Insan izledigi bir yol bakip seyrettigi bir hal katildigi bir durum katki sundugu bir eylem yordugu bir mantik yoruldugu bir soru zorlandigi bir sorun paylastigi bir duyum ortak oldugu bir duygu birlikte yürüttügü bir fikir derinliginde dolastigi paydas bir düsünce tanik oldugu bir adalet gözlemleyip dinledigi yazi cizgi söz seyir siyaset yahut sanat araciligiyla hayati yükleyip tasiyan dal ve kollara ilgi duyup kendindeki yatkin yetenegi uyandirabilir elbette…
Fakat kisinin kendi özgün zenginligine ait olan yatkinligindaki hayati degerlerin ortaya cikmasina herhangi bir sebeple aracilik eden hicbir özne olay veya nesne, sebep olup ortaya cikan baskasina ait kisisel veya toplumsal zenginligin hayatta islerlik veya deger karsiligini bulmada yönlendirip yönetme PATRON SULTASI hakkina sahip degildir.
Bu yüzden cokca övülerek, sonunda övgü sinirini ve kayitsiz kaybolmalar seceresini amansiz basibozuklugun teslimatina birakan BASKASININ KALIBINDA kendini var etmeye cabalayip cirpinmak, sözün bittigi, sazin sustugu, salonun bosaldigi, isiklarin söndügü, resmin muglaklastigi, cizginin haddi astigi, yetkinin kontrolden ciktigi, yolun saptigi, kalabaligin azdigi, gürültünün kudurdugu, iradenin zorbalastigi, sorumlulugun soytarilastigi, sevginin sinsilestigi, egitimin ahmaklastigi, ahlakin cürüdügü, toplumun cöktügü, gecimin sefaletlestigi, huzurun sapkinlastigi, siyasetin sirketlestigi, inancin kusku köhnesine özenip bezendirildigi….insanligin öldügü keyfi kutsanmalari kandirip doyurmakla kendini sahasinda TANRILASTIRANLARIN esaret cerezcisi durumunu giyer bürünür….
Yani siir sanat siyaset egitim güvenlik edep ahlak bilgi yol sevgi baris özgürlük adalet devlet millet veya insanlik; son sözünü en meshur olan ve en yakinlik duyulan her kim olursa olsuna sabitleyip mühürlemisse, sürekli özden kopuk devamsizligiyla pörsüyüp büzülen hayata son vermelerin ölüm fermanini cikartmiscasina her söylenecek sözü, yaziyi,tavri, tutumu, davranisi, söylemi, eylemi, karari tutsak alip esir edici keyfiyete tanrilastirilmisligin müsadesi olmaksizin ve hep o tutsakliga benzemeye mutlak özen gösteren ÜRETIMSIZ TÜKENISLERi ören veran eder insana.
Kendileri de (övüldükce alanlarinda tanrilastirildiklarina hic itirazi olmayan) DISTAN CEVRiMLI tükenmisligin esareti kapsaminda özgün gelisimini toplumsal topragindan sagliyormus gibi `Numara` cekmenin ötesine gecemeyerek hayran olmanin cevrimcisi fazlaina gitmeyen NECIP-NAZIM Edebiyat`ta ne idiyse, Siyasette Menderes, idarede ve Güvenlikte Natoculuk, Egitimde Yuro-amerikan Asosyalligi, Ekonomide borc girtlak batakcisi ithalata bagimli iflasci kumarhane, Sine-tiyatralda Ceri lewis ve Terminatör kivrimli lüküs hayat, Mimaride öldürücü korkunc carpikliktan insaninin ölüsü üstüne kepip outran trafik canavarli talan mülklü tarumar, resimde müzikte her sarhosluktan siddet ve gerilim manyagi asklasma bagirip bögüren afyon aranjman, kültürde inancta ahlakta huzurda güvende MUTLAK DISA BAGIMLILIKTAN imdat medet uman yilmis yozlasmis ayrismis böünmüs egimli soygun sömürü isgal kusatmaciligi..
