Serin olur sivas elin havası
Kar boran imiş ovası yaylası
Kurban olam toprağına taşına
Gönlüm seni arzular canım sivasım
Bülbül öter bağında bahçesinde
Terlemiş sinesi ekin tarlasında
..
Boşluk utanıyordu
O gün
gölgede kırkbeş derece sıcaklığın öğle güneşinde
iskelenin sekizinci katında,
kaba sıva atan Ramazan'ı
hiçlik
saçmalık
..
Ahmet Topçu Rahmetliye
Ne zaman dinlesem içimi sızlatan,
Şimdi bir başka yakan.
“Sivas ellerinde sazım çalınır” türküsüdür.
Bu yangına sebep,Ahmet Topçu’nun öyküsüdür.
Doğmuştu ama yaşamamıştı ilinde.
..
sivas ili kangal ilçesi avşarören köyünde 03/05/1960 yılında dünyaya 6 kardeşin dörtüncü çoçugu olarak dünyaya geldim babam bir maden işçisıdır
çoçukluk yıllarımı köyde geçirdim ilk okul köyde bitirdim orta ve liseyi gürün ilçesin de 1974 den 1979 yılına gürün lisesinde okudum okul yıllarım iyi geçti
çünkü hem çaliştım hem okudum okuldan sonra
askerlik görevimi şiirtte yaptım askerde geldikten sonra koç gurubunda migrosta işe başladım 1984 yılında evlendim üç çoçuk babasıyım iki erkek bir kız babasıyım migros türk a.ş de emekli oldum 15.03.2007 de
iki abim ögretmen ablam ev hanımı iki küçük kardeşim belirli işlerde çalişmaktalar ben hayatı ve insanları seven bir insanım kitap yazarım ve çok okurum şiir yazmayı çok severım dünyanın neresınde olursa olsun insanların zarar görmesi beni her zaman üzer gezmeyi ve denizi çok severim
insanlar ön yargili olmasın tanımada bilmede kişiler hakkında yorumlar yapılmasını hiç bir zaman dogru bulmayan bir insanım ben herkesi sevyorum ve saygıyla selamlıyorum herkese selam muharrem tüylü
..
Seni dinledim figan bastı içimi,
kendimi dinledim hiç duymadığım bir ezgi...
susku damlasında bir aşk geldi!
bir açık adres yazılı, kenti bilinmezliğin gönü bahçesi...
tutulma başladı aşk'a sıva kolları
..
Bütün coşkusuyla arş titrerken korkusundan.
El pençe divan durup huzuruna yöneldim.
Hayallerim yıllardır benliğimde yanarken.
Ben Mevla’nın yolunda eğildikçe eğildim..
01.11.2001
Sivas
..
SİVAS KATLİAMI BİR
Yönetenler biliyor, Sivas katillerini,
Şehit kanı kokuyor, koklayın ellerini,
Ehlibeyte küfür e, alışmış dillerini,
Muaviye torunları, Yezit ’in veletleri.
Bu bir insanlık suçu, tarihte okunacak,
..
Onur BİLGE
Günlerin en kısa, gecelerin en uzun olduğu zamanlarda doğmuş; gecelerin en kısa, gündüzlerin en uzun olduğu zamanlarda aramızdan ayrılmış. Aralığın yirmisinde doğmuş, haziranın yirmisinde ölmüş. 1917 ile 1997 yılları arasında sürekli hareket halinde yaşanan, şiirlerle süslenen, Tokat’ta başlayıp, Ankara’da biten, dolu dolu bir hayat…
Sanayi Devrimi sonrası… Makineleşme devri… Atlardan eşeklerden, kağnılardan arabalardan motorlu taşıtlara geçiş dönemi… O zamanın insanlarına nazaran daha fazla seyahat etmek zorunda kaldığı için olsa gerek, yollardan çok etkilenmiş. Şiirlerinde yollardan, yolculuklardan, taşıtlardan sıkça bahsediyor. En çok da yük taşıyan araçlardan… Kağnılardan, kamyonlardan, trenlerden, gemilerden… Bildiğim kadarıyla, onun kadar taşıtlardan bahseden, başka bir şair yok! Asıl mesleği şoförlük olan bir şair dahi onun kadar yollardan sokaklardan, caddelerden; sürekli bir yerlere gitmekten gelmekten söz etmemiştir. Şiirlerinde de seyahat etmekte veya bu arzuyla yanmakta… Caddeler, sokaklar, yollar… Havadan, karadan, denizden gidiş gelişler… Yolculuklar, yolculuklar… Hep ayrılıklar, uzak ve mahrum kalmalar ve hep uzaklarda, özlenmekte olan kişiler… Ulaşılmak istenen birileri, imkânsızlıklar…
Hayatın gerisinde kalanları hatırlayışlar, hasret kalınanlara yapılan çağrılar, ulaşılamayanlara gidiş tasarıları, kavuşmalara dair hayaller, hemen hemen hepsi sevilenlere yazılan şiirler… Maceraperest bir ruh… Aşk için her şeyi göze alabilen bir genç… Sevgiliye yakın olabilmek için parasız pulsuz yollara düşen, trenle ta İzmir’e giden, eza cefa çekme pahasına orada bir süre kalan, kopamayan…
..
