Ne ilginç ağlayarak başlayan
Ağlatarak biten bir hikaye
hayat kapağında resmin
üstelik gülerken.
İlk sayfaları onlar yazar
bir çok iltifatla süslü
Sonbahar fırtınalarında
bir limandın sığındığım
nereden bilirdim
bir çöl serabı olduğunu
yanmış yüreğime ......
değer misin bilmiyorum
bir güne daha
yollara bakarak başlamak
son güldüğün yere kadar
elleri ayazda üşümüş
yorgun yürekle yürümek
gene yarına kalan
hepiniz çocuk oldunuz
bende en az sizin kadar
sizler büyüdünüz
bende büyüdüm sizin kadar
birşey vardı farklı olan
içimdeki büyümeyen çocuk
nur dediğimiz bir ışık
ışığa hergün zam yapan
hükümet
dur dediğimiz hırsızlar
hırsızlarada göz yuman
hükümet
yükün hayatsa
sahibi ölüm
teslim edince
aldığın emaneti
aldığın gibi yerine
artık hürsün hür.
DÜNYANIN GÜRÜLTÜSÜNE UYMA
KENDİ SESSİZLİĞİNDE YÜRÜ,
HÜZURU ARA
AMA TUTSAGIDA OLMA,
İNSANLARI ÖNCE SEVMEYİ DENE
SONRA SINIFLANDIR
bazen yol güzel gelir
sarı sarı yapraklar
sarmışsa her tarafı
kendi hüznünde
seyahat eder gibisin
eskiler hep aklında
Sessiz adamlardan olduk
cümleleri anlamsız
tabağı olup kaşığı olmayan
dışı beyaz asil
içi kor ateş yanan
sessiz çilekeş
Say bakalım yaşadıklarını
ömrü kaç güne sığdırmışsın
anan baban vardı bir desek
eşin çocukların iki
birde sevipte unutamadıklarım
etimi sana üç hadi birde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!