Seyfi Karaca Şiirleri - Şair Seyfi Karaca

Seyfi Karaca

Yanlislarla birlikte yürümeye aldanmis kiskirtilmis ve kanmislik; , beraberinde kparip götüren sürüklenislerle hic bir özgün degerini gelismis büyümüs insan olgunluguna aktarip tasiyamaz.

Kozmetikleyen iyisin güzelsinleyici fermuari kolyesi ödülü ünvani ne olursa olsun, yakasina yapisilan insani inansiz gelisimsiz ve itibarsiz birakmaya dair hic bir gelisimi birikimi olmayan alt yapisizligin her zaman bir üst ve görülür seviyeye cikaroilmasi, hayati boyunca yanlislarla durup yürüyen ve imrendigine tapinmayi en yüce erdem sayan ve hediyesi pesin verilmis kultuna totemine ününe sorgulartip dokundurtmayan köktenciligin fonlamasina kilitlenmis bütün DOGMALARINI kukla kimlikli bagimliligin yasamsal nafakasi yapmak, ona yapilan en büyük kötülügün ta kendisidir.

Hayli yakina gelip baktiginda her tarafindan görülen bilinen duyulan O`ki, anormal patlayis ve püskürmelerle istikrarsiz dengesiz kollardan ve düzlemlerden damar damar ve toprak toprak hayatini kaybetme derecesiyle ayni agirligin kayiplarini tasiyarak kendini duyurup disa vuran her sapmanin altinda acisina dayanilmaz siddetli gecimsizlikler veya yasayan bedenini azaba gerip tüm yasama sevincinden ve tutkularindan yolup kopararak yasanmayan zaman dilimi calintilarinda akla hesaba gelmedik ruhsuz dengesiz birakan carmihlarla kabusunu ölünceye kadar hatirlayip yasamaya kilitleyip kapatan travmalar cinayetler katliamlar vahsetler zulümler ve travmalar vardir.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Inanclar görenekler gelenekler ve aliskanliklar, yasanilan sosyal siyasal ekonomik degisim ve dönüsüm süreclerine göre en cok etkilenenler olarak yeni degisim dönüsümlerin her yönden yapisal seklini alip kalibina modeline girse de, kisilerin kavimlerin ve toplumlarin birbirine her kosulda aidiyet duygusunu kopmaz eskimez baglarla insanligin pusulasi ve hayatin kilavuzu niteligindeki KÜLTÜREL DOKU ( folklor felsefe bilgi deneyim birikim …) en cok dilde agirligin cekim merkezi oldugu sebebiyle ufak tefek fire vermeler disinda sonsuzlugun mirasini sirtinda tasiyandir.

Muhuddin Emmi tipki Asik Veysel gibi gözlerini cocuk yasta cicekten kaybetmis, tüm yasamin yol yordamlarini yüksek duyarlikli sezgisel gücüne ayanip güvnip gelistirerek kendince haince koskoca ve hic bitmeyen karanligin icinde isaretleyip kodladigi sesleri duraklari yönleri kisileri bosluklari engelleri nesneleri yollari mekanlari olaylari olacaklari hatta hic hareket etmeyip hic kiprasip konusmayan sessizlikleri ve suskunluklari kayboldugu yerden ( kulplu kulpsuz, renkli renksizligine varana kadar ) cikararak bulan gören ve bilen onurunda itibarinda dünya yasadi, toplumuyla yaslandi ve dilinde konustugu kültüründe kendini buldugu aidiyet duygusunu tüm zengiklik servetindeki toplumsal rehberlik hafizasiyla haysiyetli sahsiyetin hayatini faniye teslim etti.

