Ören hisarlar devrilmis surlar kimsesiz saraylar ve kaleler
Hic olmayan bir zamana kimsenin taniklik etmedigi nazar boncugu kolyeli
Asmasindan sökülmüs üzümsüz engirsiz baglardir
Yükünü harmana yikamayan ekinlerle topragin dili damari insandan kuruyan
Kitabesi okunmayan korkunc yikintilar altinda kendi kendini hozan birakan
Ovalar
ENVER GÖKCE`nin yazdigi yordugu ve yasattigi siir agirlikli edebiyat, kaynagini HALK ASIK ve Ozanlarindan alan köklere ve damarlara sirayet ederek kan dolasimi damarinda tiyatro lirikleri ve mimikleri olan eski Yunan ve Roma sahne sergisinin tavir durus vurgu tonlama gibileriyle SANATSAL görsellerini iceren en belirgin özetiyle Sekspir`lesen HAMLET`e her firsatta sürekli atifta bulunmaya titizlik ve özen gösteriyordu.
Her ne kadar toplumcu, aydin, ilerici, cagdasligin sesi solugu dili, durusu, tepkisi, sözü, yazisi olma iddasinda bulunsa da Enver Gökce, halkin ve toplumun dilinde dolasan dogal konusma ve kültür aliskanliklarini kendine özel yazma bicimlemesinde ve betimleme labaratuarinda neredeyse bütün OZANLIK-ASIKLIK kaynagindan yararlanarak adeta onlari modernize ettigi HAMLET tiyatraline uygun soyut sözü ve manayi görülür kilacak derecede sahneye koymayi canlandirma gyreti gütmüstür. En cok da KARACOGLAN ve PiR SULTAN kaynagina müracaat edip bas vurarak neredeyse adini ve kaynagini koymadigi fakat her ENVER GÖKCE adina yazilan her satirina düsen seyin ince kumasi altindakilerin dönüstürülerek cevrimi yapilmis Ozanlar külliyatinda en yogun sekilde Pir Sultan veya Karacoglan olduklarini ilan eder ve ele verir. Enver Gökce`den gerek bicimde, gerek formatta, gerek vurguda, gerek tarzda, gerek türde, gerek cesitte ve hatta gerek özde ve icerikte tümünü kopyalayarak aldiklarini daha dar kapsamli ASIRET topluluklarinin yasadiklari FEODAL ve köktenci hayat kosullarinin lirik, HAMLETVARi TiYATRAL ve epik mülkiyeti haline getiren Ahmet Arif`se sadece ondan var olanlara hafif bellim belirsizlik dokunuslari yaparak kenddini edebiyatin yenisiymis gibiye ENVER GÖKCE`lesmenin gözle görülür ve gizli kacak yolunu tuttu ve güttü.
Bilhassa Karacoglan`in BUGÜN YARDAN HABER GELDi dizeleriyle calip cigirdigi ezgisi tonu icerigi sözü savi sohbeti vurgusu cagrisimi bildirimi mecrasi konusuyla „ bir bir yandan bir bir yandan „ nakaratinda dile gelmis olanlara Enver Gökce`nin sentezledigi „ saclarina kizil güller takayim, salinda gel bir o yana bir bu yana „ dönüstürlelik atölye calismasina Ahmet Arif hic bir harf ve tümce degisikligine gitmeksizin „ saclarina kan gülleri takayim, bir o yana bir bu yana „ cesitlemesini kopyala yapistir yapmistir.