AŞIK ÖMER GEZLEVİLİDİR
Aydınlı Aşiretine mensup Aşık Ömer, bu gün yani 2007 yılı durumuna göre Konya İli Hadim İlçesi,Gezlevi Beldesi doğumludur. Aydın ili ifadesi Aydınlı aşiretinin yaşadığı Toros yamaç ve yaylalarıdır. Aşık Ömer zamanında bu günkü Aydın şehri Güzelcehisar olarak adlandırılşmaktaydı.Ayrıca Aydın ili diye bir siyasi yapılanma yoktu.
..
İBRAHİM GENEŞ GÖRME ENGELLİLER SPOR KULÜBÜ için ANTOLOJİ KİTABI:
Değerli Arkadaşlar
Daha önceki yıllarda Hazırladığımız ve birebir sorumluluğunu üstlendiğim Antoloji Kitabı çalışmalarından bahsetmek istemiyorum. Bizi tanıyan Gönül dostları Neler başardığımızı ve daha neler başarabileceğimizi gayet iyi biliyorlar.
..
Âşıklar yatağı, yiğitler yurdu
Şanlı bayrağımda aldır Sivas’ım! ...
En çetin zamanda her dem dik durdu
Petekten süzülen baldır Sivas’ım! ...
Yiğit harman olur Sivas ilinde
Pir Sultan ses verir sazın telinde
..
BİR FATİHA OKUYUN
Yüzün kıbleye dön bu sese ses ver
Yaratan aşkıyla kurtuluşa er
Şevki Kayaturan görürse ne der
Gelin dostlar bir Fatiha okuyun
..
BARAK BOYU
Barak Boyunun Anayurdu:
Nuh Peygamberin oğlu Yasef, babasının emri ile Cudi Dağına gidip İt-İl(it eli, Atilla at-eli demektir) ve yayık suyunun yakasına vardı. İki yüz elli yıl orada yaşadıktan sonra öldü. Yasefin Türk, Hazar, Saklap(saka-iskit) , Rus, Ming, Çin, Kimeri(Sümer) ve Tarih(Taruh, Tarekh) isminde sekiz çocuğu vardı. Türkün oğlu Barshan söz konusu İt-İl-Yayık bölgesine yerleşti. Barshandan türeyen Baraklar ve Subarlar(Sigur, Sabir, Suvar, Sümer) ın yurdu İt-İl -Volga(nehri) civarı oldu. Bu yerleşim bölgesine Barakların totemine atfen At-İl- İt-İl(At éli, İt éli) denildiğini tahmin etmekteyiz. Oğuz Destanında Oğuzla Kıl Barak arasında geçen savaşın aynı bölgede oluşu dikkat çekicidir. (Gaziantep Yöresinde Barak Boyu. Yrd. Dç. Dr. Mehmet ali YILDIRIM ve Nuh YILDIRIM. Sf.11-12)
Saka Türklerinin Livi(LiGURlar, Lurlar, Litvanyalılar) boyunun bir kolu, Barakların da içinde yer aldığı Karluklardır. Karlukları; Pamir Sakaları, Sagay Türkleri, Kırgızların Sayak Boyu, Yakutlar(Sakalar) oluşturmuştur. ((Sadi Bayram. Kaynaklara Göre Güneydoğu Anadolu Proto-Türk İzleri. Sf.67)) (Barak Boyu) .
Barak Devleti:
..
Ne kimsenin gelişine alkış
Ne gidişine yas tutarım
Ağlatır bembeyaz ithal çiçekler
Gönlümün kaktüsü güldürür beni
Elin bülbülüne kusasım gelir
Benim baykuşuma ses katarım
..
Sana uymaz acı çekmek,
Dön gel geri Remzi abi.
Bize yeter soğan ekmek,
Dön gel geri Remzi abi.
Anam hep saçları yoldu,
Sarardı gül rengi soldu.
..
MUHSİN BEY (SON DÜZELİLMİŞ HALİ)
Bu gün yarin diye ümit bağladık,
Gece gündüz dua ile ağladık,
Senin acın ile yürek dağladık,
Uyusak rüya da yüzün Muhsin bey.
..
Fazilet timsali, elleri öpülesi kadın,
Peygamber sevgisi aşıla çocuğuna,
Dokuz ay çektiklerini unutma sakın,
Sonra pişman olma doğurduğuna.
Dinini irfanını öğretirsen çocuğuna,
Mutlu olur, iftihar edersin onunla,
..
Hayal hep benimki,
Boş ama, çok tatlı,
Şöyle bir evim olsa,
Beş, on yirmi katlı,
Odadan odaya gezdirsem,
Seni sevdiğimi, sana,
O güzel gözlerine sezdirsem.
..
'Yazılmasın bir İstiklal Maşı daha'
Diye dua etmişsin Akif'im Allah'a,
Yemin ettik tüm milletçe,vallaha
Yazdığın marş yüreklerden kazılmayacak,
Bir İstiklal marşı daha yazılmayacak.
Bölemedi dış güçler bizi,bölemedi
..
namertlerin meydanıydı sivas
35 gülümü yakmak için
binlerce kan emici ordaydı
güllerimin neydi suçu
türkü söylemek mi,şiir yazmak mı
kiminin sazı,kiminin kalemiydi kılıcı
zalimler gibi kanla beslenmiyorlardı ama
..