Onu kalabalik caddelerden karsidan karsiya koluna girip yoluna refakatci olanlar olsun; yahut her gün mutlaka gidip gezip geldigi carsi-pazar bedestenleri meydanlari kahveleri lokantalari parklari bahceleri olsun, hangi büküsten sonra hangi bakkal cesme berber direk merdiven var ya da yok en az kendi ismi kadar zihninde kayitli bellek hazinesinden bilir, eger ki bilmedigi imar iskan degisikliginiyse derinden yoklayip bakarak, bakmadan görebilmenin eksik mi fazla misinin kulpuna kenarina dokunur anlardi. Eline esnaftan ahaliden tutusturulan“ belki ihtiyacin olur Muhiddin Emmi yaninda bulunsun „ erzak yahut akcelerini reddettigini herkes bildigi icin koluna girdiklerinde usuulca üstündeki boz ceketinin cebine koyarlar, yag tursil bakla kavun karpuzlardan erzaksa eger, ondan habersizce, yine ahalinin bunlar birbirine yakisir diyerek taniyip buldugu iki gözü kör Muhlise`ye iletir teslim ederlerdi. Tütün yakmak icin elini cebine attiginda buldugu bozuk paralarin tümünü eve gelinceye kadar rast gelen cocuklara dagitirdi Muhiddin Emmi. Muhlise`yi hal hatir icin ziyarete gidenlere nasil cay pisirdigine sasirip da ortaliktaki kap kacaklarin darmadaginikligini toplayip düzene sokmak isteyenlereyse „ sakin zahmet etmeyin, ben onlari öyle koydugum gibi degillerse arayi arayi ölsem bile sizin terekte rafta koyup dizdiklerinizden secip bulamam, sizin sacin dökün daginik sandiginiz aslinda benim düzgün dünya düzenim „ derdi.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Avrupa; bugün beş kıtadan biri diye bilinen ve Asya' nın kuzeybatı uzak çıkıntısı olarak da kabul gören sözcük, anlam, içerik ve tanımını Yunan mitolojisinden hikayelenip adlanır .
Tarihin Antika defterinde yazdığına göre çok tanrılı krallar kralı ve tanrısı Zeus İda dağının erişilmez zirvelerinde oturup oradan dünyayı bakıp gözetleyen hükümranlığın astığı astık kestiği kestik tahtında oturmaktadır. Her durumun sadece kendi alanına hükmeden sınırlı yetkilerle tanrısı varken Zeus bütün tanrıların hem buyuran imparatorudur hem de hem de yetkisi kullanım alanı ve irade kudreti herkesin üstünde sınırsız sorgusuz herşeyin belirleyicisi en erişilmez mutlak hakim patronudur. Birgün derin sular sahilinde gezerken rastladığı bakire kız aklını başından siler kumda kumsallarda süpürür, süründüğüne aldırmayıp tanrılığını unutarak afallar insan olası gelir Zeus' un. Boğa irisi azgın tosun gösterişliliği o günün toplumunda insanlara tapınacak derecede hayranlık uyandıran gücün en etkileyici cazibe sembolüdür. Zeus zevk dalgasını sahilde suda yüzdürürken gördüğü kızı baştan ayartmak için kendini burnundan soluyan boğaya dönüştürür. Delirir deşinir oraya buraya cirit atar cinnet çıldırır tavladığına kanaat getirdikten sonra kızı kaptığı gibi sırtına yükleyip doooooğruca Girit' in Miken' yasına kaçağa eşkiya kesilir. Kız, Anka Kuşu ve Kaf Dağı' nın ortak evliliğnden olma Avrupa' dır....Yani dünyanın Avrupa diye bildiği yer , adını eskizaman efsanesinden alma Anka kuşu' nun kızı; ve Zeus' un karısıdır. Zeus' la Avrupa' nın evliliğinden Minos doğar. Minos, baş edilmesi zor Titan canavarlarını Zeus' un muhtar ettiği alt ünvanlı tanrılar sayesinde hakkından gelir. Ünü zenginliğiyle meşhur Miken uygarlığını kurar fakat verilmiş adağını yerine getirmediği için onun da karısı boğa kılığına girmiş biri tarafından ayartılıp baştan çıkarılır. Onlardan doğan çocuklar da hep boğa olacaktır ve insanlar onlara kurban edilmedikçe de asla kimse huzur yüzü görmeyip hep gazaba uğrayacaktır.Yani tanrı taht ve tacına kaçırılan Avrupa' dan sürekli kendine adanmış kurban isteyen, doymak durmak bilmez adeta cellat-zeban bir nesil doğmuştur. O gün bu gündür Girit; dolayısıyla Yunanistan; Avrupa' yı Asya ' dan ( Pers hükümranlık bölgesinden ) ayıran duvarlaşmanın sınırı olarak işine gelenin bilinç altına kazındı. Günümüzdeyse kesin tavırla Yunanistan Avrupa' yı Asya' dan ayıran sınır karakolu ve son uç gümrük noktası olarak tavır takınan tanımlamanın ad ve ünvanına Patron-Tanrıcılık etmektedir.
Avrupa; Büyük İskender' in her gittiği Asya Afrika savaş ganimet turnikesinden toplayıp biriktirdiği sanat süs saray izdiham ve ihtişam toplamının üstüne konup oturarak kendini Zeus' un yerine koyduğu güç ve otoriteyi önce Roma sonra Bizans her ikisinden sonra da Germen topluluğu devralıp üstlendi. Kurulu ortaklığın tapınak taht KARARGAH ve krallık ismi daima Avrupa adıyla insanlık tarihinin siciline işlendi.Zamanla kendi coğrafyasına sığmayan Avrupa; yeni kordan işgal ve istilacılıkarla Amerika ve Avusturalya' lara kule kurup Zeus ve İskender karakteristik özellikli hem yayılmacı hem ganimetci hem de patron-tanrı otoriteli hükümranlık filamalar çekti.