Ahmet Kaya`nin sazdan solistlige varana kadar sözde `Devrimci Kültür`e topraklik ettigini her seferinde vurguladigi ÖZGÜN MÜZIK veya Protest Cikis diye adlandirdigi markalasma medyatikligini calip söylerken en belirgin olanlarindan „ siz benim neler cektigimi nerden bileceksiniz „ malzemesi ve manzumesi, Prestij veya Tatlises Müzik gibilerle sözlesmesi olan bütün ARABESKCiLERDEN hic bir ayrici farkli seckin aydin ilerici devrimci cagdas bilgin olgun özgür iradeli bilincli ve özgüvenliligi cagirip uyandiran özelligi yoktu. Söylerken ACIYI diliyle disinin arasinda param parca eden DERBEDERLIGiN, yenilmisligini, sindirilmisligini, ezikligini, susmuslugunu, caresizligini, karamsarligini, kaderciligini, duyarsizligini, kederini bagimliligini, yalnizligini, acizligini, RE harfine denk gelen her kelimede sündürdükce uzatip yuvarlayarak ( tipki bir zamanlarin Orhan Gencebay`i ve pek coklari gibi Arap radyolarindan yakalayip dinledigini sicakligi sogumadan türkcelestirip pilaklastirdigi aci cekerek dengesini bulmayi övgüleyen efkar ve hüzün külliyati gibi ) sallantili ve sarsici titresimlerin soluk ve derinliklerinde cevre genisletip Onur Akin, Cevdet Bagca, Ferhat Tunc, Halit Bilgic ve diger benzerleriyle Edebiyat`in Enver Gökce`sinden daha imgesel ve soyut sirketlesmeye giden Ahmet Arif gibi, birbirine bakarak birbirini kopyalayip cogaltan piyasa kültürüne bagli etkilesim kitlesi biriktirdiydi.
Bir toplumun kültür -sanat kaynagi, o toplumun hangi DEGERLER veya DEGERSIZLIKLER temelinde nasil bicimlenip yasayacagina dair en etkin VERI TABANINI saglar ve olusturur.
Cünkü…:
Yeni yil eski yil hic farketmez. ITIBARINDA olanla iliskiler agi ve iletisim yumagi tekrardir insan..yani; gercek aslinda neysen, devami neslin de odur..!
Hani derler ya…`IYI GÜNDE KÖTÜ GÜNDE…! Diye.. Yazili kayitlarda olsun olmasin, insan duygu düs hayal düsünce akil fikir sanatiyla MUT ve UMUT kavraminin yetkin bireyi olmaya elestirel sorgusu illa gerektigi kadar, iyinin güzelin hakkini teslim etme sorumlulugu da olacakti ki, kendini bosa ve bosluga alan celiskilerin karsiligi bulunmayan ucurumlardan defteri dürülmüs ölüsünü dileyen ricaci minnetci durumuna rezil kepzelik etmeyeydi.
Nasil geldik niye geldik ne zaman geldik ve ne zamana kadar burdayiz , buraliyiz…? Coklu sebep neden ve sorulari cok uzuuun uzun makaleler konusu. Ben kisaca iyisiyle kötüsüyle ne kadar yerlisi ne kadar yabancisi durumlarinin artik kroniklesmis miladin sinirini coktan asip tüm nedensellikleri ortadan kaldirdigi, coluga cocuga , toruna tosgaya karistik bile diycegim. Hic bir getirisi olmayan kisir ve kurak cekismelerin de ötesine gitmeyecek karsilikli agiz dalaslarina cevap verme ihtiyaci duymaksizin, Türk kimligimizi tek basina ve bütün onursal yüküyle günden güne damar damar nesilden nesillere aktarip yormanin sorumluluguyla artik AVRUPALI`yiz biz coktan.
Paraya kiyip gezeceksek her soytarilastiran hevesin kuyruguna asilip TURISTIK ESYA dangalakligi misali ait olmadigi manyakligin manzarasini veya sofrasini sergilemeye yapismadan, herkes nerde yasiyorsa en basta ve sonunda orada iliklerine kadar sindirip yasamali icinde yasadigi toplumsalligi..
Fasist`e hemen hemen her saniye, her firsatta, her yerde karsilasip rastlamak mümkündür. INDO-GERMAN tarihsel gecmisini Hindistan ötesi yüksek daglardan ve engin vadilerden sürükleyerek uzun, yoksul ve zorlu yolculuklari ardinda koyarak Iskandinav`lar üzeri Orta Avrupaya indiklerinde soguk ve yari buzul iklimin kovaladigi siginacak yerlesik arama miladini Kavimler Göcü diye de bilinen yeryüzü topluluklarinin özdes toplumsal hikayesine benzer seyirle ROMA IMPARATORLUGU`nun kabul iznine bagliligin kiyisinda kösesinde `Ileri Uc `muhafizlari ve karakolculari olarak cografi nufusa gecis kaydini saglayip kazanmislar Angla-Sakson`lar ve Germenler.
