Seyfi Karaca Şiirleri - Şair Seyfi Karaca

Seyfi Karaca

Ehliyetsizlik idraksizlik algisizlik güdümsüzlük beceriksizlik yetersizlik liyakatsizlik derli toplululugu bilgisi ilgisi sorumlulugu adaleti ahlaki akli ve vicdaniyla yetiskin ve yeterli olmadigi hayatlara karisip hakkini ve hukukunu gözetmedigi yetkilerle donanip kendini INSAN DEVLETI yerine koyarsa, egitimiyle sagligiyla kültürüyle güvenligiyle tarimiyla ekonomisiyle topragiyla gidasiyla iletisimiyle ulasimiyla tüm toplum ölür, devlet cöker, millet azmis sapmis her talan yagma yikimlar enkazinin altindan kalkilmayacak iflahi kesikligini özden kökten koparak, güdümüne girdigi azmis sapmisligin her yalan ve talana gösterdigi müsamahalari alisip kaniksayarak kendi kendinin geri dönüsümlü katilligine insanligindan cikan canavara dönüsür.
Her bayramda aralarinda milyonlarca ehliyetsizin varsayimdan cikip artik hckimseye ne garip ne yabanci ne tuhaf ne uzak ne acayip ne hic duyulmamis veya görülmemis gelmeyen ve kaburgasi kabortaso kasasi baldiri bacagi kolu kafasi eksozu delik desik birbirine gecmis kan revan yollara derelere püskürüp fiskiran yol ve trafik hortlakligini, sanirim en son yüz otuza yakin ölüyle ve hadde hesaba gelmez aci faturali maddi ve manevi kayiplarla karsilayip doyurmaya calisti liyakate sorumluluga hukuka beceriye akla vicdana insanligini tartip dengeleyemeyen ve her yalan yanlisi umursamayarak gösterdigi müsamaha ile herkesi kusattigi ihanet ve ihmaller carmihina kendilestiren yetismis olgunlasamamis Türkiye günlük gündemliligi.
Kücük seylerden büyüyerek hayati etkisi ve yetkisi altina alan her olgu gibi, kendine haram yalan yanlis rüsvet riyakarlik liyakatsizlik keyfiyetlik sorumsuzluk yetkisizlik ve yetersizlik yönünde iletilen her toplumsal uyariyi `benim memurum isini gücünü gayet iyi bilir`diyerek tirink cevaplayan ÖZAL, Oniki Eylül Cia-Mossad darbesiyle Türkiyenin basina müdür yapilan otamatik Bop sartelciliginden en ileri düzeyli ve seckin, Türkiye Cumhuriyeti yagma ve yikim sovalyesiydi.
Onun yorulup yürüttügü her yalan yanlisa gösterilen olaganlastirici müsamahacilikla ve kendi güdümlülügünü sürekli iktidar eden Devleti-Milleti eszamanli ele gecirme `Operasyonculugu` yla, bütün toplumsal egilimleri bir arada tutarak gerektigi yerde hepsini birden topyekün kullanmanin gücü kuvveti üstünde oturup gerektigi anda birbiriyle catistirarak zaten kendine kadar varolan soygun vurgun sömürü kayirma torpil pusu rüsvet kiyak rant yagma dengesiz düzeysizligini birinden biri olmaksizin kapisindan gecilmeyen DEVLET DÜZENEGi seviyesine eristirip ulastirdiktan sonra hic bir gücün kolay kola sorgulayip yargilayamayacagi yozlasmayi garezi güvensizligi fitneyi ayrismayi caresizligi aciyi kederi salgini sefaleti hukuksuzlugu korkuyu karanligi fikirsizligi karamsarligi kuskuyu acimasizligi bencilligi üretimsizligi yilginligi bütün yerel ve küresel isgalciligin talan ve tecavüz keyfiyetine Türkiye´yi peskes cekti.
Ona oralarda bir yerdeyken akil-fikir danismanligi yapanlar harita üzerinde bölünmüs parcalanmisligin Türkiye federasyonculugunu bile yeltenip kalkisti. Ayni fikir ahbap ve erbap sahipleriydi ki, Fethulmetal ve Pekaka gibi küresl-yerel ihanet istilaciligini ayni ortak cikar paydasinda yigin yigina devlete yerlestirip millete arsivleyip dosyalarken, bir yandan da tüm bölgesel atismalara Türkiye`yi tasaron kalibinda rehin veren ihaleyi `nasil olsa herseye gücü yeten Avrupa ve Amerika istedikten sonra eninde sonunda buralarda diledigi devletler karsi konulmaz bicimde parcalanacak ve hangi devleti diliyorsa onlar dikilip kurulacak iyisi mi karsi gelmektense istedikleri hizmeti verip üc koyup bes alan vin vin durum istifadeciiginden kar ve kazanc payi kapmak `..demisler idi. Ve bunlarin cogu Plaza Medya baspatronu, bogaz sefasi haram haydut mafya borsa banka milyarzedeleriydi.
Cevik güc Türkiye`yi bu yolla ÜSTLENiP aciktan aciga isgal etti.Tarim ekonomi sanat bilim yeralti yerüstü ve tüm insan kaynaklarimiz bu yolla `yirmidörtocak` kanun hükmü KARARNAMESIYLE ve ondan el alan Ciller Gümrük Birlikciligiyle mahvedilip hormon bagimlisi zehir zikkim sömürgesi haline takas ettirildi.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Kime diyorum ben şurda
Kime..?
Tuzluya gelen
Ne ilave edersen et bu akrepsi karışıma
Şu zamanda herşey tadı bozuk bulaş alaş
Lokması bir sokumluk cansız resmi