Sürekli değişip dönüşen sosyal siyasal kültürel ve bilimsel deprem zelzeleleşmesinde Demir çelikleşme yıllarında hızına yetişilmez sanayileşmeyi imar iskan ziraat güvenlik gibi istisnasız hayatın her alanına endüstrileşirken; Bismark mı? Marks mı ? Sorusula karşı karşıya kalmışlığın muhasebesiyle muhataplaştı Avrupa. ' Hiç birşey durağan değildir herşey değişir ve dönüşür. Eskiyen herşey yenisini kendi içinde taşır ve uygun kıvamını bulmadan hiç birşey başkalaşma şansına sahip değildir ' gibi kurallı sıralı maddeleri olan Hegel Diyaletiği ' ne ' Emek -Sermaye Çelişkisi, Artı değer, Üretim ilişkileri ve Üretim Araçları, Toplumlar tarihi gibilerle hem siyasi hem de felsefi teorik kuramsallığın Diyalektik Mataryalizm' ini ( sosyal içerikli yaşam tezini ) inanıp savunan Marks, bunun tam tersine ARİSTOKRAT' lığın, yani herşeyin hiç değişmez yazgısızla doğup öleceği DOGMA ' cılığına ( her türlü serbest piyasa kapitalistciliğine) inanıp savunan Bismark' a Kim Milyoner Olmak İster proğramından meşhur Günter Jauch tarafından resmen YENİLMİŞTİR ilan edilip sağlam MORG damgası vuruldu. Günter jauch; Alman lokomotifli soygun talan sömürü piyasasında,zengin zengin doğar ölür fakirse fakir , Aristo idealizminden Endüstri Çağına taşınmış Medya Amigoculuğu' yla markalaştırılarak dünyaya birebir ölçüt benzerleri kopyalanıp aynısından çoğaltılan ve ağzı Acayip laf bilen fiyaka Entellektüel' i olarak proğramı formatlanmış yüksek ücretli; ve sağlam kadrolu düzen deneğiydi.Tarih herşeyin para bağımlılığıyla karşı değerini bulduğu 'Kim Milyoner Olmak İster ' avanak avutan ölümcül noktaya Medya- Magazini olmadan evvel korkunç endüstrileşmeler,icaba göre kamplaşmalar, sapkınlık derecesinde teknolojikleşmeler, ideolojik çatışmalar, kıyamet savaşları ve insanlık değeri harcanmaları yaşamdı. Hızla artan dünya nüfüsuna kaynakları hızla tüketilen yeryüzü çölleşmeleriyle cevap verildi. İnsanı akıldan fikirden ahlaktan duygudan sorumluluktan vicdandan sevgiden cesaretten özgürlükten özgün iradeden muhtaç ve mahrum ederek acımasız duyarsız bütün uzak kalmalarla ölümün müşterisi kılan atom ilaç sanayi salgın hastalık kimyasal denemelerinin ardı arkası kesilmedi.Günter Jauch buralarda nöbeti yazılmış istifin istifadecisi olarak özelleştirilmiş ekip kadrocularından herhangi biriydi.
Marlon Brando muhtelif özgeçmişinden kopup gelen bir muhasebeydi Günter Jauch türündeki Medyatik güncellemesi.Markon Brando..? Zabata, dan Sezara motorbisikletli Asi' den iş arkadaşlarını üç kuruşa satan patron uşağı sendika kuryeciliğine ve Mafya Baba' sına ve Moritanya korsancılığına esas yaşamsal hücrelerini Cia' nın hükmedip yönettiği Holliwood oynamış hayatı boyunca.Cia Amerikancılığı' nın soğuk savaşlar sırasındaki akıl ve alışkanlık devşirme deneği olarak tıpkı aynı kaynayan kazandan çömçelenen diğerleri gibi namına ödül, topuğuna yıldız çaktıranlar arasında yerini almış.Daha ziyade Elia Kazan' la iş tutmuş Elia Kazan, sistemini eleştirenlerin insan avına çıkan Amerika' ya aynı fikirleri ortakça paylaştığı insanları muhbirleyen asalak olarak tarihten damga yemiş tam da bu sıralarda siyahlar üstündeki ırkçılık Hitler defterinden yövmiye tutuyormuş....
Marlon Brando tiyatrocu annesinin Ruh Hapsinden hayatının sonuna kadar kurtulamayacağı pisiko- dramatik sosyal bir vaka imiş. Çok evlenmiş çok para kazanmış ve herşeyi ' paran kadar konuş' kanun hükmüne bağlayan yerden bir Zeus- İskender tanrısallığına yapışıp kalarak dünyanın hiçbir yerinde ve neye ulaşırsa ulaşsın asla hayatının hiçbir evresinde huzura ve mutluluğa varamayacağı sapkınlıkları delirmeleri azmış çıldırmış. Kızı intihardan oğlu katillikten paramparçalanmaların batak haneciliğnde doktor tavsiyesi almadan dışarı çıkamayan ve sürekli kendini taşıyamayan hayatıyla sık sıkça ölüp yer altına kendini kaçırıp gömen intiharlarla can çekişmiş. Nasıl olsa param var hesabı dünyadan kaçak adalar ve süslü kadınlı hayatlar satın almış.Tapındığı herşeyi rn başta para ve şöhret olmak üzere su gibi harcayıp saçtığı savurganlıkla sapıttığı hayatını ve öldürdüğü kişiliğini doyurmaya çalışarak; aslında hiç kendi olarak yaşamadığı ve annesinin ölü ruhuyla mezarlaştığı sonuna kadar kendini katleden bir tabuta hayatınını teslim ettiği tutsaklıktan kurtulamayarak Marlon Brando; her parası ve ilgi duyanı azalmaya başladığında da kendini yüksek fiyata dakkalık afiş eden reklamcılık için kendini kiraya vermiş. Ölmeden kısa süre önce vinçle inip çıkan ve ilaçla zor ayakta duran kimyasal korkuluğa döndüğünü ' sinemadan başka hayatım olmadı.Sinemaysa insanın içinde boşa harcadığı ve kendime dair yaşamanın hiçbir gerçekliğim değildi.Tükükürüyorum böyle yaşadığıma yaşayacağıma' .. diyerek dünyayı terketti gitti Marlon Brando.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Ellon Mask..
Sahsen füze motorlamis marsa
Tüm dünyanin tefini dürdük isini bitirdik kökünü kazidik
Bir daha ayar tutup iflah olmaz gibiye getirmenin
Hesabini direk sifirdan görmüs ben devletten daha ucuzum falan..
Insanlarin her sehre giren yabanciyi kendi sanip