Kayitsiz sartsiz kendi iradesini özgüvenini birikimini gelisimini üretkenligini kararliligini benligini aklini vicdanini secimini farkini hayalini sorgusunu yükümlülügünü varligini duygusunu düsüncesini katilimciligini katmadan, tüm hayati söz ve yetki sahipliligine evvelinden sonraya sürekli ve hayata deger tarafi devrederek tükenen yakinlik duyup hayran olma tanrilasmasini cökertip oturttugu sebebiyle her gelen hic kendi kisi farkini koymaksizin Nazim Necip gibi siir yazmayi kendi kendinde parsel parsel putlastirip kabizlasti…Nazim –Necipten sonra gelenler daha sonra gelenlere, daha daha sonra gelenlerse, simdi bu siraladigim satirlara kudurmus azmiscasina DOGMA hir gürleyici öfkeler kusup `hep ben sana mecburum`dan Atilla ilhanlik veya Yagmurcu Nurullah Ataclamalik veye lamdada titreyen alevli Abdurrahman Karakocluk veya baska bire bir birbirine benzesik devredilenlerden kendi kendileriyle yüzlesememeyi devralan milliyetcilik ve sosyalilik körükleyip köpürdetmekteler eskisinden beter halen.
Eylül esintisiyle beraber
Gölgeler uzadikca uzar bölükleri hozan seyreden bostana
Sonra savrulmus harman
Elenmis toprak
Sagilmis süzülmüs sütlücede
Ögnügünü kusagina dolamis anne güzelliginin etekleri ve elleri
Süpsüslüviran..
Döndügü yerde durup bozulduysa cark
Özü eyvah olmus sulardir insani kendinden habersize yuyup yikayan
Vakti tükenmise kurulu saattir kabarmis köpürmüs azgin
Son damlasini hickimsesiz cöllere buharlastirip berbat etmekten
Dügüm dügüme körlesen baglarla zincir sicim
Kavaklarin uc dallarinda
kendini dinlenmeye kondurursa
yabanci Rüzgar
Seninde yüzünde Günesler uyur gibi
Delilik vallahi seninkisi
Zülfünde acinca Gül alasi
Burda yoksun baska yerde türlü yollarin yolcusu
Dogar dogmaz ardinda biraktigi günisigiyla sarpa seferin
Daglar ormanlar ovalar avunmanin bahanesine savursa sürse gitse de
Ne anladin yoldan
Dünyadan
Giden gelen yolculardan ne anladin dersen
Yükümde yağmur
Azıklığımda üryan seyran poyraz han
Seriyorum yolları yollara acı tatlı bi-hayli
Nihayette mahur ve nihavent bir ağrı...çekiyorum...
Yavanım yaşığım benle herbir cümle aleme meyli muazzam
Saçılıp savruluyoruz dinmesiz iklimlerle ayan beyan muhacir
Yüzünü şehre dönmüş
Dağların omzunda yağmur tuali çalışırken bulutlar
Gördüğü derme çatma rüyalardan ve kötü kötü haber veren
Dalgadan sinyalden uğrun avaz uçuşup kaçarak
Kanatları serln rüzgarların bağrına seren süzülüşlere perem perçem
Darazıyan nefesinde körpe sevinci bahar telaşıyla soluyarak
Ucurtmasi iplerden kopmus rüzgara kacak
Icinde bogulup kayboldugu evlerden sokaklarin ve insanlarin görünmedigi
Damlar ucundan sögüt dallarina ciliz derelere ve yüksek minarelere
Kuslar güvercin istasyon köprüsü yazlik sinema
Duraktan duraga serce ürkekliginde öbeklesip bekleyen kizlar
Kacak bakislarin gülümseyen yüzü
Ayakkabı boyacısına sandıktaki hayalin ekmeği suyudur
Tohumundan sürgün veren toprağa bakacaksın eğer
İzi yolu ezelinden belli insan halkını arıyor soruyorsan
Kar buzulu turnalara uğrak alt yazısız ve bembeyaz
Geceyi uyandıran sabaha çimendeki düşmüş çiye yeşermiş sürgüne
Kendi hikayesine yol açmış çığıra yürek yormuş hevese bakacaksın
Yanakları bulutlardan kopmuş yağmur çisili
Deste güllerle her damlası vuslata göçen kor yangın
Sanadır bu bahçede tozanların toz-pembe külleri
Tarifesi sonsuz bir sefere
En baki gönderilmiş selamlarla katip yazan kaleme vermiş gibi kalbini
Anlasana...! Sanadır bu özlem




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!