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Etme gitmeleri alaf alaf yanan
Kendini nikahsıza kıymış soldukca rengi delişmenliği
Çekirdeği çatlattı çatlatacak
Başaşa türlü belalar aldığı ar damar
Hiç de sakin gözükmüyordu tül ve pembe
İşareti hanlara yollara çakıyor çakıyor..çakıyor..

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Yara bandinda bütün kanamalarin
Sökügünü dikmeye kesik ahkam
Ahinda künyesiz ciglik önünde arkasinda dünya bir insan
Siritip duruyor cerrah ve lokman, halbu kicoktan karardi cira
Evler bitti erzak tükendi limit likitenin azabina cöktü catti dayandi
Ne duvar koydu ne dam ne sofra ne harman

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Kafam Boşta kalınca
Müsveddeler arasından ayıklayıp arındırdıklarımı temize çektiğimin sırasıdır
Kafam boşta kalınca birara
Elim..
Kapıldığım hayallerin değer ahına uğrayıp niye sızladığına niçin..
Şöylece halim arzeder,

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Sen yaralısın be bahar
Girdiğin bütün yağmur düşleri yol yol elveda
Sen yaralısın kuzum.. uzaktaki vadiler kadar bir de dalları kırık
Her haldesi goncalı gül
Susam tülleri her yakasına ay sessizliğini yolcu götüren kır çiçeğin
Ne kadar döner gelir diye umsan da annen sandığın bulutu

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Demir tavinda güzellik caginda
Söyle öyleyse sevgili iklim temmuz temmuza agustos araf olmakta
Söyle sevgili söyle elimde nefesini tuttugum isligimdan keman
Söyle mola desin sesinde sussun yoa gelsin yolculugu eylensin yalelli yalellim
Almali gölde cevizli derede dutlu bagdayken zaman
Circir böcekleri konu komsum olup da bugün

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Sam yelleriyle seyre vurgun ömür cercisi
Bir yudum su bir lokma ekmek bir adimlik mola ve bir nefeslik dem icin
Say ki dagda kardelen sürgünde kelebek kirlangicta göcebe mumda darvakit..
Parlayip sönen yildizlarla yikinip uyandigin hayalde hüsranda sen
Estin tüttün yandin uyandin
Kimi üryan kimi derin dalgin puslu bulanik bir aynada gölgen suretin

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Acıklı hüzünlü
Bir romandan parçalanıp kopan gözyaşları gibi
Benzi uçuk
Mecali sürgün beyazlara yorgun
Yoluna gittikçe azatlığı bir türlü bitmek bilmeyen uzakların
Yağmuruna yaşına sırıl sıklam bulutları başında toplayıp dağıtarak

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Küskün zamanların ucunda kiraz dalları yeşerten
Soğuğa esen seherlerin saldığı fersah fersah hayal izlerini
İçindeki yalnızlığı gökyüzüne açıldıkça boz bulanmış tül perdeleri
Bulutları yağmurlara siciiim sicim çekilen
Sebebi ziyaretidir urganları gevşemiş bir sandalın
Sana öksüz sular kıyısını yorgun kürekleriyle çırasız

Devamını Oku