Alt basliklarinda Vandallar, Gotlar, Franklar, Saksonlar, Angillar, Burgundlar, Bavyeralilar, Firizyalilar ve Almanlar gibi soydas kabile guruplarini barindiran Germenler, icinde Etrüsk ve Kelt`leri yogurmus ve eritmis ROMA merkezli LATiN kabilesinin Normandiya`lilar ve Vikingler`le daha büyük, homojen ve genis toplumsal karisimi yüzyillarboyu kiran savasarak en yabani acilarin büyüttügü enkazdan hayatta sasirip yerip hayrete düsürecek hicbirseyin olmayacagina; ve akil-vicdan kabul etmez bütün herseyin mümkün olabilecegini inanip kaniksayan SOGUKLUGUN temel dayanagini - düsünme veya sorgulama yetenegi ne kadar ilerleyip gelisme saglarsa saglasin- ROMALI`lardan eksiksiz devraldigi mirasla yasam felsefesine rehber sözlügü edindi.
Bu yüzden de ekip bicme alanlari, sarp ve yüksek daglarla kapli ormanlarini kökünden sökerek ancak yamacta derede düzde tarima elverisli kilmanin yollarini bulan, burdan saglanan tümüne yakin gelirini -yine kapilarinda canini vermeye hazir nöbette kul olanlar sayesinde- gösterisli, korunakli ve erisilmez satolarinda en acimasiz ve en adaletsiz kosularda taaa ciftci ayaklanmalarina, kesiflerin artmasina ve ticaretin gelismesine kadar ( yeni hiyararsik toplumsal yapilasmanin olusmasina kadar ) soguk iklimde mecburen tutunmanin akil fikir teknoloji yollu üretmeden hayatta kalmanin asla mümkün olmayan gayreti geregine kendi kabugundan her sartta disari tasip cikmaya, Roma Imparatorlugunun gelenegi olan sömürgeci ve yayilmaci (KLONYALIST ) karakteristik özelligini de harmanlayarak sartlar ne denli iyilesir degisirse degissin kökten getirdikleri kronik kalitimin sürekli baskalarina ( yabanciya ) karsi gerek sahip oldugu maddi manevi kazanimlari gerekse kendini kabugunun altindaki disa vurulmamis asosyal gelisimsizligi her sartta icgüdüsel korku ve kaygiyla zirhlanip, kin nefret horlama dislama ön yargi ve pesin hüküm verme duygusal bozukluklariyla korumaya alma huzursuzluguyla, bizzat kendi aralarinda karsilikli güven yoksunu ( vertrauen ist gut, aber kontrolle noch besser ) `güvenmek evet belki, ama kontrol olmadan asla `mantigiyla acligini bir türlü doyurup tatmin olamamis korkularla bezeli cekimserligin ve tereddütlerin tüketim bagimlisi durumundadir Germen Topluluklari Dünyasi.
Bakiyesi bahanesi bahti ve esin kaynagi
Ragbet ettigine bakip görüp bildigi gördügü güzelliktendir
Görmek bilmek tanimak farketmek insan erdemlisi itibardan fazilettense
Ragbet etmekse göze alip aklini fikrini niyetini gönlünü saldigi diyetin bedelinedir
Ödesmedikce kendi degildir ne toplum ne esya hicbirsey ve hic kimse
Ve terörizm denilen yagma yikim
...(Uzun yazidan kisa özet kesitidir )
Cocukluktan itibaren sürekli dinledigi yetistirip büyütenler tarafindan telkin, tembih, tedbir, ihtiyat, akil, fikir, yol, yöntem gibilerinin ögretilenle uygulanan örnek davranislari ( rol modelleri ) arasindaki teori ile pratik saglamasini yapan uyum farki yahut denge düzeyi örtüsüp tutmuyorsa, zamanla bellek ve bilinc olgunlugu akil torbasina konulanla hayatin sinavinda kendini hangi gercekligin karsiligi olup olmadigina dair ispatlamak durumunda olan uyumsuzlugu ve sahtekarligi görüp bilip taniyip tarttigi FARKINDALIGIN mantik sorgulama tanikliginda, terbiye edenlerin bütün döküm kaliplarini ve birikinti yiginlarini oldugu gibi gersin geri kusar, kopardigi kokusmus küflenmis yapi bozuklugundan kabugunu kirarak kendi kisiliginin karakterini ören saygin karakter öznesi.