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Kurak bahçede öğleyin
Yerde kıvranıp sürüklenen su damlamaları süyem perçem bir olup
Taze çağında tomurcuklarını sımsıcak gülümseyişlere döken kız güzelliğinin parmaklarından süzülerek
Güneşin kucağında yumak sarar gibi acemi ve bakire nazlısı
Yaz harmanlarından değirmenlere yol alırken tarlalar
Ve çiçekleşen her şeyin dudaklarından öpercesine deli bozuk rüzgar

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Sesin dörtduvar kadar yankisi
Sismik depremleri ölcülemeyen kimliksiz avuntuya sizip kalan
Yilmak yorulmak nedir bilmiyorduysa bile isaretle anlasan suskunluk
Fise takilinca calisan
Fisten koparilip sökülünce cartayi cekip ters taklaya sirt üstü
Icerdeki yoksullugu durmaksizin kamcilayarak duvarin disina pürtetik

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Takmis koluna mart ayini bahar
Bakkal olmus satarim da satarim
Bir yay bir ok bir de girnata keman
Uzak otobüs duragindan cok kavsakli sehre dogru teras taracalar duman ha
Yediden yetmise köse bucak kacamak duman..
Damak tadi selziyusun bahari harlayip körükleyen kol ve kucagi

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Kafayı sıyırmış olmalı
Davarcılığa başlamış yüksek binalar soyunmuş giyinmiş asvaltlarla
Kapkara soğuk ve bulanık,
Ve tüccarlığa heves sardıran kafes kuşlarının tüyünden tezeğinden
Ve berber kuaför mazot muamele gibi brelemeleriyle say say
Ötekinin birinden sonra diğeri fiyat listesinden sıraya giren

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Birgün olup
Soguk gülümseyisleri düsüp dökülerek alcidan sivadan
Masumiyetini ispatlamak icindiyse hükmüne coktan karar verilmis celsedir
Mahkemesi hic bitmeyen küflü dosyalar arasinda kapali pencereler odalarinda
Yakinindan gectikce uzak bir gezegen gibi donuk ve yabanci
Eski yaralari desilmisligin yepyeni ve taze acilarina

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Saklambacin karanlik köselerine birlikte mum yakar
Gizlendikce bizi bizden baskalarinin bulamayacagi hayal perisiyken
Maryon…
Bal arilarinin sevgilisi bircok tomurcuk cicek ve en cok
Sapsarisin sipsirin papatyalar güzeli maryon…
Cam kubbeli cok odali cok kapili sutunlu mermerli büyük evin

Devamını Oku