çocukken de kızardım
bisikletini vermeyenlere
şimdide kızıyorum
üç kuruşluk tenekeye
araba deyip ölenlere
la dün salya sümük
bir karanlık içi su dolu
nefes bile almadığım daracık
biraz palazlandım bastım tekmeyi
bir daha bir daha en sonunda
pes etti zaman hadi vakit tamam
gözlerimde adını sanradan öğrendiğim
sana gelmek istiyorum
yolları dağları dereleri
aşmaktanda yılmıyorum
sen şehirdesin kalabalıklarda
ondan korkuyorum
caddeler sokaklar apartmanlar
korkuyorum
yeniden yollarına düşüp
çıkmazlarında kaybolmaktan
ördüğün duvarlardan
kazdığın hendeklerden korkuyorum
yeniden denilen şeyden
gördüklerim var
işittiklerim
okuduklarım
hatta yazdıklarım bile var
birde korkularım
yapamadıklarımı
bir masaldı çiseleyen yağmurlar
sevda mevsimiydi açan çiçekler
rüzgarlardı mis kokan başımızda
bir varmışla başladı bir yokmuşla bitti
artık çekip gitmek lazım gerçeklerden
ne masallarımız vardır
yazıpta yaşayamadığımız
bir başına yalnızlığın
tek renkli dünyası
en kuvvetli ve tüm enler
ben
hayatı yaşarız görmek istediğimiz gibi
her sabah aynanın karşısında bir maske
o günü görmek istediğimiz bir yüzle
karanlık odalara ışık asar benzetiriz güneşe
duvarlara denizi çizer yaşarız teknelerde
aslında nelere sahip oluruz da bilmeyiz
Ben yalnızlığa alıştım
güzelim
duvarlar ördüm etrafıma
sadece
gök yüzüne bakıyor
sana hasret gözlerim
kızma bana memleketim
kızma bana
zaten hasretim sana
unutummu sandın
yeşil ırmağını
panayırlar kurulan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!