CUMHURiYET degisim dönüsüm gelisimiyle dengeli düzeyli ortak gönüllüleri de vardir siirin. MESELA BEHCET NECATiGiL ;
PERiLi EV siirinde :
„Bak, masa , iste
içinde biriktirdiği ayıp rezil rüsva kepazelik günah suç vebal çirkeflik kuyusu - irin ve iltihabın kokuşmuşluk damarı ucundaki herkesin kendisi olduğu, patlaması kaçınılmaz yığılmışlığı türlü kalıp maske tamir tahut şerincelik gösteren yamalarla örtüp kapatmak asla mğmkün değildir.
Çünkü ne demişler : ’ tencere dibin kara.’ Kimsenin yüzünde aklında kişiliğinde ve karakterinde hak hukuk vicdan ahlak onur itibara dair temiz, arınmış, beyaz sayfa ve eğilim ilişkisi kalmamışsa; her yer birbirini bozan kerhane ; her insan pavyon soytarısına dönmüş dolaşmış ve alılsnmış demektir.
Eninde sonunda yaşadıkları evrenler etaplar evreler ve oturdukları evler kendi elleriyle yaptığı yıkımların baykuş viranesine sürekli huzursuz geçimsiz molozları işleyip taşıyan, ve feryat figan facia enkazındaysa mutsuzluğun dibini köşesini kurcalayıp çırpınan ayaz azadı küsmüs bezmiş ve kovulmuş dünya sürgünüdür kendi yapımına musallat ve sebep insan.
Igne ucuyla
Ketenperede yüksük bilezik gerdan edü büdü oyuncak
Vur zilleri zillere isildaklar süksesiyle yeri gögü dar
Kalcada gögüste damat oynattiran etrafi cevrili meydan
Eve varir varmaz daha catuuuuur cutur
Evcilik mevcilik paha bicilmez yaka paca don ve ic don düsürüp
Fotoğrafların alt yazısına hep varılmayacak olan birşeylere yetişmek, daha ihtişamlı cafcaflı alımlı ışıltılı şatafatlı güç ve gösterişli olanın en büyüğüne sahip olmak veya kayıpsız ziyansız sürekli en birinci rakipsizliği başarmak , herkesten önce gelmek, en üste çıkmak, daima fire vermeden başarmak ve ebediyyen başarmak hırsıyla kendi kendini helak edercesine ele aleme ISPATLAMANIN kıran kırana ve kıyasıya yarışını üzen yoran boğuşmalara kulluk kölelik eden ÇUKURA DÜŞTÜKÇE sapkınlaştığı önü alınmaz değer ve denge yitimlerinin bedel karşılığı oranında hiç ihtiyat etkinliği olmayan sürükleniş çöküş alçalma düşüş ve savruluşlar kıskacında küçük büyük her türlü çıkar menfaat imtiyaz ve fırsatçılık uğruna AHLAKINI haysiyetini özünü vicdanını onurunu düşüncesini aklını fikrini mantığını sorumluluğunu liyakatini sorumluluk bilincini paylaşma sevincini aidiyet kimliğini ve UTANMA duygusunu yitirdi ve kaybetti insanlık.
İlgisiz kayıtsız ve alakasızlığın hayatı ören kuran donatan sorgulayan denetleyen ve yaşatan bağ, bağlantı ve bağışıklığından koparılarak kolayca MANUPULE edilebilen kokuşmuş çürümüşlüklerin sorumsuzluğunu soygununu vurgununu gericiliğini hırsızlığını haramiliğini baskısını dolandırıcılığını talanını Bop merkez kaçlı Pekaka Mehepe Akepe Hedepe Eski Hüdapar yahut Yeni Cehepe ittifaklı Açılım Süreçleri, Narin Güllü Cinayet sapkınlıkları, magazin furyası, dizi gözdesi spiker yahut fenomen sosyete uyuşturucu alemciliği, spor eğitim sağlık yarış bahis hile diploma dalavere dümen kadrolu ekipmanlı çeteleşmeleri gibi nicel yapay benzer soyut gündemlerle güdümlü kalabalıklara korku kötülük endişe kirlenme şiddet sefalet dert ihmal pahalılık kaygı geçimsizlik keder sorun mutsuzluk işsizlik gelir dağılımı eşitsizliği hukuksuzluk adaletsizlik güvensizlik cehalet istikrarsızlık kayıtsızlık ve ilkellik silsilesiyle somut sosyal kanalları tıkanmış çöküş ve kokuşmuşluğu oyalayıp çaresiz beklentilere yutturup yediren sindiren ve sindirten sosyal bozgunun toplumsal ortak yaşam bağışıklığı vazgeçilmezleri bağlamında en temel değer doku ve yapı taşlarının işlevsiz kılındığı her yerden fışkırıp patlaması tesadüfi olmadığı gibi, her saniyesi daha da beter azgınlaşıp kuduran gündelik zorba çapulculuğu ve rutin çöplüğüdür artık.
