanın
yanılgısına bile razıyım.
Bütün şehir üzerime yıkılsa,
yine de sizin yokluğunuz kadar ağır gelmez bana.
Çünkü insan bazen bir kişiyi değil,
o kişinin yanında olabileceği kendisini özlermiş bayım.
Ne tuhaf, bayım;
adınızı anmadan da sizi anlatabiliyorum.
Bir şarkının yarım kalan hecesinde,
pencereme vuran yağmurda,
geceye yetişemeyen son ışıkta...
Her şey biraz siz,
ama hiçbir şey sizin kadar siz değil.
Ben size yaklaşamam belki,
elleriniz ellerime değmeden de geçer ömrüm.
Ama bilin ki bir yerlerde
bir kadın,
sizin bilmediğiniz bir şarkıyı
sizin için söyleyip durur.
Ve gün gelir de
bu yangının külleri savrulursa şehrin sokaklarına,
sakın rüzgâra kızmayın.
Ben yalnızca
size ulaşamayan bütün cümlelerimi
gökyüzüne bırakmış olurum.
Kayıt Tarihi : 13.08.2026 20:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



