Gölge düşmüş geceye, dilsiz bir fırtına,
Yüklemişsin sükutu, hüznün o sırtına.
Gördüm o puslu yolu, o sisli sokakları,
Bana mı açılıyor, ruhunun durakları?
Üstüme giydim yine, o meçhul kelamları.
Gülüşüm bir zırh gibi, dışarıya güneşim,
Oysa kendi içimde, sönmeyen bir ateşim.
Hassas bir cam kalbim var, kırılmaktan yorgunum,
Vakur duruşum sessiz, ben bende korundum.
Adresim miydi o iz, yoksa bir tesadüf mü?
Bu sessiz çığlıkların, bende bir karşılığı mı?
Yine de bir kıvılcım, bu kıştan sağ mı çıktı?
Ben artık rüzgar değil, o kayanın kendisiyim,
Kendi karanlığımın, en vakur sesiyim.
Yeşil gözlerinde dursa da o eski masal,
Benim zamanım derin, kalbim artık kutsal.
Bu maske bir perde mi, yoksa ruhun payı mı?
Kimse bilmez içimde, kopan o sessiz fayı mı?
Belki bu sis dağılır, güneş açar ansızın,
Diner mi sancısı, o içimdeki sızının?
Biraz zaman, biraz his... Belki gerçektir bu iz.
Ben artık rüzgar değil, o kayanın kendisiyim,
Kendi karanlığımın, en vakur sesiyim.
Yeşil gözlerinde dursa da o eski masal,
Benim zamanım derin, kalbim artık kutsal.
Vaktim var... Gördüm o izi, sustum ve bekledim...
Haklısın belki de, denemeye değer,
Sevginin kaynağı bizde, kimde istersek onda tezahür eder.
Anahtarım oldun, açtım kapılarımı...
İşte geldiğim yer.
Kayıt Tarihi : 31.05.2026 02:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
AHMET ATAKAN TAŞÇIOĞLU BALIKESİR/EDREMİT 08.03.2026




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!