Solunum sindirim kan sinir kas doku iskelet DNA ve BAĞIŞIKLIK sistemleriyle proteinler alyuvarlar akkorlar nöronlar gibi insanlığın oluşumunu bedenini aklını bilincini dengesini hissini duygusunu duyumunu duyarlılığını fikrini düşüncesini davranışını kendine özgün kişiliğini ve hiç kimseye benzemeyen saygın karakterini bütün canlı diri inanılır güvenilir doğal gerçeklikte sağlayıp koruyan kollayan besleyen büyüten geliştiren sosyalleştiren yaşadığı evrenle çağdaş sağlıklı duyarlı bilgili iletişim kurdurduracak liyakatliliğin yeteneklerini donatarak hayatta tutan ve yaşatan en temel yapı taşlarının çürümesi kokuşması ve yıkıma uğraması halinde insanı tanımlayıp tarif eden donanımlılığın anlamı yiter, organlar arasındaki işler çalışır her şey birbirinden kopar, her tarafından ağrı sancı ve arıza bildiren ve canlılığını kaybeden sistemler birbirine karışır bedeni bünyesi bozulur kendini ölüme terkeden varlık yoksunu kütle korkunç bir kokuşmuş yıpranmış eskimiş çürümüşlüğün dönüm dolaşımında elektronik bağırtıların siren ve sinyal yayan dijitalleşme ağlarında artık insan denen kendinden bıkmış bezmiş yılmış ve maskeleştiği katalog markalaşmasıyla soygun sömürü mülkü olarak mafyaların çetelerin bankaların holdinglerin tarikatların reklamcıların dizicilerin pazarlamacıların mütahitlerin kumpasçıların dalkavukların hurafecilerin tefecilerin magazincilerin bankaların resmi evraklı sivil toplumcuların medyaların siyasi gammazlık ve hamaset istismarcılarının kullanım raf ömrünü tayin tesis ve terbiye ettiği SOSYAL MORG’ da tedavülden kalkmış ezelki esamesine erişilip ulaşılması asla mümkün değildir artık.
Bu yüzden de toplumun somut ölçekli dert bela kaygı endişe beklenti umut acı keder ve sorunlarla yığılmış birikmiş can damarına giden bütün yolsuzlukları sahtekarlıkların dümenlerin çelişkilerin yalanların hilelerin gerilimlerin çatesizliklerin sürüncemelerin çarpıklıkların çatlaklıkların zaafiyetlerin oyunların sefaletlerin talanların yağmaların fırıldaklıkların istismarların ve takanaklarını koordinatlarını ve sinyal sistemlerini her şekil MAKYAVELLİCİLİKLE çok iyi bilenler, elde ettikleri güç ve gösteriş zehirlenmesiyle hayattan uzaklaştıkları toplum insan çevre doğa ve dünya gerçekliğinden hiç bir konu başlığında akıl sır vicdan emek sorumluluk bilgi saygı sevgiye dayalı kişiliklililiğin onur ve itibarında varlık gösteremeyerek kendi başlarına buyruk haksız hukuksuzluğun mimarı oldukları ve işledikleri her suç cürüm sabıka ve keyfiyet ortaklığını yasal doğal mübah doğru dürüst kutlu ve yüceltilmiş değerden sayarak içeriği ters yüz edilen insanlık ve değerler sapmasından GURUR duyarlar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!